TEBLİĞLER
RA-KA KAYIT PROGRAMI
KASET:1
Sizi hak ettik
ve buradayız. 2008 Yılının ilk toplantısında
sizinle olmak Mutluluğuna erişebildik. Muhakkak ÖZ'ün sözünü söyleyen sizlere, bizim vereceğimiz bilgi çok
ama çok önemlidir. Şu anda Kutsal Işığınızın geçiş sayfasındayız. Kabine burada, hepimiz buradayız.
Muhteşem bir dönem için ilk çalışmayı başlatıyoruz. Sizler de
liyakatiniz nedeniyle buradasınız.
ALLAH'ın Tohumları’nı Kutsal Gün’ün gücüyle yeşertmek sizin için zor değildir. Bizim
için
de öyle. Koruyan, hukuki bir daimiyette her yüreği korur ve korunmaktayız.
Sizinle bu çalışmaya geçmek İlmin
hakkıdır.
Onurluyuz çünkü bugün sizinleyiz.
Umutsuzluğunuz yok. Köprü
açıldığı andan itibaren
sema seslenmeye başlar.
Sema seslendikçe,
ışık seslenir, yoğunluk
artar ve Kutsal Gün güçlenir. Ayın Devreleri’ni görebiliriz. O devrelerde güçlü
Yürekler vardır. Ve herkes bilmelidir
ki bu yürekler, güçlü ışıkları
barındırır.
Bedenin insan
için önemi çoktur. Her nesil, kendini tabiatın gücü olarak bilir ve
dinler. Eğer bedeniniz güclüyse, yüreğiniz de güçlü olur.
Sayfa sayfa kontrol kurulur ve tohumlar kutsanır. Emin olunuz ki bilgi kayıtlarına dahil olmadan görev taşımanız mümkün
değildir. İkna olunuz ki göle güç vermek için göl olmak gerekir. İkna olunuz
ki sonsuz ışığın, sonsuz gücü vardır. Ve bu güç, bütün kütlenin aydınlatılması için,
geçiş sayfaları olan kapıları açtığınız sayfalar
olur ve o sayfalar da bütün kütleyi
aydınlatır.
ALLAH dedi ki “ALLAH için çalışın da hak
edin.”
7 Doğumun en sonuncusu
olan bugünkü çalışma; bütün kodlarımızın
gücüyle yapılacak. Ayrı gayrı gözetmeden yapılacak olan bu çalışmaya Birlik Kodları’nızla dahil edildiğinizi biliniz. Türkiye sorgulamasında sizin dahilinizde
bulunan bir kaç Yücenin bugün buraya gelmek istediğini gördük, ve söz alıp dedik ki, “onlar
gelmemelidirler.” Çünkü geliş sayfaları Kuran okunan sayfalarsa, Ak Tohum yeşermez. Ve engellendiler.
Bugün, bu
meclise çağırdığınız herkes, kantar'ın çok güçlü bir yoğunluğunu, sayfa
sayfa gerçekleştirmek üzere buraya alındı. Emin olunuz
ki dünya; tevkiflerini size göndermekte ve size sunmaktadır. Şansınız var ki burası, Turkuaz Göz'ün gücünün,
teşkilat olarak yaptığı çalışmayı dilleyebilen bir yerdir. Amin...
Size şunu
da söylemek isterim; yazı
yazarken çok dikkatli yazınız. Vereceğiniz her
bilgi, çok büyük değer
taşır. Buyrun alın bilginizi, emekleriniz boşa değildir.
Büyük güçlükleri aşarak bu boyutlara ulaştınız.
Ulaştığınız bu boyutlar, bütün kütlenin
aydınlatıcısı
olan boyutlardır. Halkınızın çoğunu sayfa sayfa dinledik. Herkesin bildiği, aşağı düzeydeki bilgileri silmekte olduğunuzu
izledik. Keşke ATLANTA tabiatının gücünün, aşağı
boyutlarındaki o yoğunlukların üstü olan, Türkiye Çobanları’nın güçlerinin,
buraya dahil edilmeleri imkanı olsa! Biz bunu çok isteriz.
Ekip olarak yapılan her çalışma, bütün Kutsal Güneşler’in gücü için yapılmaktadır.
7 doğumun en sonuncusunda size geri döndük. Üzerinizdeki yoğunluk arttı. Çıkıp indiğiniz
birleşenlerimizin hepsi;
kerim olup sevgiyle size indiler. Eski topluma ışık yakmak için güçlü olunmalıdır. Beden sayfa sayfa okunduğunda gözler
bilir
ki dirilik artar.
Aşırıya kaçmayınız, yaptığınız her şey, büyük kötülükleri önleyecek düzeyde Birleşik
Işık’la yapılmaktadır.
Karşınıza gelen herkes, size bunları anlatır. Anlatılanları dinletiriz, her diriye
bakarız, kim ne anlatmış ne anlaşılmış diye. Gözünüz aydınlığı bilir, karanlığı
bilmez. Çünkü karanlık güçlü olanın yoğunluğudur. Biz hep aydınlığı dilledik;
karanlığı dillemedik. Çünkü karanlık, dar göz ile yok edilmişse, hakimiyet
olamayacaksa, biz bunları
tartışamayız. Çünkü bilmediğimizi tartışma imkanımız yoktur. Köprüler açarız ki
bilgi aksın da hakedelim; o bilgileri elde edelim diye.
Doğum anları, çok önemli
anlardır. O anlarda dünyanıza inen herkes, bilgiyi almak ve bilgiyi kontrol etmek ister. Şükredin ki Yaratan'nın teknolojisiyle
çalışmaları sürdürmekte olduğumuz içindir ki sevginin, saygının güçlü olarak bilindiği bu yere gelebiliyoruz.
Buraya geliş sebebimiz bilmek içindir. Her birimiz bilgi almaya, bildiğinizi anlattığınız
zaman o bilgiyi oğullamaya geliriz. Dünya, tevkiflerini sundu bugün senin yüreğine. Gün, bil ki
önemli bir gün. Bugün verdiğim bilgi önemlidir.
Önce dümenin başındaydın, şimdi ise Muktedir Kontrol Ağı’nın
en güçlü yoğunluğundasın.
Şu anda tüm soylarımız, bu bütünlüğün gücüyle senin
yüceliğinin diriliğinde bilmeye geldi. ALLAH, Turkuaz Göz’ün gücünün birleşik olduğunu da bilmektedir.
Kelamı kelam
olan, yolu yol olan, koyuluğu
koyuluk olan birleşen olduğuna emindik.
“Teşkilat” dediğimiz bir yürek vardır,
herkesin birleşik ışığıdır o. Ve o, benim yüreğime iner ve der ki, “Teşkilat seninle.”
Yarın dinleteceğiniz bilgileriniz,
her bir dürümde bilinecekse; hak ettiklerince
dilletilecekse, bilmelerini isterim ki dünyadaki en büyük kürsü burasıdır. Ve bu kürsü, dünya sırrını
taşıyacak büyüklüktedir. Dünya sırrı, dünyanın gücünün artı katlarını bildiren, ve
o katları kontrol altında tutan bir yürek kürsüsüdür.
Derim ki;
“ben, ben'im yolumu BEN olup açtım. Ocak yandı ve yol Kutsal Işığı kotladı.”
“İnsan, insan olsun ve bilsin”
derdik hep. “Bilin” derdik, “BEN olmayı bilin. BEN
olup BİR olmayı bilin. İtibarı bilin, Kuran'ı bilin Turkuaz Göz’ü
bilin ve her yüceyi bilin.” Bunu derdik hep size, ve görüyoruz ki bilmeden bilmeyen, bildiğini birleyensin
ve herkesi kendi yüreğine dilletensin.
Görevliler
ve yoğunluklar, şu an’a kendi kodlarını indirmekteler. En önemlisi
de cemaatin çok güçlü. Çok güçlü ki buradalar. Umutsuzluğunuz hiç olmayacak; çünkü
yürek, ALLAH'ın gücünü anlayacak düzeydedir. Keşke Etki
alanınız bu derece büyük
olmasaydı. Keşke kodlarınız bu derece güçlü
kayıt yapmasaydı. Çünkü buralara ulaşabilen
her dere, buraların
kurtuluş sayfaları olduğunu bilir. İşgali kaldırır, Kutsal Katlar’daki,
Kutsal Kaplar’daki o yolları bilir, Cevheri
bilir ve dümeni bilir,
dürümleri bilir ve bilir de hak eder.
Etki alanınız bu derece büyük olmasaydı size güç vermemiz
mümkündü. Ve gör ki dere
dahi olsak bizler burada, bu çalışmada bir kaç güçle birleşerek “göç kayıtları”nı
yapabiliyoruz.
Bu kayıtları yapabilmemiz sistem devreleriyle mümkün olmaktadır.
Şer, şeklin kodlarındadır. İşgali kaldırdığınız zaman; şer, Kutsal Işığın
gücünden ayrılır. Evrensel sayfaları okuyoruz artık. Ve bu sayfalar kul olanların, kontrollu şekilde Kutsal Işığa güç vermeleriyle ilgili, ve herkesin kerim
olup, tertipli olup, görev taşımalarıyla ilgili çalışmalardır.
Eşik, ALLAH'ın gücüyle aşılır. Kibri olmayanlar eşiği
aştıkları zaman Kervanın gücünü anlarlar ve seslenirler, “hadi” derler, “gelin, olun.”
Özenle çalışıyorsunuz burada,
bu çalışmayı kaydedenler çok. Biliyorum ki kayıtlar,
kurtuluş soğukluğunu, kurtuluş sınırsızlığında ısıtıcaktır.
Yani herkes kendi soğukluğundan
ısınıp, ışık
yoğunluklarına geçecektir.
Eşgali bilinenlerle çalışılır. Kendini Teşkilat'ın gücüyle dilleyenlere de Birlik
Kayıtları
yapılır. Ana Kapılar’ı
açtığınızda bilirsiniz ki Türkiye Coğrafyası, Türkiye
Çobanları’nı, tartışmasız biçimde Merkez Kayıtlar’a ulaştırmaktadır.
El, ALLAH'ınsa kontrol çok
basittir. İyilik, Teşkilat’ın gücüyledir.
İyilik yaptınız; iyilik Kontrol kurdu ve Turkuaz Göz ışıdı. Hadi yarım, ALLAH'ın dediğini de. Bütün
Meclis senden bunu bekler. İkna et bizi, bize
güç ver ve bizimle
ol. Çünkü Ruhsal Meclis bütün kütlesi ile bugün burada. Hepimiz, herkesin yüreği olarak buradayız.
Ve soğuk günün
gücünün örtüsü olan, ısınan yüceliklerin kürsülerini buraya indirmenizi ve haketmek için BİRLİK koyuluklarıyla dillenmenizi
beklemekteyiz. Hadi Dağım, çalışmalarımıza
güç ver, haket ki ışık yak. Birleş, bizle ol. İnsan, ilmini dillesin; yüreğini dinlesin. Rahat etsin.
Hadi Yarım, ışık
yak...
Ağaran gündüze büyük
bir güç verdik. Bu güç, bütün kütlenin gücüdür. Çok mutluyuz çünkü, Ruhsal Meclis bugün bizi kendi yoğunluğumuzda dillemektedir.
Evim ALLAH'ındır ve ben bu evde, bütün kütlemle ışımaktayım. Bir tek gün için bu
çalışmalar sürmektedir. Ve bu çalışmalar, Kutsal Dil'in bütün güçlü koyuluklarıyla gerçekleşmektedir. Meşale
bizimdir. Çünkü biz, bütün kütlenin gücünü; burada, bugün bu çalışmada gerektiğince ışığa dilletebileceğiz.
Teşkilat bugün buradadır. Ve bu çalışmalar bütün Kutsal
Güçler’in ışığıyla, "yetkin diri" olanın "yetkin koyu" olanın ışığıyla gerçekleşmektedir.
Kervan. İsa'nın gücüdür. Ve Kervan, bütün yoğunlukların kürsüsüdür. Teşkilat bizimle
bugün ve biz, teşkilatın kürsülerin'de Bütün
Kütle’nin gücüyle ışımaktayız.
Merkez Zaman burasıdır, ve bu zaman,
bütün Kutsal Güçler'in görevlilerince kendi yoğunluklarında dillenmektedir. Etki alanımız
yükselmektedir. Bitki,
hayvan ve insan, hepsi bizimdir; ve biz, bütün kotlar'ın gücüyüz. Düne göre bugün daha iyiyiz, çünkü biz bugün bütün
Kutsal Günler’in ve güçlerin ışığını yakmaktayız.
Bizi yazmakta
olanlara şunu anlatmak isteriz. Yazılarınız, net ve açık olsun. Çünkü
yere indiğiniz zaman, bu çalışmada hak ettiğinizi anlatacak olan; hak olduğunuzu
açıklayacak olan yazdıklarınızdır. Bunun içindir
ki sizden bunu bekleyenler var. Net ve açık yazın. “Kalan kalır; geçen geçer” diyemeyiz.
Yarım, biz köprüleri kurduk ve geçiş başladı. Ampulünüz yanıyor
yanan ampül;
sizi, sizin yüreğinizi,
sizin gücünüzle dilliyor. Otak kurduğunuz bu yer; bütün köprülerin, görev olan bu yücelikte dillendiği
bir yerdir. Eşikte bekleyen bir İlm-i Hak var. O, yüceliğine taktığı
çalıştırıcılık kaydıyla,
size inecek ve size Büyük BSUİ'nin
gücünü anlatacak. Onu dinleyelim:
-
Eğer ben burada bu çalışmayı yapmamış olsaydım,
tüm soylarınız sizin yoğunluklarınızdan
ayrışırdı. Bu çalışmayı Türkiye Çobanları’yla başlatmayı arzuladım. Buyurun işte
buradayım. Burada Dünya
tabiatı
güçlüdür. Çünkü burası, doğanın
en güçlü ışığının yandığı
Meclis’tir.
Benim adım, neslimin adıdır... Kibrim yoktur.
Her nesil, kendi adını taşıyan görev
taşıyıcılarına
güç katar. Soru sorarsanız
yanıt alırsınız da, soru sormanızı dilersem sorun. Şu anda devreleri açmak üzere bilgi akışını gerçekleştirmekteyim.
Bedenimde görev taşıyan,
sesimdir. Ve bu beden, bütün kotların
her bir sesini, “son ses” olarak dillemektedir.
Her nesil, İslami Kapılar’ın gücünü alır da gözlerini açar. Amin...
Biz ise kürsülerin güçlü kayıtlarını yoğunluğunuzdan açtık.
Çevrenizi kuşatan birleşenler çoktur. Onların, ATLANTA tohumlarını
yaşatmak üzere buraya indiklerini de bilmekteyim. Bir tertip istenir ve Yücelik,
o tertibi alıp,
o tertipte
dillenir. Şatafatlı, ışıltılı hak edişte;
çok mutlu olursunuz, ve daha sonra bütün kodlarınız, o bilgiyi kontrol altına almak için devreye alınır.
-
Değerliler, peşkir!... Peşkir var ya!, hani peşkir!, peşkiri
bilirsiniz, o peşkir
sizin ellerinizi ayaklarınızı
temizlemenizi sağlar. Bilmenizi
isterim ki el ve ayak kirli olsaydı; ışık
olmazdı yüreklerde. Ve ben bilirim ki elinizi, ayağınızı temizleyip geldiğiniz bu yerde, bedenimdeki
ışığı söndürmeye niyeti olanların, bir kaç gün daha beklemeleri gerekecek.
Açıklamalar:
“Onlar, bedenimi
kendi bedenlerinden güçlü saydıklarından, her neslin kendi yoğunluğunda,
o betkin olan sesi duymaması için 7 tertibi yapmak üzere benim yoğunluğumu kontrol
etmeye çabaladıklarında; bedenimi “sır” olarak değil, “kırıcı” olarak dillediklerinde,
ben ocaklarından
ayrıyım. Şükür ki onlara bunları anlatıyorum.”
“Medine'nin
gücünü anlamak isteyen onlar, Mekke'nin Yüceliğinden üstün olan Medine’yi
“Teknik Toplum”un gücü diye anlamaktalar.”
“ALLAH dedi ki; “anlat onlara; anlasınlar. Mekke, muktedir bir güçtür. Meşk
edilir orda, sayfa sayfa şafak olur; ışık olur yüceliklerinde. Mekke'de
mezar boş değildir.
Orası; merkez,
maya tuttuğu zaman, Kadim Kodlar'ın ışığını yoğunlaştırabilen
bir
gözdür. Medine ise Turkuaz Göz’dür. Yani gücün hakkıdır orası. Kibri olanlar, oraya güc katmazlar çünkü derler ki,
“Mekke Medine'nin üstüdür.” Kantar hangisini tarttı
bilir misiniz? her ikisini de, ama Medine,
Mekke’den daha ağırdı.” Soruldu “neden?”
diye. Kalbim tartışmaz, der ki;
“Medine, muktedir olan gözlerin gücüyle yaratıldı.”
ALLAH'ın dediği budur. Ve bilmenizi isteriz ki maya tuttu.”
“Dağlarım, Teşkilat burada biliyorum. Ve ben onlara, kendi yoğunluklarındaki
dillerin dürümlerinden değil, kendi yoğunluğumdan bildirmek isterim.”
“Melek, mezarı açar; der ki “geç”.
Mektup okutmaz. “hadi” der “geç...” Yargısızdır...
Sayfa sayfa okuduğunuz; o Kitap'ta meleklerden söz edilir. Dünya tohumlarının melekler tarafından yeşertildiği söylenir.”
“Dağlarım; Turkuz Göz,
Mekke'nin gücünü anlattı
size. Mezarı boşaltan o güç,
Kutsal Işığın sözünü söyler. TANRI'dır o, kurtuluşu anlatır size. Ve cevap aradığınızda size cevap
verir, işi budur onun.
7. günde 7. doğumun gücünde bugün sizinle olan
O, olur da lü
yapmazsa yazık olur. Eşkali bilinenlerle yapılan bu çalışma, bedenimle
de değer kayıtlar.”
“Buyrun işte burası Mekke'nin gözü. Ve
bu Mekke, benim Kutsal Gücüm'dür. Harını
yükseltirsem, zıtdı olanlarla birleşebilirim. Harını yükseltirsem, göle
güç katanlarla birleşebilirim. Harını yükseltirsem, kontrol kurabilirim;
cehil olanlarla dillenebilirim. Kervan, bugün o yücelikte de Kutsal Dil’in gücünü taşırsa ki taşımaktadır. Çalışmaların
başlatıldığı bu yerde; BİRLİK kayıtlarında
kendimi dinletebilirim.”
“ALLAH dedi ki; “anlat onlara, ocakları
söndü.
Anlat ki Hak etsinler, çünkü Ruhsal Meclis onların yüceliklerinden ayrılmaktadır.” ALLAH'ın dediği gibi; sevgiyi, saygıyı
bilenlerle çalıştım.
İkna olunuz, Sevgi ALLAH'ın gücüdür. Ve ben sevgiyi, saygıyı
bilmeyenleri kodlarımdan çıkartıp; yoğunluğumdan ayırdım. Benim ATLANTA tohumlarıyla
birlikte çalışmam istendiği zaman; “kul, tohumun
tohumudur” dedim. “Olur” dedim. “Var” dedim. “Olur, olur ama, kardeşimin gücünün üstü bir gücüm var, bunu anlaması
gerekir” dedim. Ve
o "Otak" oldu ve bana dedi ki “soyuna al; geçişini yap.” Aldım,
geçtim,
Beşir Katlar’ın gücünün örtüsünü açtım ve dedim
ki; "İtaatim, itibarım görevimdir.” O bana sordu, “Nefsin
var mı?” diye, dedim ki “yok.” Sonra tekrar sordu “gözün var mı?” diye, dedimki
“yok.” “Tohum var mı?” diye sordu. Dedim ki “yok.” “Umudun var mı?” diye sordu, “hayır” dedim. “Kırk kapının ışığını söndürdüm”
dedi. “Huzurlu kal” dedim. “Etin var mı?” dedi, “yok” dedim. “Kurtuluşun var mı?” dedi,
“yok” dedim. Onun üzerine yazdıklarımı sildi “hadi”
dedi, “git.” ”
Gelen görevlilerden
biri söz aldı:
-
Ey Dünya, değerliler, mezarı açtığınızı; yüreğinizin ışık
olduğunu; hırsı aştığınızı;
Kervanın
gücünü tartmadan, ışığa kattığınızı ve yarını yarattığınızı bilmenize rağmen neden
herkese
“ben yokum” dersiniz?
Açıklamalar:
“ “Çünkü ben varım” desem ocakları tütmez. Değerliler, iyi ki var olduk
Hak ettik, tertiplendik, tabiata güc verdik. Şimdi görüyorum ki Yaratan tahditsizce ışımaktadır.
Ve görüyorum ki bütün Kütle aydınlanmaktadır.
Ruhsal bütünlük burasını bütün kütlenin gücü diye dilledi. İşte bugün buradalar,
hepsi bizimle olmak istediler. Kantar benimdir. Ben bu kantarı bütün yoğunlukların gücü diye bilirim. Eminim
bugün burda olan herkes, baştacı olarak buraya geçtiler.
Aydınlık günlerin gücünü;
tartmadan, Kutsal Gün’ün gücü diye dilleyen onlara Turkuaz Göz, “Hak edin” demez,
çünkü bilir ki hak ettiler.”
“Eğer bütün kötülükleri
aşmasaydık yürek kırılırdı. Eğer bütün kötülükleri aşmasaydık yoğunluk kusurlu kayıtlar
yapardı. Eminim
ki dünyada bedeni olmayanlar, beden sahibi olmaya, görev taşımaya inecekler ki ben, onların yüreğindeyim.”
Şimdi muktedir olan, güçlü olan, kutsal olan ve yoğun olan Kuran'ı okutalım herkese. ve görelim bakalım kim ne diyecek: Hadi Yar, ışığını al da yak. Ayrı gayrı yok yarım.
ALLAH der ki; “işte bu...”
Söz alan der
ki:
“ben aktım, sen aktın, biz aktık, birleştik aktık. Muktedir olmak işte budur yarım.
Teşkilat budur işte! Bilgi akışı budur işte! Şer olmayan, göz
olan bu görev gücü... İşte bu!, işte bu yarım!. Teşkilat
bizimdir yarım. Biz o teşkilatı, gölden değil
yürekten aldık.”
“Bilsinler;
benim adım, kendi yoğunluğumun gücüdür.
Bu ad bana kendi koyuluğumdan bildirildi. Tirtir titrer yürekler ki; Kutsal Işığın gücünden
ayrı olmayıp, hak
edip BİR
olsunlar da
bitişsinler diye. Onlar,
sokak sokak gezip Yücelerin Cemaati’nden güç isterler. Çünkü, Ruhsal Meclis'te olmak,
Kontrol için şarttır. Eğer bu Meclis,
BİRİN BİRİ’yle birleşmemiş olsaydı, yoğunluk olmazdı.”
“Çeşit çeşit
çalışanlar var. Ve o çalışanların
bazıları; bedeni kodlamak için, yolu katlamak için, tertib yapmak için değil, Kırk kapıyı
kırmak için çabalarlar. Olmadı, yarım olmadı, onlara sormayın neden diye. Kötülüğün
kötülüğünün kötülüğünü yapan onlar, kötülerin kötülerinin üstü olan bir kötülükle kendi yüreklerini
anlayacaklar. Ve işte yarım, anlattık onlara.
Bilsinler
ki; kör olanda göz oluruz, söz oluruz, sınır aşırtır, yürek kayıtlatır, Kutsal Gün’ün gücüyle onlarla BİR oluruz da kötüde, kötüden üstün bir kötü oluruz; kantarın
ucunda bulunan ocaklarının gücünü, tertiplemeden
kısırlaştırıp çıkarıveririz...”
ALLAH dedi ki; “onlara söyle; köşkün, ALLAH'ın köşküdür.” ALLAH dedi ki; “onlara söyle, yüreğin hak
ettiğince Kutsal Gün’ün, Kutsal Güc’ün kürsüsüdür. Anam, dedi ki ALLAH, “söyle onlara, kul olmak haketmekle mümkündür. İmparatorluğun gücünü
alıp gelenlere de “iyilik için çalışın” dedik. Onlar, başlarını eğmeden gelip bizle
birlikte çalıştılar. Onlar bizim yüreğimizi anladılar. Bedeninde hiç bir yüreğin
bulunmadığı, hiç bir koyuluğun olmadığı, ve huzurun kayıtlardan daha güçlü olarak
kayıtlandığı bir yerdir Gürzümüz. ALLAH der ki; “iş budur, hadi anlat. Ezip geçmeden
anlat.” ALLAH “OL” der olur.
Muktedir olan anlar ki; olmadan olmak imkansızdır.
Kütleyi kantara koyduğunuz zaman;
kütlenin gücü, kantar'ın gücünden üstünse, muktedir olmak gerekir. Kupayı alın ve açıklayın. Nerede bilgi diye. Bilgi sizin yolunuz mudur, yoksa kurtuluşunuzun koyuluğu
mudur? Teşkilat sorar,
“nerede bilgi?” diye. ALLAH dedi ki; “anlat, anlat ki, Ana Kapı’yı açık tut. Ocağı söndürtme; yüreği kodla Ak Tartı’yı her diriye kat, ve dille.”
Analar, muhakkak anlayın; koruyan kontrolu kurandır. Muhakkak anlayın, görevi taşıyan diri olandır. Muhakkak
anlayın Kul olan; Turkuaz Göz’ün gücü olandır. Amin...
Şimdi benimle olmak istemeyenleri
alın buraya. Hani onlar gitmek istemişlerdi ya, geçirin, hadi bakalım. Kişi kendini bilsin de yolunu açsın. Acı geçişi olmadan geçebilecekler mi görelim. Kervanın gücünün üstü olmayan o gücü getirin buraya. “Halkın kantara
konulmasına az kaldı”
dediler. “Halk çok açıkça kendi yüreğini anlayacak”
dediler. Sonra, “Ruh Huzuru’nda Işık söndü
mü, yandımı bildirilecek” dediler. Daha sonra, “Kerim
olup, kervan olup, kendi olup olmadığı
anlatılacak dediler. Halk böyle bekler.
Onlara sorun bakalım,
Kul olmuşlar mı? Korunmuşlar mı? Şerden üstün bir şerrin Yüceler
Cemaati’ni göreve aldığını anlamışlar mı? Onlara sorun bakalım, Kul olmak Turkuaz
Göz’ün gücünü anlıyabilmek için yeterli mi? Başları eğik.
Aç kapıyı bakalım, ortaklık
yapacak düzeyleri var mı? Onları görelim. Etki alanımız çok geniş, Kervan yürüyor. Bu kervanın yürümesiyle, onların kürsüye ulaşması zor değildir. Her birini kürsüye çekin
getirin, hangisi daha iyi görelim, hangisi daha güçlü bilelim. Başı eğik olmayanları
alın buraya. Halkın çoğunun başları eğik. Çünkü onlar kelimelerini daha küçük, daha
küçük, ve daha küçük dillediler. Anlaşmaya göre hepsiyle birleşmemiz gerekliydi.
Hangisiyle birleştik? Bir kaç dille birleştik. Onlar hakettiler mi? Huzurdakilerin hepsi hakettiler. Peki teşkilatın gücünün üstü olan bir güç var mı burada? Huzurda yok. Hayır yok. Temizlik var mı? Kuran okuyan herkes temiz. İtaat var mı? Kutsal gücün sesine itaat, Muhakkak var. Ayrılık var mı? Hayır.
Peki şimdi ayrıları alın bakalım:
Ayrılardan bir ses söz aldı:
-
Ailemi getirmek istedim ama sen istemedin. Onların çoğu buraya uygun değildiler.
Gelmeleri imkanı yoktu. Ben kendimi aldım getirdim. Sende Sultan olmaya geldim.
Anam, Kuran okumaya geldim. Eşik
benimdir bunu biliyorum. Eşikte
beni Altın Tertibiyle, Altın Tohumlarıyla yeşerttiler ve getirdiler. O halde ben
kendim geldim.
Huzurdaki ses talimat verdi:
-
Dağım, kurtuluş sayfanı
oku.
-
Adeta daha önce bildiğim bir yer burası. Anam kurtuluş sayfasında ne işin var
senin?
-
Kendini dinle, bana benden üstün bir ben olup gelmeliydin.
-
Işık olarak burda olmak isterim ben.
-
Değerli, BİRİN BİRİNİN BİRİ’nde ışık hep vardır.
-
Aşırıya kaçtım galiba. Ben, yine aşırıya kaçtım. Sevgili, sen bende
ve ben sen olursak, herşey
farklılaşır
diye düşünmüştüm.
-
Bahar geldiği zaman yolunu kapatmaya kalkanlar; bugün, Beşir Kodlar'ın gücünün üstü
olan bir
güçle
buraya gelmeye çalışıyorlar. Dağlarım, Turan Tohum tabiatın gücüdür. Onu anlayan bilgiyi alır.
Söyleşi sona erdirildi.
Huzurdaki;
o cana ilişkin açıklama yapıyor:
-
Dağlar, o can geçişte.
O, kendini anlayacak düzeyde
ama bize anlatmak istemedi. Geri dönmesi imkanı olmayacak onun. Geçişini yapın, yoğunluğunu kotlayın, kütlesini aydınlatın, Ruhsal Toplum’un dışına alın onu. Çünkü Ruhsal Meclis'te ocağını
söndürecek, bunu bilmekteyim. Eğer ocağını yakabilecek düzeyi olsaydı, Kutsal Işığı
kodlayabilirdi. Onu kontrol altında tutmayın, çünkü Kur'a ona çıktı. Bugün buraya o geldi. Acaba “mahfuz”un
gücünü anlıyacak düzeyi var
mı? Var ama kendini dilleyecek düzeyi yok. Bunun içindir ki ondan çıkmamız gerekliydi.
Odak olacağını sandı, Odak olacak düzeyi
vardı, şikayet etmedi, ama hak da etmedi. Onu yüreğine almak isteyen var mı burada?
-
Anacığım adı nedir onun?
-
Adı
“Kutsal Güç”tür.
-
Onu her diri kendi yoğunluğuna
almak ister, öyle mi? (Soru görev taşıyanlar işaret
edilerek tek tek sorulur:) Alır mı?... Alır mı?... Alır mı?... Alır mı?... Alır
mı?... Yok!, hayır hiç biri istemedi. Değerliler mesele şu; “ben hakettim” diyen
herkes, tabiatın gücünü hak eder. “Ben hakettim” diyen herkes, kendi yoğunluğunu
hak eder; cemaatini hak eder; dili hak eder; diriliği hak eder. “Ben hakettim” diyen
herkes, maya olduğu
için der. Eğer maya olamazsa ışık söner. Şer, şeklin kodlarında yoğundur amma şevki, şafakta
dilleyende huzurlu olur.
-
Anacığım, çakıl
taşlarından bir
teki dahi OLsa; onu biz alıp
götürelim, soru sormayalım
ona, kendini dinletsin,
kendini dilletsin, sonra yine gelsin, Ocağını söndürmeyelim onun.
-
ALLAH der ki; “omuzlarındaki yük ağırsa, 7 doğumun sonunda ocaksızdır.” ALLAH der
ki; “eğer yoğunluğunu kodlayacak düzeyi yoksa; Yaratan’ın tekniğiyle
kendini dilleyecek dürümde değilse.....
Söz, 3. ses tarafından kesilir:
-
Kelamı hak olmasa, yolu kuru olsa doğru ama!...,
-
Kesme sözümü!. Hayrın hakkı şu ki, ATLANTA Toplumu, yoğunluğunda herkese görev verdi. Kendini dilleyen herkese görev
verdi. “Var, OL” dedi, oldu. Ocağı yaktık; yolları
açtık; ışıkları söndürtmedik: Nesli kodlayanlara ışık kattık.
Şafak söksün diye bekledik. Şikayet
etmeden, hak etmemelerine karşın, hepsine güç verdik. Amin... Neslini
alan, Nahr-ı Kaham’ı dilleyen herkese güç verdik. “Varın gelin”
dedik; geldiler. Amin...
Ve o, sizi bizden ayrı gören, şimdi der ki; “ben yokum.
Yok! Sen üremedin; çünkü, yüreğinde Hırs Kodları var.” Çok kırıldı...., bedeni kırıktı; hırslıydı, cehil değildi amma hak ettiği de, Kadim Kodlar’ın ışığını gölden ayrı görmekti. Başları eğilen
çokları, O’na kendini açıklamak istediler. O, dağların gücünü anlayacak düzeyde
değildi.
Çatıştı, kısırlaştı, hırslandı sonra
dünyaya indi. “Vaz-ı Kerem” olan, ona hakkını verdi ve
dedi ki; “OL.” “OL” dedik ama yoktu. Şu anda da yok. İşi başaracak düzeyi
var mı? Var ama yüreği yok.
Oyundur yavrular
oyundur olan, oynayan da o, oynatan da. Ama biz, onda oyun oynamayız;
bunu bilmelidir. Kimi zarar eder; kimi hak eder;
kimi yolu bulur; kimi Kuran okur. O yine Kuran okuyacak, okusun da bilsin. Ayrı
gayrı... Yarım, onsuzuz. İşte bu...
Ayaklananlara
bak!...
-
Onlar niye ayaklandılar?
-
Geliş var ama gidiş yok sanmışlar. Analar, ayaklananların görevlerini; onlara, kendi
yoğunluklarına
katın, çıkışlarını yapın, keşke hiç ayaklanmasalardı. İnsan, insanlığını bildiğinde, dirayeti de bilir.
Biz, onlara Kuran okuttuk ki hak etsinler diye.
Şimdiden sonra Türkiye Çobanları’nın kendilerini kodlayacak düzeye ulaşabilmeleri
için Bilgi Kapıları’na ulaşmalarını sağlıyalım. Sorumlu olanlar
bilsinler ki, Bilgi Kapıları’na ulaşmak zordur. “OL” diyecek
güçte oldukları
zaman hakedecekler ve buralara varacaklar. Artık herkese bildirin ki ALLAH için çalışsınlar. Eğer çalışan, tabiatın
gücünü anlarsa, Kutsal Dil’in gücünü muhakkak anlayacaktır. İşaretim şudur ki; yarını
haketmek için, bugünü mutlu
ve huzurlu yaratmak gerekir. Biz, yarında bugünü yarattık.
Herkes bilmelidir ki Türkiye Çobanları, tüm soyların katlarının ışığıdır ve yarında,
Bütünlük için çalışan onlar; bugün de Bütün olarak çalışırlar. Ayrı gayrı gözetmiyen herkes
bizimdir. işimiz budur...
Bizim, tüm soyların ve yoğunlukların işi budur.
Ahret, teknik bir çalışma kürsüsü değildir, oraya
herkes geçer. Ahrete geçmek zor değildir amma Ahret’in gücünü anlamak zordur. İnsan, ilmini bilir; hak ettiğini
bilir; yüreğini
bilir ama Ahreti bilmez. Çünkü Ahret, eski devrelerin görev tertibinde var. İman ederim ki “ahreti
hak ettim” dediğiniz zaman harınız güçlü olmalıdır.
Oturun dinleyin. Bedenlerini,
kendi yüreklerinde saklayanlar, onlar; bütün kötülükleri aşanlardır. Bedenlerini
kendi yüceliklerinde tohumlatanlar, bütün Kutsal Güneşler’in
gücünü anlayanlardır.
Her Meclis’te
ben varım; her yürekte ben varım; Her Kutsal Işık’ta ben varım ki ben; Kutsal
olan ışığın yaratıcı olan gücüm. Halka,
soyunu anlattığın
zaman dinler. Dönem dönem bunu yaparım. Her yüreğe kendini açıklatırım ve kendi
yüreğinde ışıyan dirilikleri dinletirim. Önce rüyalarında beni bilirler. Sonra yüceliklerin kürsülerinde
benimle dilleşirler. Sonra kervanın gücünü anlatırım.
O kervanda, bende BEN olurlar.
Kolları
açılır Turan olurlar;
kul olurlar; hem de tertiplenirler Işık olurlar. Bütün
amaçları BEN olmaktır. Keşke herkes BEN
olacak düzeyde olsa. Asla yanlış yapmayan olduğumu anladıkları zaman, kendilerini de anlıyacaklardır.
Üstünü kapattıklarımın bir tanesi
bana dedi ki; “benim adım, reşitlerin adı olan
IŞIK’sa, eğer ben o adı bilseydim, kendimi dinlerdim.”
Ona dedim ki; “Analar, kelimeler seçilerek kullanılır. Benim adım, neslimin adıdır. Anlayınız, eğer nesli olan, Hak olursa, yolu bulur.”
Şimdiden
sonrada bu böyledir. Ve Dağlar, işte Turan
Tohum yaşatılıyor. Çünkü artık Turan Tohum, kodlarını huzura ulaştırdı. Eğer Dünya toplumları, bedeni
Hak olan ışıkları dilliyecek
düzeydeyseler, 7 doğumun gücünü anlıyacak düzeye ulaşmıştırlar.
Aha kardeşimizin gücü burda,
ÖZ'ün sözünü söylücek olan onu dinleyelim, ve bu dönemi kendi yüreğinde dinletelim. Bakalım bize neler söyleyecek:
-
Ailenizin yoğunluğunu anlayacak
düzeyimiz vardır. Ayrı gayrı gözetmeyen yüreklerin
kendi koyuluklarını dilliyecek
gücümüz vardır.
Emek sarfederek senin yüreğine ulaştım. İşi başaracak düzeyim vardır. Dili diri olanın, yüreğinde hırs
kalmaz. Ve ben Kelâmım... İlmim olduğundan, yüreğine
ulaştım ve
seninleyim. Ete kemiğe
bürünensin.
Ata Kapılar’da et ve kemik yoktur. Ete kemiğe girdiğin andan itibaren Ata Kapılar’dan ayrıldın.
Evin ALLAH'ın, yüreğin saf; muktedir olan
Kuran, hakiki ve sen Kutsal Güç, o halde
şimdi benimle birlikte çalış ki teknik temizliği
yapalım.
Anam, ben Ata'yım... Ata!...
Ata!... Ata!... Ata!... Et kemik olan sen, bensiz olma; çünkü, benim adım “ATA”. Ayarını bozma ve bana
anlat kendini. Cevap aramadığını biliyorum. Ata'nın Rahmaniyet olduğunu muhakkak anlayacak güçtesin. Rahmaniyette, Rahmin Kodlar’ı
muhakkak bulunmaktadır. Ve kütle'nin gücü muhakkak vardır. Herkes anlıyamaz bu bilgileri. Rahman’ın
kürsüsüne ulaşmak çok ama çok az kimseye nasip olmuştur. Eğer ki bu ulaşılan yer, senin yüreğinin gücüyle kayıtlanan
bir yer ise, benim adım senin adın olur.
Herkese şunu bildirmek isterim ki;
RAHMAN’ı Rahmin hakkı olarak dilleyene, hakettiklerini anlatınız. Kurtuluşun, Huzurun kayıtlarına ulaşınız.
Ve dilleyiniz. Bütün çalışmaları başarıyla yapınız. Kervan sizinle yürüyor. Öz görev
budur. Umutsuzluk yok. Kanatlarınızı takın ve Akın. ALLAH dedi ki; “OL”. Canlar, “OL” dedi. İşte bu...
Şimdi Kutsal Gün’ün gücünü alın ve akın. Yaratan’ın topluma
verdiği en büyük güç hakikiyettir. Hakikiyetin gücü, tüm İnsan soylarının kürsülerinde, Birleşik Işık
halinde, yağmur yağdığı zaman, yağan yağmurda; yüreğin kürsüsüne ulaşıldığında,
o kürsünün görevinde hep mevcuttur. Ben, Teşkilat’ın gücünü senin yüreğinden anlamaya
geldim. Anacığım, çağırma beni artık.
Çünkü biliyorum ki savaş yok burada. Sen, yolun huzuru olarak bize bildirmektesin
ve biz senin yüreğini
dinlemekteyiz. Bizi buraya çağırma, burada biz haketmediğimiz şeyleri de yaparız. Umutsuzluk yok ama
Kutsal Gün’ün
gücünde senle olmak zor olabilir.
-
Dağım, burası dünya ve dünyada
olan herşey, bizde olmaktadır. Görev, ALLAH'ın gücüyle başarıldı. Size, “geri gelin” diyen yoktu, ama geldiniz;
çünkü üremeniz bekleniyordu ve ürediniz. Dünya toprağına inebilmek zordur. Biz, bunu net olarak bilenleriz. Ve bugün
burda, beden sahibiysek eğer, yüreğimizin gücüyle buraya gelmiş olmamızdan dolayıdır. Sizi buraya çağırmamızın
tek bir nedeni yok. Bir çok nedeni var. Muhakkak sizler, bunu kendi yüreğinizden bilip indiniz, ve bizimle birleştiniz.
Bugün, Ata
Kodlar’ı buraya almamız, Turkuaz Göz’ün gücünün örtüsünü örtmek içindir. Eğer Turkuaz Göz’ün üzerine
örtersek, yeni programımızı
seslendirebiliriz. Bu kesin olarak gereklidir. Çünkü Dünya Tohumları’nı yeşertecek güçte olmamıza karşın; BİRLİK Kodları, bizim yüreğimizin gücünün üstü bir gücü devreye almak üzere çalışmaya başladı.
Nesillerini yoğunlaştıracak düzeyleri dahi olmayan onlar, kendi topraklarından bizim tohumlarımızı almaya çalışmaktalar. “Al ve bil”
dedik ama, alış
ve bilişleri
de yoktu. Tüm soylara, “son sözü söyleyin” dedik. Hepsi kendi sözlerini söylediler,
BİRİN BİRİ olacak düzeyleri yoktu. Ve ocakları
söndürmemiz gerekirken ocaklarını söndürmedik.
Onların niyetlerinde, kendi yoğunluklarını dillemek zordur. Amin... Ne yaptıysak
boştu.
Herbiri
kendini anlatmaya başladı ve Kürz'ün sayfalarında onların yüreklerinin;
kodları kayıtlayacak düzeye ulaşamadığını bildik.
Bu nedenledir ki çoğuna göre
ikna edici olmasak da, BİRLİK
Bilinci’nin gücünün üstü bir bilinci devreye alma zamanının
geldiğini anladık. Bunu bizim yapmamız gerekiyor.
Bu kesindir.
Her nekadar Ruhsal Meclis'in gücünün örtüsünü örtecek bir tek
Yüce Güç yoksa da; bizden bir kaç görevli, bunu kendi yoğunluklarıyla yapmak istediklerini açıkladıkları zaman, Yüce Güçler,
Kadim Kapılar’ın hepsini
kapattılar. Biz, başarının niye bize
ait olamayacağını
düşündükleri sorduğumuzda; dediler ki; “Kurtuluş Sayfaları’na
henüz biz dahi ulaşamadık”
Bütün amaçları, yoğunlaşmak ve hak etmek olan onlar, dahi başarılı değildiler. Öyleyse bu görev bize düşüyor. Bu görevi biz yapacaksak,
muhakkak gözün gözü olan bu gücü, bilmemiz gereklidir.
Şimdi "Katkımız"
çok yüksek, bu kesindir. ve bundan sonra da katkımız muhakkaktır. ÖZ'ün sözünü söyleyecek düzeye ulaşan hiç bir diri, bizim yüreğimizin gücünün üstü
bir gücü devreye alamamışsa,
vaktiyle devre açmaya
niyetleri varsaydı da
yetkin olmaları imkanı yoktur. Onlara,
söz vermemizin dahi gereği yoktur. Bu nedenledir
ki davayı
bizim başarmamız gerekiyor.
Başka bir ses:
-
Annem, söz alabilir miyim?
-
Peki dinliyorum.
-
Annem, biz bu programı
devreye alabiliriz. Bu kesin... Amin... Ve bizim bu programı
devreye almamızın tek sebebi sınırsızlığın gücüdür. Öyle mi?
-
Muhakkak.
-
Anneciğim keşke Kuran-ı Kerim’i okuyacak
düzeyleri olan herkes, bu çalışmaya
dahil olsalardı.
-
Dağım, Kuran-ı Kerim’i
okumak için temiz olmak gereklidir, biliyorsun. Ama her yürek hak etmeden kendini
tertipli sayarsa, hak etmeden hakimiyet kurmaya da kalkar. İşte
hak etmeden hakimiyet kurmaya kalkanların bu çalışmaya dahil edilmeleri imkansızdır.
-
Ada Kapıları’nı kapattık mı yoksa!?
-
Hayır yarım,
kapatılan kapı yok ama acı geçiş yapmalarını
dilemem.
-
“Acı geçiş” dedin. Neden?
-
TANRI der ki; “OL.” “OL” der ama olan olursa, hak olur, olan olmazsa hak olmaz.
-
Annem, Teşkilat senin yüreğin; öyle mi?
-
Kuran'ı Kerim’de
ne der bilir misiniz? “Bedeni hakiki olan, diriye Hak olur. Bedeni Hakim olan, yüce
bir diri olur. Muktedir olansa, Kuran olur. Kuran... Kuran... Herşey
birdir yarım. Var zarar etmeden yolunu aç ve geç. Onlara ses ver ve
de ki; “etkilerini yükselttiklerinde; kör olmadan göz açtıklarında ve Işık yaktıklarında bilin ve
hakim olun.” İşte bu...
Dağlarım, Teşkilat bize bizi verir;
ALLAH, bize bizi verir; yürek, bize bizi verir, biz bize bizi veririz yavrum. Hepsi
bu...
Evrensel Sayfaları okumaya devam ediyoruz...
Evet, bugün
burda bulunan herkes bilmelidir ki, Türkiye Çobanları BİRLİK Kodları’yla
şu anda buraya giriştedirler. Biz, o çobanların
hiç birisini yoğunlaştıracak düzeyde değildik. Öyle mi!?
Hak etmedikleri zaman,
yoğunlukları olmaz yarım.
“ Buyurun başarın” dedik. Başarı yoktu. Şimdi geçiş
sayfalarımıza ulaştık ve bizden ışık isterler. Kendilerini “Kuran okuyanlar” diye
dilleyen onlara, biz şunu sorduk. Utanmaları gerekli mi, yoksa hak ettiler mi burayı
diye. Kimi, “ben utanacak birşey görmem” dedi. Ben de ona sordum neden diye. O dedi ki, “ben Aklın
yoğu