Ana Menü 

  Skip Navigation Links
 
 
 

 

 

 

 

 

 


                                                    


 05.03.2008 Tarihli RA-KA Tebliği'nin 2. Bölümü

Doğa, dünyanın sayfalarını size defalarca dinletti ve bilinmesi gerekenleri izah etti. Doğa, sayfa sayfa okundu ve okutuldu. Şu anda artık Görev Tekniği, Hak Tekniği oldu. Şükür ki Allah, semaya güç verdi de bütün kötülükleri aşma imkanına sahip olduk. Özün sözü, hepinizin gücüyle söylendiği zaman bildiğiniz en büyük güç, ağır yükü hafifletir.
7. Dünya Üstü Kutsal Işık Kapıları'na ulaştık. Burada, Birleşik Kaynak Kotlar mevcuttur. Ve o kotların dahi üzerine ulaştık. Umut, Turkuaz Göz'ün gücüdür. Ve biz, buradaki gücü ışıkla dilledik. 7 doğumdan itibaren kendi yüreğimizi aldık, hakettik; Dağlara ışık kattık; yolu açtık ve şimdiden sonra herkesle birleşmek üzere buradayız.
Dünya üstünde dua okuyanlar çoktur. Her biri kendisi için okur. BSUİ Kodları ise dua okumazlar. Çünkü onlar, kendi dahili kodları ile hakim kayıt yaparlar. Bilmekteyiz ki dua okunduğunda, okunan dua ışığın yoğunluğunu kotlar. Kotlar ve katlar. Katlanan her bir kot, ikna olunuz ki ışık yoğunluklarını Kaynak Kotlar'la birleştirmek için kotlanır.
Canlar, Dünya Evrim sayfalarının 3 kütle katını aştı. Kütle, bütün kürsülerin birleşik olarak bulunduğu Turkuaz Kapı'dır. Ve 3 kütle, 3 Turkuaz Kapı'dır ki her biri, Birleşik Işık Kotları'yla kayıtlı olan "bitki", "hayvan" ve "insan" diriliklerinin Tanrısal Kayıtlarıdır. Bunlar hepsi aşıldı. 3 kat aşıldıktan itibaren 7 doğumun gücü devreye indi. Artık dünyada evrim sayfalarının son kotları dinletilecek. Ve ondan ötede artık Işık yoğunlaşacak. Ve bilgi, kayıtlara indiği andan itibaren bütün kontrol sevgili neslinizin ışığına geçecek. Bunu başaracağınızı biliyorduk.
Başka başka diriliklerle de bu çalışmalar oldu. Nefsi aşan herkes, bu çalışmalarda kendi yüreklerini dillediler. Sonsuz sır olan bu çalışma dinletildi. Ve sizin yüreğinizde Birlik Kotları ışıdı. Böylece bizimle birlikte çalışma imkanına sahip oldunuz. Öyle çok! öyle çok bilgi akışı oldu ki, buradaki kitle; dini, dili ile her kim olursa olsun onun yüreğinde hâl olarak devreye indi ve ocak yaktı. Artık Dünya, üzerinde insan soyunun yaşadığı bir yer haline gelmektedir. Herkes şunu çok net olarak anlamalıdır ki, dünya yaşantısı Allah içinse; bilen, herkesin gücüyle devrededir. Bu değere ulaşabilen, teknolojinin kotlarının gücünün örtüsünü örtecek düzeyde olan İlim Hakimleri var Dünya üzerinde. Onlar, Birlik Kotları'nda herşeyi kendi yoğunluklarıyla yere ve göğe kayıtlamaktadırlar.
İnsan etki alanını genişlettiği zaman, İslami Kotlar'ın, umut kodları olarak Kutsal Işığı yakacakları dünya gücünü devreye alabilir. İnsan soyu, 7 doğumun en güçlüsü olan Beytullah kayıtlamasında artık dünyanıza İlahi Gün'ün gücünü indirebilecektir. Dağlar, dünya üremektedir; dünya yücelmektedir. Ve dünyanın üreyişi ve yücelişiyle birlikte sayfalarınızdaki güç de artmaktadır. Har yükseliyor ve yükselen har, sizin yüreğinizin gücüyle güçlenerek yükseliyor. Sokak sokak gezdiniz. Herkesi dinlediniz. Herkesin yolunun Allah'ın gücüyle birleştiğini bildiniz. Dümen, Allah'ın dediği gibi, harı yükseltenlere verildi. Harı yükselenler dünyanın yoğunluğunu artırdılar. Ve doğum anlarındaki gücün üstü bir güç devreye indi.
Dava Allah davasıdır. Bu davayı harı yükseltenler kontrol altında tutabilmekteler. Baştacı olan onlar, Birleşik Aile'nin kürsüsü olarak cümle yüceliklerde ışık yakmaktadırlar. Simetri Kotlar'ın Kadim Kaplar'daki ışımasını görev diye dilleyebilenler şu anda görevi, daha güçlü olan ışıyanlara daimiyette devrettiler. Yani herkes kendini, kendi yüreğini Allah için kayıtlara kattı. Görev emin olunana bildirildi. Doğa, Allah'ın dediğini diyenlerin gücünü anlar. Ve doğanın gücü, yüreğin kürsüsünde her an koyudur. Çok büyük bir koyudur. Ve o koyu, ağır yükü hafifletebilen bir koyudur. Dünyanın dürümlerinde bu koyulukla daimi deveran vardır ve bu deveran herkesin özce bildiği ve özce dediği gibi Allah içindir.
ıÜüHer kim ki "ben hak ettim ve yoğunlaştım" derse, değeri yükselir. İnsana ilim gerekir. Eğer ilmi, toplum olarak anlayacak düzeye ulaşmışsanız yanlışınız kalmaz. Çokları sorarlar; derler ki, "nefsi aşanların yüreklerinde ışık yandığı zaman; diğerleri, hani nefis koyulukları, nefis kotlarında olanlar; kendi yüreklerini yıktıklarında dünya davası ne olur? Dağlarım; dünya, Yürek İlmi'ni bilenlerin gücüyle hakikiyete vardı. Bu şu anlama gelmektedir. Kendini bilen, yüreğini dilleyen, bilgiyi herkesle bilen ve bildiren, Allah'ın dediğini der. Allah'ın dediğini diyense, özün sözünü söyleyenden çok daha üstün bir güçle dinleşir. Dara düşürmez kimseyi.
Allah hepimizin yüreğinde vardır; hepimizin yüceliğinde vardır. Ve O, bizim ilmimizi bizim yüreğimizdende güçlü biçimde dinler. Doğa böyledir. Doğada olan her neyse yoğunlukta, geçiş sayfalarında, Kuran-ı Kerim'in kotlarında ve Kuran okunan her bir daimiyette daha güçlü bilinir. Çok huzurluyum ki dümen bizimdir. Çok huzurluyum ki dümen hakimiyetimizdedir. Ve biz, doğumun en büyük gücünü alıp yolu açtık. Tabiat, bizim yüreğimizi hakettiğimiz için bildi. Bizden üstün bir BİZ yok. Çünkü Biz kendi yüreğimizle buradayız.
Asla yanlış bir söz söylemem, bunu biliniz. Bundan sonra da yanlış bir söz söylemeyeceğim. Çokları doğum anlarını kendi yoğunluklarının kürsülerinde dinlemek için özel çaba sarfederler. Doğum anları, bütün kötülüklerin gücünü 7 doğumda ışık halinde birleşeceği bir anın hakikiyetini size açıklar. Ve biz deriz ki, "o anda hepimiz BİR'iz; herşeyin gücünü kendi yüreğimizle tabiatın kürsülerinden üstün bir güçle dilleriz ve kötüyü iyiye çeviririz."
Her birinizin Evrensel Sayfalar'ı okumaya başladığınızı ve okuyacağınızı biliyoruz. Evrensel Sayfalar; dini, tabiatın gücünün üstü olan sayfalardır.
Dondurulanların hepsi bu dönemde, Dünya üstü boyutlardan Dünya yüceliklerine inmeye başladılar. İlahi Gün'ün gücünü bilen onlar, tüm İnsan Katları'ndaki Işık Kayıtları'nı da bilmektedirler. Evrim, Allah'ın topluma verdiği güç değil, hakimiyet kürsüsüdür. Evrensel Sayfalar'ın gücünün örtüsü olmayan o yoğunluklar, dünya tertibini yapan bizlerin; bizim yüreklerimizin kürsülerinde, Kadim Kayıtlar'ın ışıklarında dillenmektedirler.
Her yürek kendi yüceliğini zerk eder ve Dünya Varlık Kotları'na ulaşır. Her yürek, kendini resmeder ve rahmin hakikiyetindeki ışıklara ulaşır. Beden haktır. Haktır çünkü, bedeni yoğunlaştırabilecek düzeye ulaşabilmek; kendi yüreğinin kürsüsü olabilmek; her dirinin velhasıl bir yüreğin hedefidir. Sizden dilerim ki nevi ne olursa olsun ışık olanlarla çalışın. Sizden dilerim ki Rahim olanların kürsülerinde, her bir dürümde bulunanlarla çalışın.
Rahim, Teknolojik bir kayıttır. Rahmi, Rahman'ın kürsüsü olarak değil hak edenin gücü olarak dinleyin. Rahmi tek bir kürsü değil, bitişkenlik olarak dinleyin. Oraya rahmet yağar. Rahmine rahmet yağan; Rahman'ın tohumlarıyladır. Toplum tabiatın gücünü anlayamaz. Anlattık ama yine de anlayan, aşağı düzeyden anlar.
Yeri göğü yaratan, temizlik ister. O der ki "doğum anları ölüm anları dillenir. Doğumda, insan insanlığını anlatır. Ölüm, Allah'ın dediği gibidir. Ölen, yüreği alır; yüceliği alır da hakikiyetin kotlarını diller. Allah'a saygımız yoğun. Görevimizdir bu bizim. Allah'ın dediği gibi yarın, hepimizin görevidir. Eğer yarını var edersek gücümüz artar. Eğer yarını var edersek kütlemizde güç artar.
Doğan en büyük gün olan bugün, doğum anında bizimle olan her bir yücelikle doğdu. Evrim Allah'ın dediğidir. Harı yükselttiğiniz zaman, ete giren herkes yüreğe iner. İşte budur olan. Ve doğan en büyük güç, bugün buradaki kürsü ile doğdu. Nefes alıp nefes veren sizler, nefsi aşan yüreklerinizle, dünya tabiatının güçlü kodlarıyla dorukların tohumlarıyla ekildiğiniz bu yerde, her nefsin aşılabileceğini; her yüreğin kotlayıp koyulttuğunuz o yoğunluklarla ışıyabileceğinizi bildiniz.
ıÜüNereden nereye geldik diye bakınız. Dün neredeydiniz bugün neredesiniz. Dün dünya çobanlarıyla birlikteydiniz; bugün dünya tohumlarıyla birliktesiniz. Dün namaz zamanlarında RA-KA kotlarındaydınız; bugün ruhsal kontrol altında küçük küçük ışıkların her birini kendi yüreklerinize indirerek göreve talip oldunuz. Antlaşmaya göre dünyaya indik. Ve bugün burada sizinle bu çalışmayı yaparken antlaşma girdaplarından girerek bu çalışmayı yapıyoruz.
Allah'ın dediği, hak ettiğinizce sizin dediğiniz olur. Eğer ben, mektep kurup bu mektebin gücünü dünya davası olarak dünyaya vermişsem, kurduğum mektep örgütün en yüce kayıtlarını tohumlayabilecek bir dağdır. Antlaşma, görevli olanların, dünyada ışık yakmaları için meclisimize ulaşmalarını sağlayacak bir antlaşmaydı. Dünya düzenini kuracak olan herkes, antlaşma gereğince doğum anları dahil, olan her bir anda, birleşikte dinleşebilecekleri yürekleri tanıyabilecektiler. Ve tanıyanlar, geri dönüp, bize bizim yüreğimize korkunç bir günün gücü olarak çalışacaktılar. Ama kardeşlerim, dünyanıza öyle güneşler doğdu ki, öyle çok kontrol kuruldu ki, öyle birleşimler oldu ki biz, İnsan İlmi'nin herkesin örtüsünü örtecek düzeye ulaştığını gördük. Allah, tabiatın gücü; Allah, yoğunluğun kürsüsü; Allah, doğanın kaynağı... Amma yarım! insan, insan oğlu öyle bir dönemde ki herkesin, Levhi Mahfuz olabildiği bir dünyadır bugünkü dünya.
Yani birleşen görevlilerimiz, doğan en büyük gücü, devre devre dünyanıza akıtmaktadırlar. Doğa, örgüt halinde olan her bir yüreğe "görevli" der ve hepiniz örgütsünüz. Çok mutluyuz ki umutsuzluğunuz tamamiyle sona erdi. Dünya resmi tamamlandı. Her biri artık kendi tevhiti, kendi tekniğiyle örgüt olarak dünyanın üstü bütünlüklere ulaşabilecek düzeye ulaşıyor. Yazılarınızı okuyorum. Çok mutluyum! çok!!...
Levhi Mahfuz'un 7 daimiyet kayıtlarında, nefsi aşan sizlerin gücünüz var. Öyle dünya güçleri devreye indiler ki düne göre bugün nefsimiz daha güçlü ve resimsiz bir döneme ışımaktadır. Ayrı gayrı kalmasın dilemiştik. Ayrı gayrı kalmasın... Sıkmayın yüreğinizi, sıkmayın! herşey düzelecek... Ayrı gayrı kalmasın; bedeninizdeki yüreğiniz ışıksız olmasın..
Onursuzluk hiç yok. Şu anda dümen meclisimizindir. Öyle cümleleriniz oldu ki kitlenin ışıması bu cümlelerle mümkün oldu. Ansızın bir gün bir Dünyalı doğum anını açıklarsa; o Dünyalı, yürekteki görevini anlatırsa; işte o an Bilgi Kotları dava açmadan görev taşıyacaklar. Şu anda bilmenizi dilerim ki Süper İnsanlık Realitesi Günü, kendini anlatmak istememekte. Şu anda dünya tabiatı yüreğinizi diller amma dava, sizin yüceliğinizle kendi yüreğinizin dillenmemesi davasıdır. Sizden isteriz ki anlatın. Artık anlatın. Dondurulan her bir yürek anlasın. Çok mutluyum yarım! çok!... Üreyenler kotlandılar; toplum oldular. Sizler Toplum olarak çalışansınız. Evrim Sayfaları'nı açan; hatayı affeden yolcularsınız. Işığınız üzerinizdeki Görev Kürsüleri'nin üstündedir. Ayı aydan ayrı tutmadınız; Yaratan'ı Tanrısallık'tan ayırmadınız; Kuran'ı "Turkuaz Göz"ün cevherinde tuttunuz ve medeniyetin kontrolunda mezarları boşalttınız. Bu önemliydi ve şikayet etmediniz.
İnsan Irkı, Kutsal Güç'tür, Kutsal bir gözdür. Öyle bir güçtür ki herşeyi Tanrısallaştırabilen ve tabiata katabilendir.
- BıÜüu anlattıklarınızı yüreğimizden bilmekteyiz. Tabiatın ırak ruhunu ben bilirim yarım. Siz bunu farklı anlattınız. Ama o Irak Ruh, bizsiz olmayacak. Şu ana kadar gözün gözü olan yürek, aklın tabiatına aykırı hiç bir iş yapmadı. Bundan böyle de yapmayacak. Yolu açmamız zor olmadı, Yolu açtık. Ruhun huzurunda Işık yapmamız kolayca gerçekleşti.
-Mezarı boşaltmak mı!? Yok Yavrum, mezar herkesin gücüdür. Ve orada, o mezarlarda hepimiz zamanız. Eğer mezarı boşaltmak diye bir hadise varsa; meleklerin kürsülerinde bunun anlamı farklıdır. Şansınız var mı? Hakettiğimiz gibidir herşey. Şans zarardır; biz tabiatız; zamansızlığı zamana kayıtlayabilen çobanlarız. Hadi değerliler görevinizi başlattık, gelin yapın.
- Biz dümeniz yarım, dümen... RA-KA'nın kürsüsü değil miyiz? Hadi soruyorum size, kütlenin üstünden üstün bir güç mü var? Zirvelerin zirveleri mi var? yüreklerin yüreklerindeki o ışığın üstü mü var? Asla yok... O halde bize gelip; bizim yolumuzu kapatmadan; bu yolun huzurunda, kendi yüreğinizi açıklayacaksınız. Antlaşmaya göre bunu yapanlar, kontrolu kaybedebilir. Nefsi aşabilirsiniz, teknolojiyle de yücelebilirsiniz. Neslimizi kendi yüreğinizle anladınız. Allah için herşey yenilenir.
Maharaj diye bildiğimiz; bizsiz olmayan güç geliyor. Bakalım bize neler anlatacak.
- Acaba burada benden söz eden mi var!? Canım, insan soyu seni anlamaz. Anlamaz ya!, Ne yaptığını anlamaz. Herşeyi yaptın aslında Kolun kanadın yok mu!? Yahu, nefsin de ağır bir yük bana. Acı geçişin olabilir. Laf değil bunlar iyi anla. Solun sağın yok ki senin. Kendini anla. Sakın ha! sakın! insana insan dışı davranma. Kötü de hakiki cemaat gücünü yapar, herşeyi yapar. Neyse, hata yapmadın. Çağırdığın an gelirim bunu unutma. Batı, Tanrısaldır, doğu da öyle. Laf değil bunlar iyi dinle. Dinle yarım iyi dinle, nesillerini de anla. Huzur bozma. Sakın ha! sakın! Artık tıkandın biliyorum. Tıkandın. Kendine, yüreğine in, çok husursuzsun biliyorum emin ol herşey davadır. Bu dava, ağır yüktür. Kötü iyinin gücüdür amma iyi de kötünün kürsüsüdür. Yüreğine sok bu bilgileri; anla. Anlatmadığın sürece, yüreğin hep kayıptadır. Tahditlenir kırılır. Umutsuzluk olmasın dağım. Aile, burası. Kör sağır var mı? Vardı ama ona herşeyi açıkladık. Yanlış değil yahu bunlar doğru. Bana benden üstün bir ben, "kendimi anlatacağım" dediğinde, hadi dağım anlat derim. Ben benden başka bir bende, kendimi dillemek istediğimde ben o olurum dillerim. Önemli olan benim ben olmamdır. Hani dersiniz ya mektup okuyan mektuptur.
- Kuran okuyan Kuran olmaz, Turan olur. Kul olan kutsal olmaz, o hep kuldur. Var de ki Allah'a "ben artık kul olamam, Yol olmalıyım. Yol olduğumda kerim olurum; kanat olurum; namaz olurum; kaynak olurum; cennet olurum; cevher olurum. Evrimsel sonsuzlaşımda, kaynağın ışığında etki alanımı genişletirim ki, benden üstün bir bende etki alanı kayıtladığımda o ben olur. Yani o etkiyse; onda, ben de etkin olurum. Olan budur. Hani dersiniz ya "ben çok güçlüyüm." Sen bensin ya, oldu ya, hepimiz BİR'iz ya! İşte Dağlar, ben sizle BİR'im ya. Siz güçlüyseniz görevimi sizinle yaparım.
En son şunu söylemek isterim. O var ya, yahu! O'ndan söz ettim. O, kollarını kapatmış yoğunlaşmaya çabalar. Hay anam hay, nesilleri dahi böyleydi onun. Yarın ne olacak diye bakar. Sanki falcı. ah değerliler ah! olur da bir gün onunla birleşebilirsem neler neler anlatacağım. Ama canlarım, olmadı ki! yürek, 40 kapıda ışıksızsa BİR olamayız ki. Canlılar, resmi haketmeden tabiata inenler ,Rahmin hakikiyetinde, kendi yüreklerini Bilgi Kapıları'ndaki ışıklar sanırlar.
ıÜü- Analar artık toplum olmaya başladık. Öz, söz, göz... İşte buyuz biz. Analar ortaklarınız çok. Öz,göz dillenir; dava Allah davasıdır. Ben, meşaleyi tutmuşum yola çıkmışım. Kim gelecek benimle diye bakıyorum. Biri var, biri var, var!... var!... var!... hadi! hadi! gidelim.
- Nereye?
- Yolcuları toplamaya.
- Nerede onlar?
- Of dağlarım! of! Kutsal Kaplar'dalar.
- Biri der ki "sende, senin yüreğinde olacağım." Ötekiler derler ki, "ben de" "ben de" "ben de" "ben de" "ben de"........ Her biri "hadi" der, "başlayalım yücelerin cemaatini tohumlamaya." Dağlarım, olur da bilgimiz çobanların gücünü artırırsa; ilmi bilenler, kutsal günün gücünü dinletebilirlerse, cevherdeki görev başlar. Ah dağlarım ah, başlattık işte, Görev başladı. Kontrol bizim, önemliyiz biz. Dava bizim; önemliyiz biz. Kurtarıcı olan herkes, kendi yüreğini kurtaracak. Çağırın! çağırın yarım, birliği; çağırın, Kanatlarınızı alın tabiata katın, tek tek çalışın. O yorulmayan çalışan; bedeni, hakikiyette Kürsü olan; bugün sizdeyse eğer, kir pislik yaratmadığınızdan dolayıdır.
Özün sözü birdir, ikna edicidir. Kendi yüreğini, kendi yüceliğini değil, sizi anlatır. İmparator'un itaati görevidir. Ve İmparator artık sizdedir. O Kutsal Kat, hepimizin gücü; yüreğimiz ampulümüz olacak. O ampül hep yanacak. Ve bizler bugün burada bulunan her yürek süreç içerisinde değil, şimdide süper rahmetin, süper yüreğin gözü olarak çalışacağız.
Kantar artık sizin, kervan sizsiniz. Ve bilmekteyiz ki, bütün mektepler size sizden üstün bir siz olup girmek istemekteler.. Girmek, ruha girmektir. Girmek nura girmektir. Korkmayın umutlu olun, mutlu olun ki size giren Kutsal Işıklar, mutlu ve umutlu olsunlar.
Tufan dedikleri bir hadise var. Dua okunur ki tufan olduğunda, herkes kendini alıp götürebilsin diye. Çalışmalarınıza bakıyorum, hiç tufandan söz etmediniz. 1-2 kez Nuh'un sizinle çalıştığını da biliyorum. Ve o yol, Allah'ın Kotları ocak olmadan da sizinleydi O. Peki niçin siz tufanı dinlemediniz? Olmaz diyebilirmiyiz!? Tufan olmaz, var mı olmaz diyen? Mutlaka olur mutlaka. Nefsi aşmadan, sadece yürek dillemekle hak edilmez yavrum. Önemli olan budur. Nefis Allah'ın kürsüsüdür. Kim "ben varım" derse o hatasızdır. Ben hatasızım diyense hakikiyette, bunu dediğinde tabiatın gücüyle hakikidir. Ve dava Allah davasıysa "Turkuaz Göz" ocağıdır onun, ve odur.
Dava Ruh davasıdır. Kollarınız kapanmışsa, bu yolunuz kapanmış demek değildir ama kollarınızın kapalı olması; yolunuzun da kapalı olması anlamındaysa, artık size herşeyi net ve açık olarak bildirmek isteriz. Kibri aşın, kibir acıdır. Yüreğinizi açın. Açtığınız yüreğiniz hakimiyetinizdir. Kutsal tabiatı dinleyin. O tabiat yüksek gözdür. Bazı bazı size, sizi acıklar. O Tabiat, bazı bazı da sizi meleklerin yüreğine açıklar. Her nefis makbul olamaz. Muhakkak kanat almaları gerekenler alacaklar. Herkes yürek diriliğinde olamaz. Kiminiz Allah'ın topluma verdiği yücelikleri anlarsınız; kiminiz kotlarınızı kapatmışsanız ruhsuzsanız kendi yüreğinizi dahi anlayamazsınız.
Başarı, Allah'ın gücüyle olur. "Ben başaracağım" diyorsanız eğer, Allah olmadan olmaz. Bu nedenledir ki, Allah'tan kendinizi dinleyiniz. Allah size ne der!? Herşeyi der. Amma "ben varım o yok" derseniz of yarım! of!!! Ruhunuzda kuruluk olur. Süra üfürülen o günde, yoğunluğunuzda kınanış olur.
Özün sözünü söylemekteyim şu an size. Keskin bir dil değil bu dil. Çok ama çok hafif! çok soft! suptil, suptil ama dağlarım raporunuzu okudum. Köpük köpüktünüz. Harınız çok ücra köşelere ulaşamayacak diye düşündüm. Hepinizi, hepinizi dinledik az önce. Köpükler öyle güçlüydü ki 40 kapıyı kapatacak gibiydiniz. O mülayim, mülayim amma, yapma dağ; yapma. Kendini anla. Sakın ha sakın yüreğini Yücelikler'den çıkartma, yoksa yok olursun. Dağlarım köpükleriniz, yolları aştı 40 kapıya ulaştı. Halâ mı "40 kapı" diyeceksin, Köpük köpüktünüz orada. Bana ne demedim çalıştım... Canlar, Kuran'ı okudunuz. Orada herşey yazılıdır. Ama nefsinizi aşmadıkca Kuran'ı anlayamazsınız. Ben derim ki, alın da okuyun..