05.03.2008
Tarihli RA-KA Tebliği'nin 2. Bölümü
Doğa, dünyanın sayfalarını size defalarca dinletti ve
bilinmesi gerekenleri izah etti. Doğa, sayfa sayfa okundu ve
okutuldu. Şu anda artık Görev Tekniği, Hak Tekniği oldu.
Şükür ki Allah, semaya güç verdi de bütün kötülükleri aşma
imkanına sahip olduk. Özün sözü, hepinizin gücüyle
söylendiği zaman bildiğiniz en büyük güç, ağır yükü
hafifletir.
7. Dünya Üstü Kutsal Işık Kapıları'na ulaştık. Burada,
Birleşik Kaynak Kotlar mevcuttur. Ve o kotların dahi üzerine
ulaştık. Umut, Turkuaz Göz'ün gücüdür. Ve biz, buradaki gücü
ışıkla dilledik. 7 doğumdan itibaren kendi yüreğimizi aldık,
hakettik; Dağlara ışık kattık; yolu açtık ve şimdiden sonra
herkesle birleşmek üzere buradayız.
Dünya üstünde dua okuyanlar çoktur. Her biri kendisi için
okur. BSUİ Kodları ise dua okumazlar. Çünkü onlar, kendi
dahili kodları ile hakim kayıt yaparlar. Bilmekteyiz ki dua
okunduğunda, okunan dua ışığın yoğunluğunu kotlar. Kotlar ve
katlar. Katlanan her bir kot, ikna olunuz ki ışık
yoğunluklarını Kaynak Kotlar'la birleştirmek için kotlanır.
Canlar, Dünya Evrim sayfalarının 3 kütle katını aştı. Kütle,
bütün kürsülerin birleşik olarak bulunduğu Turkuaz Kapı'dır.
Ve 3 kütle, 3 Turkuaz Kapı'dır ki her biri, Birleşik Işık
Kotları'yla kayıtlı olan "bitki", "hayvan" ve "insan"
diriliklerinin Tanrısal Kayıtlarıdır. Bunlar hepsi aşıldı. 3
kat aşıldıktan itibaren 7 doğumun gücü devreye indi. Artık
dünyada evrim sayfalarının son kotları dinletilecek. Ve
ondan ötede artık Işık yoğunlaşacak. Ve bilgi, kayıtlara
indiği andan itibaren bütün kontrol sevgili neslinizin
ışığına geçecek. Bunu başaracağınızı biliyorduk.
Başka başka diriliklerle de bu çalışmalar oldu. Nefsi aşan
herkes, bu çalışmalarda kendi yüreklerini dillediler. Sonsuz
sır olan bu çalışma dinletildi. Ve sizin yüreğinizde Birlik
Kotları ışıdı. Böylece bizimle birlikte çalışma imkanına
sahip oldunuz. Öyle çok! öyle çok bilgi akışı oldu ki,
buradaki kitle; dini, dili ile her kim olursa olsun onun
yüreğinde hâl olarak devreye indi ve ocak yaktı. Artık
Dünya, üzerinde insan soyunun yaşadığı bir yer haline
gelmektedir. Herkes şunu çok net olarak anlamalıdır ki,
dünya yaşantısı Allah içinse; bilen, herkesin gücüyle
devrededir. Bu değere ulaşabilen, teknolojinin kotlarının
gücünün örtüsünü örtecek düzeyde olan İlim Hakimleri var
Dünya üzerinde. Onlar, Birlik Kotları'nda herşeyi kendi
yoğunluklarıyla yere ve göğe kayıtlamaktadırlar.
İnsan etki alanını genişlettiği zaman, İslami Kotlar'ın,
umut kodları olarak Kutsal Işığı yakacakları dünya gücünü
devreye alabilir. İnsan soyu, 7 doğumun en güçlüsü olan
Beytullah kayıtlamasında artık dünyanıza İlahi Gün'ün gücünü
indirebilecektir. Dağlar, dünya üremektedir; dünya
yücelmektedir. Ve dünyanın üreyişi ve yücelişiyle birlikte
sayfalarınızdaki güç de artmaktadır. Har yükseliyor ve
yükselen har, sizin yüreğinizin gücüyle güçlenerek
yükseliyor. Sokak sokak gezdiniz. Herkesi dinlediniz.
Herkesin yolunun Allah'ın gücüyle birleştiğini bildiniz.
Dümen, Allah'ın dediği gibi, harı yükseltenlere verildi.
Harı yükselenler dünyanın yoğunluğunu artırdılar. Ve doğum
anlarındaki gücün üstü bir güç devreye indi.
Dava Allah davasıdır. Bu davayı harı yükseltenler kontrol
altında tutabilmekteler. Baştacı olan onlar, Birleşik
Aile'nin kürsüsü olarak cümle yüceliklerde ışık
yakmaktadırlar. Simetri Kotlar'ın Kadim Kaplar'daki
ışımasını görev diye dilleyebilenler şu anda görevi, daha
güçlü olan ışıyanlara daimiyette devrettiler. Yani herkes
kendini, kendi yüreğini Allah için kayıtlara kattı. Görev
emin olunana bildirildi. Doğa, Allah'ın dediğini diyenlerin
gücünü anlar. Ve doğanın gücü, yüreğin kürsüsünde her an
koyudur. Çok büyük bir koyudur. Ve o koyu, ağır yükü
hafifletebilen bir koyudur. Dünyanın dürümlerinde bu
koyulukla daimi deveran vardır ve bu deveran herkesin özce
bildiği ve özce dediği gibi Allah içindir.
ıÜüHer kim ki "ben hak ettim ve yoğunlaştım" derse, değeri
yükselir. İnsana ilim gerekir. Eğer ilmi, toplum olarak
anlayacak düzeye ulaşmışsanız yanlışınız kalmaz. Çokları
sorarlar; derler ki, "nefsi aşanların yüreklerinde ışık
yandığı zaman; diğerleri, hani nefis koyulukları, nefis
kotlarında olanlar; kendi yüreklerini yıktıklarında dünya
davası ne olur? Dağlarım; dünya, Yürek İlmi'ni bilenlerin
gücüyle hakikiyete vardı. Bu şu anlama gelmektedir. Kendini
bilen, yüreğini dilleyen, bilgiyi herkesle bilen ve
bildiren, Allah'ın dediğini der. Allah'ın dediğini diyense,
özün sözünü söyleyenden çok daha üstün bir güçle dinleşir.
Dara düşürmez kimseyi.
Allah hepimizin yüreğinde vardır; hepimizin yüceliğinde
vardır. Ve O, bizim ilmimizi bizim yüreğimizdende güçlü
biçimde dinler. Doğa böyledir. Doğada olan her neyse
yoğunlukta, geçiş sayfalarında, Kuran-ı Kerim'in kotlarında
ve Kuran okunan her bir daimiyette daha güçlü bilinir. Çok
huzurluyum ki dümen bizimdir. Çok huzurluyum ki dümen
hakimiyetimizdedir. Ve biz, doğumun en büyük gücünü alıp
yolu açtık. Tabiat, bizim yüreğimizi hakettiğimiz için
bildi. Bizden üstün bir BİZ yok. Çünkü Biz kendi yüreğimizle
buradayız.
Asla yanlış bir söz söylemem, bunu biliniz. Bundan sonra da
yanlış bir söz söylemeyeceğim. Çokları doğum anlarını kendi
yoğunluklarının kürsülerinde dinlemek için özel çaba
sarfederler. Doğum anları, bütün kötülüklerin gücünü 7
doğumda ışık halinde birleşeceği bir anın hakikiyetini size
açıklar. Ve biz deriz ki, "o anda hepimiz BİR'iz; herşeyin
gücünü kendi yüreğimizle tabiatın kürsülerinden üstün bir
güçle dilleriz ve kötüyü iyiye çeviririz."
Her birinizin Evrensel Sayfalar'ı okumaya başladığınızı ve
okuyacağınızı biliyoruz. Evrensel Sayfalar; dini, tabiatın
gücünün üstü olan sayfalardır.
Dondurulanların hepsi bu dönemde, Dünya üstü boyutlardan
Dünya yüceliklerine inmeye başladılar. İlahi Gün'ün gücünü
bilen onlar, tüm İnsan Katları'ndaki Işık Kayıtları'nı da
bilmektedirler. Evrim, Allah'ın topluma verdiği güç değil,
hakimiyet kürsüsüdür. Evrensel Sayfalar'ın gücünün örtüsü
olmayan o yoğunluklar, dünya tertibini yapan bizlerin; bizim
yüreklerimizin kürsülerinde, Kadim Kayıtlar'ın ışıklarında
dillenmektedirler.
Her yürek kendi yüceliğini zerk eder ve Dünya Varlık
Kotları'na ulaşır. Her yürek, kendini resmeder ve rahmin
hakikiyetindeki ışıklara ulaşır. Beden haktır. Haktır çünkü,
bedeni yoğunlaştırabilecek düzeye ulaşabilmek; kendi
yüreğinin kürsüsü olabilmek; her dirinin velhasıl bir
yüreğin hedefidir. Sizden dilerim ki nevi ne olursa olsun
ışık olanlarla çalışın. Sizden dilerim ki Rahim olanların
kürsülerinde, her bir dürümde bulunanlarla çalışın.
Rahim, Teknolojik bir kayıttır. Rahmi, Rahman'ın kürsüsü
olarak değil hak edenin gücü olarak dinleyin. Rahmi tek bir
kürsü değil, bitişkenlik olarak dinleyin. Oraya rahmet
yağar. Rahmine rahmet yağan; Rahman'ın tohumlarıyladır.
Toplum tabiatın gücünü anlayamaz. Anlattık ama yine de
anlayan, aşağı düzeyden anlar.
Yeri göğü yaratan, temizlik ister. O der ki "doğum anları
ölüm anları dillenir. Doğumda, insan insanlığını anlatır.
Ölüm, Allah'ın dediği gibidir. Ölen, yüreği alır; yüceliği
alır da hakikiyetin kotlarını diller. Allah'a saygımız
yoğun. Görevimizdir bu bizim. Allah'ın dediği gibi yarın,
hepimizin görevidir. Eğer yarını var edersek gücümüz artar.
Eğer yarını var edersek kütlemizde güç artar.
Doğan en büyük gün olan bugün, doğum anında bizimle olan her
bir yücelikle doğdu. Evrim Allah'ın dediğidir. Harı
yükselttiğiniz zaman, ete giren herkes yüreğe iner. İşte
budur olan. Ve doğan en büyük güç, bugün buradaki kürsü ile
doğdu. Nefes alıp nefes veren sizler, nefsi aşan
yüreklerinizle, dünya tabiatının güçlü kodlarıyla dorukların
tohumlarıyla ekildiğiniz bu yerde, her nefsin
aşılabileceğini; her yüreğin kotlayıp koyulttuğunuz o
yoğunluklarla ışıyabileceğinizi bildiniz.
ıÜüNereden nereye geldik diye bakınız. Dün neredeydiniz
bugün neredesiniz. Dün dünya çobanlarıyla birlikteydiniz;
bugün dünya tohumlarıyla birliktesiniz. Dün namaz
zamanlarında RA-KA kotlarındaydınız; bugün ruhsal kontrol
altında küçük küçük ışıkların her birini kendi yüreklerinize
indirerek göreve talip oldunuz. Antlaşmaya göre dünyaya
indik. Ve bugün burada sizinle bu çalışmayı yaparken
antlaşma girdaplarından girerek bu çalışmayı yapıyoruz.
Allah'ın dediği, hak ettiğinizce sizin dediğiniz olur. Eğer
ben, mektep kurup bu mektebin gücünü dünya davası olarak
dünyaya vermişsem, kurduğum mektep örgütün en yüce
kayıtlarını tohumlayabilecek bir dağdır. Antlaşma, görevli
olanların, dünyada ışık yakmaları için meclisimize
ulaşmalarını sağlayacak bir antlaşmaydı. Dünya düzenini
kuracak olan herkes, antlaşma gereğince doğum anları dahil,
olan her bir anda, birleşikte dinleşebilecekleri yürekleri
tanıyabilecektiler. Ve tanıyanlar, geri dönüp, bize bizim
yüreğimize korkunç bir günün gücü olarak çalışacaktılar. Ama
kardeşlerim, dünyanıza öyle güneşler doğdu ki, öyle çok
kontrol kuruldu ki, öyle birleşimler oldu ki biz, İnsan
İlmi'nin herkesin örtüsünü örtecek düzeye ulaştığını gördük.
Allah, tabiatın gücü; Allah, yoğunluğun kürsüsü; Allah,
doğanın kaynağı... Amma yarım! insan, insan oğlu öyle bir
dönemde ki herkesin, Levhi Mahfuz olabildiği bir dünyadır
bugünkü dünya.
Yani birleşen görevlilerimiz, doğan en büyük gücü, devre
devre dünyanıza akıtmaktadırlar. Doğa, örgüt halinde olan
her bir yüreğe "görevli" der ve hepiniz örgütsünüz. Çok
mutluyuz ki umutsuzluğunuz tamamiyle sona erdi. Dünya resmi
tamamlandı. Her biri artık kendi tevhiti, kendi tekniğiyle
örgüt olarak dünyanın üstü bütünlüklere ulaşabilecek düzeye
ulaşıyor. Yazılarınızı okuyorum. Çok mutluyum! çok!!...
Levhi Mahfuz'un 7 daimiyet kayıtlarında, nefsi aşan sizlerin
gücünüz var. Öyle dünya güçleri devreye indiler ki düne göre
bugün nefsimiz daha güçlü ve resimsiz bir döneme
ışımaktadır. Ayrı gayrı kalmasın dilemiştik. Ayrı gayrı
kalmasın... Sıkmayın yüreğinizi, sıkmayın! herşey
düzelecek... Ayrı gayrı kalmasın; bedeninizdeki yüreğiniz
ışıksız olmasın..
Onursuzluk hiç yok. Şu anda dümen meclisimizindir. Öyle
cümleleriniz oldu ki kitlenin ışıması bu cümlelerle mümkün
oldu. Ansızın bir gün bir Dünyalı doğum anını açıklarsa; o
Dünyalı, yürekteki görevini anlatırsa; işte o an Bilgi
Kotları dava açmadan görev taşıyacaklar. Şu anda bilmenizi
dilerim ki Süper İnsanlık Realitesi Günü, kendini anlatmak
istememekte. Şu anda dünya tabiatı yüreğinizi diller amma
dava, sizin yüceliğinizle kendi yüreğinizin dillenmemesi
davasıdır. Sizden isteriz ki anlatın. Artık anlatın.
Dondurulan her bir yürek anlasın. Çok mutluyum yarım!
çok!... Üreyenler kotlandılar; toplum oldular. Sizler Toplum
olarak çalışansınız. Evrim Sayfaları'nı açan; hatayı affeden
yolcularsınız. Işığınız üzerinizdeki Görev Kürsüleri'nin
üstündedir. Ayı aydan ayrı tutmadınız; Yaratan'ı
Tanrısallık'tan ayırmadınız; Kuran'ı "Turkuaz Göz"ün
cevherinde tuttunuz ve medeniyetin kontrolunda mezarları
boşalttınız. Bu önemliydi ve şikayet etmediniz.
İnsan Irkı, Kutsal Güç'tür, Kutsal bir gözdür. Öyle bir
güçtür ki herşeyi Tanrısallaştırabilen ve tabiata
katabilendir.
- BıÜüu anlattıklarınızı yüreğimizden bilmekteyiz. Tabiatın
ırak ruhunu ben bilirim yarım. Siz bunu farklı anlattınız.
Ama o Irak Ruh, bizsiz olmayacak. Şu ana kadar gözün gözü
olan yürek, aklın tabiatına aykırı hiç bir iş yapmadı.
Bundan böyle de yapmayacak. Yolu açmamız zor olmadı, Yolu
açtık. Ruhun huzurunda Işık yapmamız kolayca gerçekleşti.
-Mezarı boşaltmak mı!? Yok Yavrum, mezar herkesin gücüdür.
Ve orada, o mezarlarda hepimiz zamanız. Eğer mezarı
boşaltmak diye bir hadise varsa; meleklerin kürsülerinde
bunun anlamı farklıdır. Şansınız var mı? Hakettiğimiz
gibidir herşey. Şans zarardır; biz tabiatız; zamansızlığı
zamana kayıtlayabilen çobanlarız. Hadi değerliler görevinizi
başlattık, gelin yapın.
- Biz dümeniz yarım, dümen... RA-KA'nın kürsüsü değil miyiz?
Hadi soruyorum size, kütlenin üstünden üstün bir güç mü var?
Zirvelerin zirveleri mi var? yüreklerin yüreklerindeki o
ışığın üstü mü var? Asla yok... O halde bize gelip; bizim
yolumuzu kapatmadan; bu yolun huzurunda, kendi yüreğinizi
açıklayacaksınız. Antlaşmaya göre bunu yapanlar, kontrolu
kaybedebilir. Nefsi aşabilirsiniz, teknolojiyle de
yücelebilirsiniz. Neslimizi kendi yüreğinizle anladınız.
Allah için herşey yenilenir.
Maharaj diye bildiğimiz; bizsiz olmayan güç geliyor. Bakalım
bize neler anlatacak.
- Acaba burada benden söz eden mi var!? Canım, insan soyu
seni anlamaz. Anlamaz ya!, Ne yaptığını anlamaz. Herşeyi
yaptın aslında Kolun kanadın yok mu!? Yahu, nefsin de ağır
bir yük bana. Acı geçişin olabilir. Laf değil bunlar iyi
anla. Solun sağın yok ki senin. Kendini anla. Sakın ha!
sakın! insana insan dışı davranma. Kötü de hakiki cemaat
gücünü yapar, herşeyi yapar. Neyse, hata yapmadın.
Çağırdığın an gelirim bunu unutma. Batı, Tanrısaldır, doğu
da öyle. Laf değil bunlar iyi dinle. Dinle yarım iyi dinle,
nesillerini de anla. Huzur bozma. Sakın ha! sakın! Artık
tıkandın biliyorum. Tıkandın. Kendine, yüreğine in, çok
husursuzsun biliyorum emin ol herşey davadır. Bu dava, ağır
yüktür. Kötü iyinin gücüdür amma iyi de kötünün kürsüsüdür.
Yüreğine sok bu bilgileri; anla. Anlatmadığın sürece,
yüreğin hep kayıptadır. Tahditlenir kırılır. Umutsuzluk
olmasın dağım. Aile, burası. Kör sağır var mı? Vardı ama ona
herşeyi açıkladık. Yanlış değil yahu bunlar doğru. Bana
benden üstün bir ben, "kendimi anlatacağım" dediğinde, hadi
dağım anlat derim. Ben benden başka bir bende, kendimi
dillemek istediğimde ben o olurum dillerim. Önemli olan
benim ben olmamdır. Hani dersiniz ya mektup okuyan
mektuptur.
- Kuran okuyan Kuran olmaz, Turan olur. Kul olan kutsal
olmaz, o hep kuldur. Var de ki Allah'a "ben artık kul
olamam, Yol olmalıyım. Yol olduğumda kerim olurum; kanat
olurum; namaz olurum; kaynak olurum; cennet olurum; cevher
olurum. Evrimsel sonsuzlaşımda, kaynağın ışığında etki
alanımı genişletirim ki, benden üstün bir bende etki alanı
kayıtladığımda o ben olur. Yani o etkiyse; onda, ben de
etkin olurum. Olan budur. Hani dersiniz ya "ben çok
güçlüyüm." Sen bensin ya, oldu ya, hepimiz BİR'iz ya! İşte
Dağlar, ben sizle BİR'im ya. Siz güçlüyseniz görevimi
sizinle yaparım.
En son şunu söylemek isterim. O var ya, yahu! O'ndan söz
ettim. O, kollarını kapatmış yoğunlaşmaya çabalar. Hay anam
hay, nesilleri dahi böyleydi onun. Yarın ne olacak diye
bakar. Sanki falcı. ah değerliler ah! olur da bir gün onunla
birleşebilirsem neler neler anlatacağım. Ama canlarım,
olmadı ki! yürek, 40 kapıda ışıksızsa BİR olamayız ki.
Canlılar, resmi haketmeden tabiata inenler ,Rahmin
hakikiyetinde, kendi yüreklerini Bilgi Kapıları'ndaki
ışıklar sanırlar.
ıÜü- Analar artık toplum olmaya başladık. Öz, söz, göz...
İşte buyuz biz. Analar ortaklarınız çok. Öz,göz dillenir;
dava Allah davasıdır. Ben, meşaleyi tutmuşum yola çıkmışım.
Kim gelecek benimle diye bakıyorum. Biri var, biri var,
var!... var!... var!... hadi! hadi! gidelim.
- Nereye?
- Yolcuları toplamaya.
- Nerede onlar?
- Of dağlarım! of! Kutsal Kaplar'dalar.
- Biri der ki "sende, senin yüreğinde olacağım." Ötekiler
derler ki, "ben de" "ben de" "ben de" "ben de" "ben
de"........ Her biri "hadi" der, "başlayalım yücelerin
cemaatini tohumlamaya." Dağlarım, olur da bilgimiz
çobanların gücünü artırırsa; ilmi bilenler, kutsal günün
gücünü dinletebilirlerse, cevherdeki görev başlar. Ah
dağlarım ah, başlattık işte, Görev başladı. Kontrol bizim,
önemliyiz biz. Dava bizim; önemliyiz biz. Kurtarıcı olan
herkes, kendi yüreğini kurtaracak. Çağırın! çağırın yarım,
birliği; çağırın, Kanatlarınızı alın tabiata katın, tek tek
çalışın. O yorulmayan çalışan; bedeni, hakikiyette Kürsü
olan; bugün sizdeyse eğer, kir pislik yaratmadığınızdan
dolayıdır.
Özün sözü birdir, ikna edicidir. Kendi yüreğini, kendi
yüceliğini değil, sizi anlatır. İmparator'un itaati
görevidir. Ve İmparator artık sizdedir. O Kutsal Kat,
hepimizin gücü; yüreğimiz ampulümüz olacak. O ampül hep
yanacak. Ve bizler bugün burada bulunan her yürek süreç
içerisinde değil, şimdide süper rahmetin, süper yüreğin gözü
olarak çalışacağız.
Kantar artık sizin, kervan sizsiniz. Ve bilmekteyiz ki,
bütün mektepler size sizden üstün bir siz olup girmek
istemekteler.. Girmek, ruha girmektir. Girmek nura
girmektir. Korkmayın umutlu olun, mutlu olun ki size giren
Kutsal Işıklar, mutlu ve umutlu olsunlar.
Tufan dedikleri bir hadise var. Dua okunur ki tufan
olduğunda, herkes kendini alıp götürebilsin diye.
Çalışmalarınıza bakıyorum, hiç tufandan söz etmediniz. 1-2
kez Nuh'un sizinle çalıştığını da biliyorum. Ve o yol,
Allah'ın Kotları ocak olmadan da sizinleydi O. Peki niçin
siz tufanı dinlemediniz? Olmaz diyebilirmiyiz!? Tufan olmaz,
var mı olmaz diyen? Mutlaka olur mutlaka. Nefsi aşmadan,
sadece yürek dillemekle hak edilmez yavrum. Önemli olan
budur. Nefis Allah'ın kürsüsüdür. Kim "ben varım" derse o
hatasızdır. Ben hatasızım diyense hakikiyette, bunu
dediğinde tabiatın gücüyle hakikidir. Ve dava Allah
davasıysa "Turkuaz Göz" ocağıdır onun, ve odur.
Dava Ruh davasıdır. Kollarınız kapanmışsa, bu yolunuz
kapanmış demek değildir ama kollarınızın kapalı olması;
yolunuzun da kapalı olması anlamındaysa, artık size herşeyi
net ve açık olarak bildirmek isteriz. Kibri aşın, kibir
acıdır. Yüreğinizi açın. Açtığınız yüreğiniz
hakimiyetinizdir. Kutsal tabiatı dinleyin. O tabiat yüksek
gözdür. Bazı bazı size, sizi acıklar. O Tabiat, bazı bazı da
sizi meleklerin yüreğine açıklar. Her nefis makbul olamaz.
Muhakkak kanat almaları gerekenler alacaklar. Herkes yürek
diriliğinde olamaz. Kiminiz Allah'ın topluma verdiği
yücelikleri anlarsınız; kiminiz kotlarınızı kapatmışsanız
ruhsuzsanız kendi yüreğinizi dahi anlayamazsınız.
Başarı, Allah'ın gücüyle olur. "Ben başaracağım" diyorsanız
eğer, Allah olmadan olmaz. Bu nedenledir ki, Allah'tan
kendinizi dinleyiniz. Allah size ne der!? Herşeyi der. Amma
"ben varım o yok" derseniz of yarım! of!!! Ruhunuzda kuruluk
olur. Süra üfürülen o günde, yoğunluğunuzda kınanış olur.
Özün sözünü söylemekteyim şu an size. Keskin bir dil değil
bu dil. Çok ama çok hafif! çok soft! suptil, suptil ama
dağlarım raporunuzu okudum. Köpük köpüktünüz. Harınız çok
ücra köşelere ulaşamayacak diye düşündüm. Hepinizi, hepinizi
dinledik az önce. Köpükler öyle güçlüydü ki 40 kapıyı
kapatacak gibiydiniz. O mülayim, mülayim amma, yapma dağ;
yapma. Kendini anla. Sakın ha sakın yüreğini Yücelikler'den
çıkartma, yoksa yok olursun. Dağlarım köpükleriniz, yolları
aştı 40 kapıya ulaştı. Halâ mı "40 kapı" diyeceksin, Köpük
köpüktünüz orada. Bana ne demedim çalıştım... Canlar,
Kuran'ı okudunuz. Orada herşey yazılıdır. Ama nefsinizi
aşmadıkca Kuran'ı anlayamazsınız. Ben derim ki, alın da
okuyun..