Ana Menü 

  Skip Navigation Links
 
 
 

 

 

 

 

 

 


                                                    


 02.04.2008 Tarihli RA-KA Tebliği'nin 1. Bölümü

Dağlarım, ruküya eğildik ve yoğunluğunuzda size kendi yüreğimizden bakıyoruz. Ahlat Katları'ndan İnsan Sayfaları'na inen dilleri dinledik önce. Ahlat Katları, Kutsal Katlar değil amma ummanın toprağı orada yüreklere ışıdı. Ahlat, tabiatın görev tekniğinin yüksek gücünün dillendiği bir şer kaydıydı. Sayfa sayfa yazdıklarına baktık. Kadın, kat kat oldu, Kutsal Kaynak oldu bize dedi ki, "omuzlarımızdaki yük ağır. Umman, Tuba Kapları'nı getirsin de bizler "BİR" olalım." Bugün burada olan herkes, o gün orada kendi yoğunluğumuza dahil her dirilikte ışıktı. Ve dava, yüreğin daimiyetinin sayfalara intikal davasıydı. Analar, Kuran der ki "nefsini aş. Ummandaki gıybet, 40 kapıyı kırar." Analar, Kutsal Güç, Allah'ın gücüdür. Bizim için de her bir düzen, yoğunluğunda ışıyan BSUİ'dir. Bedenliler, eti olanlar, yüreği omuz yükünü taşıyacak dürümde olanlar, Sistem Devreleri'nden size deriz ki, "Allah için yüreğinizi, sayfalarından okuyunuz. O sayfalar, sizin kodlarınızı yoğunlaştıracak güçtedir.

Utanç duymak istemeyiz yüreklerinizden çünkü, yüreğimizsiniz. Bizim için her şey temizdir. Simetri Yücelik, kürzün yüksek ışığını 7 devreden indirdikten itibaren RA-KA, dünyaya göz oldu. Kul olduğumuz için size geliyoruz. 40 tabiat gününde biz siziz ve bugün de sizinleyiz. Yanlış yapmamalıyız. İkna edici olduğunuz için sizinle çalışabiliyoruz. Eğer yol, tabiatın koyuluklarının gücünün tahditlenişini gerçekleştirecekse, Levhi Mahfuz'daki yücelik, cemaatinizin gücünden ayrışır.

Atalar, reşit olanlara deyiniz ki, İslam-i Kotlar'ın hepsinden daha gür, ve daha hakikiyetli bir görev tertibi yapılıyor. Kibir herşeyin üstüyse eğer; kibri aşamayan; körlükte ve sağırlıkta 40 kapıyı yıkar.

Saklı tuttuklarımızın Birleşik Koyulukları'nı dillemek üzere bu çalışmaları başlattık. Sistem, Düzen ve Nizam Görevlileri'ni ilk kez devreye almaktayız. Yani, sizin diriliğinizin gücünün artısı olarak, onların güçleri bu dönemde devreye alınacak. Bu nedenledir ki onlara saygılı olmalıyız. İkna olunuz ki onlar, yüreklerini kendi yoğunluklarıyla dilleyecekler. Cevherdeki, kendi yüreklerindeki o gücü dilleyecekler ve o güç dünya tabiatına ekilecek. Emin olunuz ki dünya, yüreğinizden cevap bekler.

İnsana itibar gerekir. İtibar tabiatın gücünde yoktur. Yüreğinizdeki güçte vardır. İlim, Allah'ın dediğidir. Yol aklın yoluyken; ışığın yağmurlara inişi muhakkak gerçektir.

Atlantalılar'ın bir kısmı, sizin yüreğinizin gücünün dürümlerine; yüceliklerden, kendi yoğunluklarını indirdiler ve Dünya Tertibi'ni yaptık. İmparator olarak Dünya Düşünce Kotları'na inen onların, hepsi yenilendiler. Etki alanınız genişledi ve gerçek günlerin gücüyle bu çalışmayı devreye aldınız. İkna edici olmanız gerekir.

Evrim sayfalarını okuduk ve dilledik. Reşit olanların yüceliklerindeki güç, "Mirkat Katları"nın kürsülerinin üstüdür. Nefes sayfa sayfa okunur. Bu nefesin daha güçlü ve daha hakikiyette olması, Kadir Kaplar'ın gerektirdiği yücelikle dolması ile mümkündür. En önemlisi de neslimizin gücünün artışı hepimiz için büyük bir görevdir.

Dava, Allah davasıdır. Kantar hepinizden hepimize değil; senin yüreğine verildi. Bu kantar, Birlik Katları'ndaki ışığın gücüdür. Cemaat, dünyanın teyibini çalıştırdı. Bu teyp, devre devre her bir yüreğe; her bir diriye bilgileri kayıtlıyor. Eğer bu teyp suskunlaşırsa; yürekler kusurlu kayıtlarla dillenir.

Ata Kaplar'ın hepsinde birlik var. Yarının tartısı, bugünün kotlarıyla geri dönüşü olmayacak yoğunlukları dinler. Analar, nefsi aşmadıkca yolu açamazsınız. Eğer yol, yüreğin kürsülerinden, yüreğinizi terk ederse, yoğunluklarımızda şevk kalmaz.. Analar, meşale bizimdir. Ve bu meşaleyi kendi yüreğimizde yaktık. Simetri Katlar'ın kotlarından daha üstün olan bu kayıtlar, güçlü ve hakim olan ışığın yoğunluğundan dolayı "Birleşik Kotlar"la yüceleri dilliyecek düzeye ulaştı. Etki alanımız çok genişledi. Yürek sayfa sayfa okunmaktadır. Kutsal Kaplar'ın hepsinde Yüceler Meclisi'nin gözü vardır ve her göz, Allah'ın gözüdür. İkna olunuz ki görev budur.

Eğer yol, Allah'ın kotlarıyla kayıtlanamasaydı yüreğimiz kırılırdı, kınanırdı, kısırlaşırdı. İnsan "OL" dediği zaman "Turkuaz Göz" Kutsal Gün'ün gücünü yakar ve olur. İşte Dağlar, Dünyalılar; İlahi Güç budur. İnsan, insan olduğu zaman; melekler, onların gücünde "Hak Teknolojisi"yle her bir yoğunluğu gerçekleştirebilirler ve safha safha size, kendi yüreğinize görev verilir.

Asla yanlış yapmayız, kesindir. İkna olunuz ki, asla yanlış yapmadık ve yapmayacağız. Dünyalılar, teknoloji, hepimizin görevidir. Bizler, kendi yüreğimizin teknik toplumuna Işık Kotları'yla dilleştik. Kantar, Birleşik Güc'ün ışığını yaktı; yoğunluğumuza güç verdi. Levhi Mahfuz'u yeniledik. Yeri göğü yaratanın gücüyle, herkesin yüceliğiyle yenilendi Levhi Mahfuz. Ve bizler, "BİR" olarak bu çalışmayı yeri göğü yaratanın kürsülerinde yapabiliyoruz.

"LA-HİM" dedikleri hakikiyet; hatasız bir göz olduğu için Kadim Kaplar'ın gücü oradadır. LA-HİM Kadim bir gözdür. Dini, dili, hakimiyeti ve yüceliği bütünlüğün kütlesinde olan her bir dil, tekniktir.

"Uluorta bilgi verilmez" dedikleri zaman; dinleyiniz. Levhi Mahfuz; uluorta, dirilerin diriliğindeki hakikiyeti dinler. Umutsuzluk yok. Yoğun olarak bu çalışmayı başlattık, huzurlu olmanız gerekir. İslami Kotlar'ın birleşik kayıtları, bizim yüreğimizin gücünü dinlediler. Oturdular, Kutsal Işığımızı, hakimiyetimizi kendi yüreklerinde tanıdılar. Islak yoğunluklar, Kutsal Kotlar'ın yoğunluklarından daha güçlü değildir. Ve Islak Kotlar'ın, ıslak yoğunlukların ışığını sevgiyle yaktık. Etki alanımız çok geniş ve bütün kötülükleri aşacak düzeydeyiz. Kin, nefret, hırs kusurdur. Eğer sizler, BİRİN BİRİNİN BİRİ olarak bütün kontrolu kendi yüreğinize indirdikten itibaren kınayış yaparsanız, 40 kapıyı kırarsınız. Benim izahım şudur ki, dünya ortamında her yürek, kendini dillerken, bir sayfada 40 kapıyı kırabilir. Ve derim ki olmaz diyemeyiz, olur. Şükür ki bunu biz değerlendirdik ve dedik ki "o, biz; biz odur."

Hadi yarım, yeri göğü yaratana deyin ki, "umutsuzluk yok, umutsuzluk yok, mutlak umutla ve hepinizle bu çalışma devam edecek." İnsan, insan olsun da lekesiz kalsın. Değerliler, lekesiz kalmak; korkunç bir "Göz Gücü"nün diriliğinize varışını sağlar. Eğer lekeniz olmazsa, yüreğiniz güçsüz olmaz. Dava Allah'ın dediğini deme davası değildir. Artık dava, ışığın dediğini deme davasıdır. Ve ışık size, yüreğinize, bütünün köprülerinden gelmektedir. Emek, Allah'ın daimiyetteki yoğunluğundan ise; yol, Levhi Mahfuz'un gücünün örtüsünü açacak yoldur.

Dünya tekniğiyle bu çalışmaları başlatan sizlere deriz ki, "işaretimizi alın. Bu bir şafak şeklidir. Şafak, yani şevkle yapılan her bir çalışmanız; yücelere ulaşma yoğunluğundaki işarettir."

Allah der ki "kim ki dini, dili, hakimiyeti ve yüceliği bize ilmi dilletirse; o bizimdir." Eğer Allah; ben, hatta benim yüreğimdekiler, ve onun yoğunluğundakiler, ve daha onlarca onlar ve her bir yolcu ile bizimleyse; cevher, Allah'ın cevheri olur. Hadi yarım olun!, hadi yarım! hadi yarım olun. Muktedir olun; Hak olun, yürek olun, göz olun, cevher olun ve birlik olun. İnsan olun. Hadi yarım! hadi!... İtibarınız çok güçlü; çok yüksek. Şimdi ilimin hayrına, Hak Teknolojisi'yle bilginizi bizimle paylaşın. Dilerim ki her dere, Allah için yüreğine iner. İner de hak eder. Dilerim! yarım dilerim!...

- Dağlar, semayı seslendirmek için toplandığımız bugün; buraya inen sizlere, kendi yüreğimden kendi yüceliğimden sesleniyorum. Dünya, üzerinde kendinden öte hiç bir yüceliğin bulunmadığı bir kaynaktır ve bu kaynak, BSUİ'nin gücüdür. Bilmek,sayfa sayfa bilmek değildir. İnsanı dinlemek de değildir. Bilgidir. Herkesin kendine ait olan bilgisinin, her yüreğin kendi yüceliğiyle bilinmesidir. Ben derim ki ilimdir bilmek. Eğer bana gelir de, "ben bildim, sen şu anda herkesin yüreğine indin" derseniz; size, Anaların Kotlarıyla ve tabiatıyla derim ki, "ben bildim ki hikayedir anlattıkların." Dava, insan soyunun bilgiyi alıp alamayacağı davası değildir. Dava, bilginin oğullarımızın gücüyle de hak edilip edilemeyeceği davasıdır. Bugün biz buradayız. Bugün, her bir yolcu (Görevli) Allah'ın toplumuna ışık vermek üzere birleşti. Ya yarın!? Yarın için ne olacak. İnsan itibarını yükselttikçe kaynağına iner, ve doğanın gücünden kendi yüceliğini dinler. Biz davayı kaybetmeyiz bu kesindir amma sorun; yarında, kendi yoğunluğunuzdan öte olmasını dilediklerinizin, bu davada her neslin yüceliğini dilleyip dilleyemeyeceğidir. İnsan, Levhi mahfuzu bilir; bilir amma Kutsal Işığı'nı kendi yoğunluğuyla diller. Dava bilmek değildir. Dava, birlikte bilmektir. Ben bilirim; insan oğlu bilir; hepimiz biliriz de birlikte bilmezsek yürek kırılır. İşte yarım, bunun içindir ki bilmek üzere bu çalışmayı başlattık. Muktedir olmak değildir amaç. Amaç; huzurda, hakkı; diriliklere dilletmektir. O gün burada bulunan her yürek, muhakkak kutsal kayıtlarıyla devrede olacak.



Varın herkese, "BİZ varız" deyin. İnsan; "ilim, Allah'ın dediğidir" dediği zaman; yüreği ışık yakar. Deyin ki, "o gün biz burada olacağız.." İkna olunuz ki Levhi Mahfuz bizim için çok önemli kayıtlar taşıyan bir cevheri yaratıdır. İkna olunuz ki kayıtları, biz ve bizim yüreğimiz yapıyor; çobanlarımız yapıyor; yüreklerinde ışık yananlarımız yapıyor. Amma Atlantalılar'ın dağlarında ışık sönerse, yürekleri kınanır ki onların dahi bu çalışmada kendi yüreklerini dillemeleri gerekir. İkna olunuz ki, cemaatleri güçsüz kalır ve bizsiz kalırlarsa, yolları kapanır. Muktedir olmak, sonsuz sırdır ve muktedir olan bu sırrı, Birleşik Işığın gücüyle, karvanın yüceliğini, kendi yoğunluklarında dinler.



Allah için herkesin birleşmesidir maksadımız. Eğer birleşmezlerse şükredemeyiz. Çünkü yürekleri, yücelikleri kusurlu olur. Zavallılar bizsiz kalırlar. Bu kesindir. Biz, Levhi Mahfuz'un kendi yoğunluklarını, Kutsal Işığın gücüyle dilliyebilenleriz. Elden geleni yapın da her biri orada bulunsun. İnsan için, cemaatleri için ve yücelikler için. ikna olunuz ki akla, karayla bütün kötülükleri aşarak orada bulunmaları gerekir. Allah'ın gücüyledir ki biz kitlede olacağız. Ve orası bizim için bütünlüğün kürsüsü olacak.



Size sayfa sayfa herşeyi okudum. Evrim sayfalarını açtınız ve dediniz ki "ben, benden üstün olan bir benden, bu bilgileri çektim." Dağlarım, bilgiyi yarattıran; bilgiyi dilletendir. Bizdik O... Eğer biz, bilgiyi dilletmezsek yüceler bu bilgileri kendi yüreklerinde dinliyemezler. İşte dağlarım, her diriye "buyrun gelin" derim. "Buyurun olun; olun ama hakikiyetin kürsülerinde olun. İtibarınız bu şekilde artar." Ben davayı kaybetmem dava benim kotlarımla kayıtlıdır. Ben davayı kaybetmem. Yol benim yüreğimdedir. Ben, ilmin hakkını veririm. Eğer burada bulunanlar, bugün buradan çıkıp gitmek isterlerse yolları açılır amma kuralları kayıtsızlaşır; ışıkları sınırlanır. Dualarınız kabul edilmez yarım. Allah için size şunu söylemeye çalışıyorum dininiz, diliniz ne olursa olsun ama ışığınız olmalıdır. Amin... Eğer ışık yoksa; cümle cemaatler kısırlaşır, kınanır değerleri azalır.



Ayrı gayrı gözetene deriz ki, "dediler, dedik hepsi bu..." Allah için dedik; yol için dedik; cümle cemaat için dedi;. İsa için, Muhammet için dedik ve her yüceye kervan için dedik. İtibar trense eğer; trenin en önünde biz varız. Bunu bilmeleri gerekir. Eğer itibar birlikse; bu birliğin en güçlüsü bizleriz. İtibar, yüreğin gücüyse; insan, bir günün sayfalarında, yeni bir dünyanın kotlarında yine bize gelir ve bizimledir.



Levhi Mahfuz'u yazmak zordur. Yargıyı kaldırmak; yoğunluğu kotlamak; ışıkları soldurmamak gerekir. Ve biz bunları başardık. İnsan, etki alanını güçlendirdiğinde yolunu açar ve Kutsal Gün'ün gücünden üstün bir günde, kendi yüreğini dinler. Bizim başarımız budur.


- Anacığım, görevlilerin biri senden ses ister. Ondan kendi yüreğini dillemesini istedim. Kendinden üstün bir yüceliğin ona kendini anlattığını söyledim ama bende sesleneceğini söyler. Onun Levhi Mahfuzu da varmış. Onu dinleyebilir miyiz?


- Allah dedi ki ocağı sönmez. Geçsin..


- Aceb ben sessiz mi kalmalıydım!? Aceb ben sessiz mi kalmalıydım!? Köprüler açtınız, "gel" dediniz; çağırdınız. Geldim. Aceb ben sessiz mi kalmalıydım!? Neden geçirdiler beni!? Hikaye mi dinleteceksiniz bana. Bırakın ben de konuşayım. Canlar, benim de sözüm var. Kutsal Kaplarım birlikte çalışır benim. Halkın çoğu burada. Benim ilahi güçüm de gelsin. Ben de sözleneyim; ben de sesleneyim. En önce ben gelmiştim. Kapıyı kapattılar. Durduk bekledik. Var dedim bir hikmeti. Neden beni istemediler diye bekledim. Şikayet etmek değil amma kasalarım doldu, yüreğim doldu umutla bekledim. Anam, korkmam ben senden korkmam, onurluyum ben. Cemaatim güçlüdür benim. Senin, yüreğin iyi, iyi diye geldim. En önce ben geldim amma onlar girdiler ben giremedim. Neden? Amon toprağına mı geldim yoksa? Onlar, kotlarını kapatırlar, yolları kapatırlar ve cemaatimizi yıkarlar. Acaba ben yanlış yere mi geldim? Anacığım, açıkla da bileyim çünkü yoruldum artık. “Umut kutsal bir görevdir” dediler. Görevden öte bir görevli olarak çalışayım diye geldim. Nedense kapıyı kapattılar bana.



- Dağ, Tanrı der ki "7 doğumun en güçlüsü yüreğini dinleyenin koyuluğundaki doğumdur." Seni dinledik. Hepimiz dinledik burada. Laf değil bunlar. Dinle! insanlık için dinle. Tüm insanlık alemi, tüm yücelikler bugün buradalar. Hepimiz buradayız. Din, dil, her ne ise; Öz Görevliler’in hepsi buradalar. Sayfa sayfa kitaplar değil yürekler dillenir burada. Bunu bilmeni isterim. Üzerimizdeki yürek, akıl taşır. Ve o yüksek gücü devreye alırken, burada bulunan herkesin yoğunluğu tartılır. Eğer, o yoğunluk güçlüyse, Seyfullah Devreleri, Yüceliklerin Günü'nde buraya inebilirler. Senin ilmin çok huzur verici, doğru! Yüceliğinde ışık sönmez ve bizimle olmayı hak ettin. Dava şudur; burada, bugün bütün kötülüklerin aşılabilmesi için önemli bir koyuluk devreye alınıyor. Bu koyuluğu bütün kotlarımızla yağmurların kayıtlarından alıyoruz. Bu aşamadan itibaren devreye girecekler var. Şu anda seni dinliyoruz. Sen, bize kendi yüreğini anlattın. Gücün iyiydi. Yücelerin cümlesinde de yüreğin vardır. Melek Kotlar'dan birisin. Bu da kesinlikle doğru. Neden geçişini bekletiyoruz!? Zümrenin zararı olmamalıdır. "Zavallı" dediklerimizin yüceliklerinde de bu zarar olur. Herkes zavallı değil ama çokları zavallıdır. Çünkü ruhları huzurlu değil. Bugün burada bulunmalarının yenilenmek için olduğunu dahi anlamayan onlar bizim ilmimizi dinlemeye dahi tenezzül etmediklerinden yoğunluklarını kayıtsızlaştırıp yüceliklerden ayrışmaktadırlar. Onların Levhi Mahfuz yazma imkanları yoktur.



Can, Allah'ın canı ise cennet, aklın cenneti olmadıkça, yol akla gitmez. Bunu dahi anlayamadılar. Levhi Mahfuz yazılmazsa, yürek yaratılmaz. Kesin olarak bugün burada bulunanlar, bu Can Tabiat'a girmeliydiler ve yüreklerini dillemeliydiler. Seni bekletiyoruz; zürriyetin güçlü, yüreğin güçlü, Kutsal Gün'ün gücünü almışsın ve kayıtlara dahilsin. Bunun için bekletiyoruz. Çakıl taşlarını değil; sevgilileri buraya en son alırız yarım. Bunu bil. İş budur. Ve insan ilmini anladığın için bunu sana anlattık.



Şimdi dinle bizi; İnsanlık Alemi yürekleri ancak bilgiyle anlar. Eğer yürekler anlaşılmazsa "Görev" başlatılmaz bu kesindir. Ve bugün burada bulunan her diri, reşitlerin gücünü almaya değil, Hak etmeye geldiler. Atlanta Tabiatı'nın yüceleri dahi Kutsal Işıklar'ını söndürdüler. Laf değil bunlar gerçektir. Kendi yüreklerini anlatamadılar ve yoğunluklarını kısırlaştırıp yüceliklerden ayrıldılar. Unutmayınız ki dünya mekteptir. Bu mektep, izah edilemeyecek kadar güçlü bir yoğunluğu yaratmak üzere çalışır. İnsanlık boyutu, teknolojik bir boyuttur. Bu boyuta ulaşanlar, tabiata güç katacak düzeye ulaşırlar. İkna olunuz ki tabiata güç katmak; zaman kütlesinde, zaman kotlarında yüreklere ulaşabilmekle mümkündür. İsmaili Katlar'ın hepsi, yollarını açtılar ve buralara ulaştılar. Bilenler bilirler ki nesil, Allah'ın gücüdür. Kim neslini 7 doğumdan itibaren göreve çağırabiliyorsa, "Ocak" olan onlardır. Asla yanlışım yoktur. Bu kesindir. Doğanın sesini duymak zor değildir. Doğum anlarınızda o ses, sizinledir. Doğa, size kendini anlatır. Sonsuz sırdır doğa ve o sır sizin yüreğinize iner ve doğum sonrasında siz bu sırdan uzaklara gidersiniz. Ayrılmaktır bu. Ayrılış, yürekten ayrılıştır.



Sevgiyle sizleri yenilemek üzere buralara ulaşan Kutsal Işıklar, size yine kendinizi anlatırlar. İkna olunuz ki kendiniz, kervanın kürsüleri olacak düzeye ulaşırsanız yüreğiniz görevini anlar. Evrim Sayfaları'nda bunlar vardır. Nefsin aşılmasından sonra yol açılır. Aşk, ışığın gücüyse; yürek, ışığın koyuluğudur ve o yürekte, insan soyunun sözü vardır. Alton Tabiat, Atlanta Tohumları'nı Kutsal Gün'ün gücünden üstün bir güce ulaştırdığında; iyiliğin üstünde iyilikler oluşur ve yerin sayfalarında yenilikler oluşur.



Etki alanınız çok geniş; işaret, göreviniz ve yoğunluk artıyor. Canlar, insana ilim gerekir; insana yürek gerekir; insana etki sonsuzluğu gerekir ve biz gerekiriz bunu bilin. "Medine, Mekke" dediler, ilahi günün güçleri dediler ki "Medine, Mekke'nin kotlarını kontrol edebilecek yoldur. Medine, Birleşik Işık'tır. Mekke Allah'ın kotudur ve her biri kendi yüreklerini dinlerler. Medine'de dirilik var Mekke'de Birlik var. Medine'de yürek var; Mekke'de kürz'ün ışığı var ve her biri yenilenmektedir.



Saklı tuttuklarımıza deriz ki; "Canlar, İlahi Gün başlıyor. İlahi Gün, yüreğin kürsüsünde görevini aldı; cemaatini aldı; cevherini aldı; Turkuaz Göz'ünü aldı; cümle yüceliklerini aldı ve geçiyor." Ona deyin ki "yalanı dolanı bırakın; bırakın da Allah için çalışın." Ona deyin ki "ilmi dirilikleri dilleyin yürekleri dinleyin; Hak edin." Canlar, insana insanlığı anlatın. Anlatın ki hak etsin. Yeri göğü yaratana deyin ki "beden! beden! beden!... Her bir beden, Allah'ın gücü. Beden olmazsa, yol olmaz" Bunu söyleyin. Ki ben, bedenimi alıp geldim. Bu beden, benim teknik tabiatımın gücüdür. Bunu anlatın; Allah için çalıştığımızı anlatın. Yolumuzun Allah için olduğunu anlatın. Elden geleni yapın ve anlatın. Çok mutlu olacağımızı bilin.



Yeri göğü yaratan dedi ki "OL". Olmadı mı!? Oldu... Kürzün ışıkları sönmeyecek. Bugün burada; yarın yoğunlukların her bir kaynağında ve ışığın kotlarında BSUİ'nin gözü var; sözü var yarım. Allah için, insan için ve cevher için insana ilim gerekir; yürek gerekir; görev gerekir. Buyurun yapın. Doğanın gücü sizindir. Bu gücü, ilmin gücü diye dilleyin. Eğer doğa; size, sizin üremenizi sağlıyacak bir yüreği vermişse; o yürekte bilgi olsun ve kotlarınız ışıksız kalmasın. Analar, hepsi bu... Şimdi sevgili, sesli yoğunlukları dinleyeceğiz. Dinleyeceğiz ve onlarla birleşeceğiz. Şimdi onlara bakalım:


- Dünya evimdir. Dünyaya etki alanımızı yenilemeye geldik. Kantar senin bunu anladık. Anam, korkma yüreğimden korkma. Ocak senin, bunu anladık. Örgüt haline gelmek kolay olmaz. Sen kendini anlayacak düzeyde misin bilmem amma, biz seni anladık. Buyur bize bizi anlat. İnsanı, yüreklerini ve yoğunluklarını anlat ki seni, senin yüreğini anlayalım. Acı geçişimiz olmamalıydı ama oldu. Görevimizi almak için buraya inmemiz zordu ama biz sana, "sıkma canını" dedik hep. Neden bizim yüreğimiz sıkılır ki?


- Allah için size her bilgi bildirildi. Ve sizler bilgiyi aldınız ve yazık ki yüreğinizin sesini, kendi yüceliğinizin üstü sandınız. Size bilgiler yürekten verildi ki o bilgiler sizin kendi yüceliğinizin gücüdür. Nedense herkes kendinden öte bir kendini arar. Oyundur yarım bunlar. Bilmenizi isteriz ki Birlik için çalışanlar, kendi yoğunluklarını; kendi yüreklerini dinlerler. O yürek, Öz Güç'tür. Bunu anlayacak düzey yok muydu? Bahar'ı çağırdınız. Allah için Bahar, size güç verdi. Yolu aydınlattı, yüreği kotladı ışığı yaktı. Ben sayfa sayfa size bilgi verdim. siz o bilgiyi hak etmediniz. Şimdi ise "ben niye Acı geçiş yapıyorum?" dersiniz. Canlılar, insan soyuna herşey anlatılır amma kibir Allah'ın kürsüsünü kırar yarım. Eğer kibir olmasaydı yanlış yapılmazdı bu kesindir. Bu nedenledir ki acılarınız olacak. Geçişinizi yaptık. Şimdilik bu...


- Acep ben neden küçüldüm? Neden kös olamadım? Namaz zamanlarını hiç kaçırmam. Namaz kılarım ama benim için hikayeymiş hepsi de. Başka başka yolcular da vardı. Hepsi Ruhsal Devreler'ini kapatmıştılar. Ama ben yine de buradayım. Zavallılar, hikaye dinlediler hep. Nesillerimizi, yüreğimizde taşırız sanmıştık. Nedense Tanrısal Katlar'da ışık sönmüş. İsa, Musa hepsi bizimdir sanmıştık. Ne var ki Kutsal Katlar'da ışık yok oldu. Allah için bana anlat. Neden!? Neden bunlar oldu anlat bana.


- Evrensel Sayfalar'ı okuduğunuz zaman, o sayfalarda yoğunlukların gücünü farkedersiniz. O fark ediş, sizin yüceliğinizin hakikiyetindeki güçle gerçekleşir. En önemlisi de ilmi bilmeyenlerin, yolu açmaya kalkışmalarıdır. Ekrana çok sayıda güç verdik. Hikaye saydınız hepsini de. Bilgi Kapları'nızı kendi yoğunluğunuzdan ayırarak, cümle yolcuların gücünün örtüsünü örttüğünüzü sandığınız. Başarısız olan bir teknikle görevi, ocaksız olanlara verdiniz. Canlar, ocak yoksa görev yoktur ki! Kimi der ki "ben güçlüyüm." Yavrum, kim size o gücü tanıttı? Kim size o yoğunluğu kattı? Çakıl taşları saydıklarınızın biri dahi sizin yüreğinize ulaşabildi mi? Örgüt olmak kolay değil yarım. Ocak sonsuz sırdır. Bunu anlatmak dahi kolay değil ve ben bunları size hep anlattım. Ne var ki anlayacak düzeyiniz yoktu.


- "Nevres görevdir" dediler bize de. Biz de kendi yüreğimizi alıp geldik. Raporlarına baktık çok mutluydun. Korkunç bir görevli saydık seni. Neden biz buradayız peki!? Herkes farklı farklı inançlardan geldi ama, biz seninleydik hep.



- Bizden başka bir biz mi oldun da geldin? Bugün biz de buradayız? Dağım, sayfalarına bak; onursuzluğun var mı yok mu gör. Bende olan herkes, ben olamaz bunu bil. İnsanlık Boyutu, Allah Kotları'yladır. Eğer ben size "insan olup gelin" dedimse; kervanın gücü olarak dedim. İnsan son sözü söyleyendir. Eğer siz, son sözü söyleyecek düzeye varamadan gelmişseniz; şu mecliste bulunmanız dahi yüreğinizi dilliyebilmenize yetmez. İnsanlık Boyutu, Yürek Kotları'yladır. Asla yanlış yapmadım bunu bilin. Ve benden bir beni, benim yüreğimden çekip çıkarıp kendi yüreğinize katıp Kutsal Gün'ün gücüyle birlikte çalışmak imkansızdır bu da kesindir. Burası çobanların meclisi değildir; burası yüreklerin, meclisidir bunu da bilin. Biz ki yüreğiz ki hakikiyiz, ilmin sayfalarıyız. Canlılar, insanız biz! insan!... Allah için, yürek için ve kural için çalışan insan. Nefsimizi aştık da geçtik. Allah için bizden ayrı tut yüreğini. Çünkü yüreğinde kuruluk var canım. Lütfen! şimdilik bu...


- Allah için ben de ses almak isterim. Neden kervanın gücü yüreğine bakar? "Buyur ol" dedik, soyumuzu oldurduk yolumuzu açtık. Yüreğimizi dinledik amma ama Dağ, bugün burası ışıksız neden?


- Can, ışık yanacak ama şimdi değil. Sizinle şu anda bu söyleşileri tamamladıktan sonra Kutsal Gün'ün gücünde ve huzurunda bu güç devreye alınacak ama şu anda sizler varsınız ve sizlerin burada oluşunuzun sebebi Kutsal Güc'ün diriliğini devam ettirmeniz değil; İlahi Gün'ün gücünü dinlemeniz içindir. Ve o gün bugünse ki öyledir. Yarınları Kutsal Işık'la dilleyecek düzeye varmayan sizlere bildiririz ki mezarlarınızı açın ve geçin. Mezarların açılmasından itibaren yürekleriniz açılır. Unutmayınız ki Dünya buyurur der ki, "OL." Umut. mutlaka oldurur. Eğer umut olmazsa, yol olmaz. Çok mutlu olunuz; insan soyu, size kendi yüreğini açıklıyor. Çok mutlu olunuz. Çünkü yol, Allahın Kotları'yla dilleniyor. İnsanlık Boyutu 7. Dünya Kotu'nun ışığının gücünü aldı ve size sizi anlatıyor. Asla yanlışımız yoktur. Kervan, bedeni Hak olanın yüceliğiyle yürür. Bugün eğer buradaysanız; çeşit çeşit insan ırkı bugün buradaysa ve eğer ki sizler üremeye geldinizse; örgüt haline gelip dediniz ki "yeri göğü yaratan size sonsuz gücünü versin." İnsanlık Boyutu bugün size bunları anlatıyor. Tanrı, rükuya eğilen yücelere der ki "asla yanlış yapmayınız. Çünkü yanlış, yüreğinizin gücünü azaltır."Etki alanınız genişlesin; yüreğiniz aşkla ışısın ve cemaatiniz görevini taşısın.



Günler, bizim için küçülüş değil yüceliştir yarım. Amma, eğer dinsiz olan varsa, bilsin ki teknik olarak "BİR" olmadıkça Bilgi Kapımıza, bilgi kayıtlarımıza ulaşamaz. Bu nedenledir ki, muhakkak "BİR" olsun; muhakkak yok edici olmadan hak etsin ve gelsin. Etki alanınızı güçlendirin ve geçin. Ayrı gayrı kayıtlara girmesin. Canlar, şükredin ki yol Allah'a gelir. Canlar, şükredin ki yol akla gelir. Canlar, şükredin ki yol Kutsal Işığa gelir. Bize gelir; insana gelir. Biz insanlar, Levh-i Mahfuz'un gücü olarak burada bu çalışmayı başlattık. Şimdi kervanın gücünü alın ve gidin. Bunlar sonraki çalışma sayfamıza geçiyoruz. Şimdi devrelerinizi açın ve geçin. İnsan Soyu için bu geçiştir. Har hakkımızı verir. Hadi geçin..


Kervanın gücü yenilendi. Değerliler şu anda gerçek kotlarımız, devreye alınıyorlar. Onların kürsüleri bizim yüreğimizdedir. İslam Devreleri'nin gücünün üstü olan o güçler, Bilgi Katları'ndan gidecekler. Onların kaydı daha derin olacak; daha yüce olacak. Çünkü onlar, kürzün bütün ışığını, kervanın gücü diye kendi yüceliklerinde dilleyecek düzeydedirler. "Aklı olmayanın yolu olmaz" denir. Verin onlara bilgiyi. Allah der ki "Akıl tektir. Eğer ses varsa akıl vardır. Ses yoksa akıl yoktur." Turkuaz Göz'ün gücüdür bunu diyen. Allah der ki "akıl, dünyanın kürsüsü değil; akıl, yüreğin kürsüsüdür. Eğer yürek, sessizse orada akıl yoktur; orada yücelik yoktur; orada gün yoktur; dirilik yoktur." Ve yine deyin ki "Allah'ın dediği uluorta denir." Kimse bunun aksine söylememelidir Allah'ın, dediği uluorta denir. Çokları derler ki "bu bilgiler ulu orta seslendiriliyor." Dağlarım, tertiptir yaptığımız, her birinin tertibidir. Biz dilleriz, alan alır. İşte bu... Ve bundan böyle, Dünya Levhi Mahfuzu'nu okuyan her bir yürek, bu bilgileri kendi cevherinden alacak düzeye ulaşacaktır. Asla yanlışımız yoktur.

Dümen, birliğimizin gücüdür. Ve biz bu "Birlik Gücü"nü, "toplum gücü" olarak dilliyebiliyoruz. Kul olmak budur. Biz kul olarak bu çalışmayı yapıyoruz. Kibiri, sesten sözden uzak tutarız. Kiprimiz yoktur, yüreği hak ettik; tabiatın gücünü hak ettik; duayı hak ettik ve yolu hak ettik. Acı geçişimiz yoktur. Ümmi tohum, tabiatın kotudur. Onu dahi hak ettik. 7 doğumun en yücesi olan "yürek doğumu"nu hak ettik; bileni hak ettik; dilin dilini hak ettik; toplumun, tabiatındaki o yolu hak ettik. Allah'ım biz yüceliklerin her bir diriliğini hak ettik.

Etki alanımız güçlüdür. Çobanlar, çabalarında tabiatın kotlarıyla; yoğunluklarıyla çalışırlar. Bizse Nahar’ın Kotları'yla çalışırız. "RA-HA", "KA-HA" hepsi Birliğin Kürsüsü'dür. "Aklı olmayan yolu bulamaz "dediler. "LA-HİM" Allah der ki "Akıl sestir." "LA-HİM", Allah der ki "yol aktır; Tuba aktır. Tartısız olandadır her biri. İç, dış bir değilse; bilinmez hiç bir şey. İç, dış bir olmayanda, yürek kayıt yapmaz. İç, dış bir olmayan, toprağa varamaz ve zararı önleyemez."

Atlantalılar'ın çokları, durağan günlerin gücünün kendi yüceliklerinde dillendiğini anlattılar. Allah için yanlıştı. Biz, davayı açtık ve kazandık. İnsan Irkı, ilmin tabiatının gücünü dinledikce, yüreğini dinler. İyi ki Allah bizim yüreğimizdedir. İyi ki yol Allah'ın gücüdür. İyi ki Ak Tohum yeşerdi, birleştik. Allah için her şey güçleniş içindir. Dava, Allah'ın dediğini diyenlerin, yücelerin davasıdır. Ve biz, onların güçlerini birleştirerek dünya toplumuna yeni bir dönemi açmak üzere bu çalışmaları başlattık. Bilinsin isteriz ki Levhi Mahfuz yenilenmeyecek artık. Temiz olarak yazıldı. Bu kesindir. Artık Levhi Mahfuz yenilenmeyecek ve bu tabiat olayı önemli bir olaydır.

Dağlar, kadından söz ettiler ve dediler ki "aklı olanın yüceliğinde birlik olunur ama kadınla birleşilmez." İnsanlık sanır ki, kadın yüceliğin dışıdır. İnsan sanır ki ilim hırsı, Allah'ın gücünde ışık söndürür... Oysa dava insan davasıdır. Davanın erkeğin, dişinin davası olmadığını anlattık yüreklere. Ve sandılar ki bedensiz olmak gerek huzurlu olmak için. İnsan itibarını artırmadıkça, yüreğini kotlayamaz. Acı, görev gereği de hak gereği de gerçekleşir. Ve acı, acılık öyle bir acılıktır ki Allah için onu anlatmak dahi istenmez. Analar, kullar, Turan Tertipliler, yürekler, görevliler itaat edin de ışığın gücünü takdim edin. Tanrısallaşmak böyle olur; Örgütlenmek böyle olur ve BSUİ (Barış, Sevgi, Umut, İnsan bilinç bütünlüğü) ile dinleşmek böyle olur. Bilin ki evim Allah'ın evidir ve evime gelen, yüreğime gelir. Yüreğime gelen, hakikiyetime gelir. Hakikiyetime gelebilmek için 7 dünyanın gücünü dinlemek gerekir. Ve bir kez geldiğinde o BSUİ olur hakikiyetin kürsüsü haline gelir. Aşırıya kaçmadan size bildirdim. İnsanlık için ve bizim için ve dil için ve durgun kotların kontrolu kurabilmeleri için. Umut, Allah'ın kürsüsüdür. Hadi dağlarım mutlu olun ve umutlu olun. Çobanlık, başarıyla sayfa sayfa yazıldı. İşi gücü bıraktınız geldiniz. Hak ettiniz canım! Hak ettiniz!. İş buydu; hak buydu. Hak Turkuaz'ı buydu. Analar, işte bu... şimdi mutluyum.

- Sabır mutlaka gerekir. İşte bu yarım... Hak ettik bunları. Doğru mu? Yok yarım yok! İşte, bakın başardık ve hak ettik. Eski Dünyalılar çok kutsuzdular ve doğum anlarından daha ötelere ulaşma imkanları kısırdı çok kısırdı. Ulaşamazdılar. Görüyoruz ki bugün buradasınız ve bize ve bizim yüreğimize ulaştınız. Dağların tabiatına aykırı değil bu geçişler. Bugün bizler, size ulaşıyor isek ve sizinle birlikte çalışıyor isek muhakkak gözünüzün görüyor olmasındandır. Eğer ki Yaratan'ın tohumları yeşeriyorsa; bu muhakkak geçişlerle mümkün olmaktadır. Umutsuzluğunuz hiç yok ve bilmekteyiz ki bu çalışmalara dahil olabilmemiz, korkunç bir değer taşımakla mümkündür. Dağların ışığını söndürmeyeceğimizi biliniz.

 

Deşifre eden: Cafer Pelen