02.04.2008
Tarihli RA-KA Tebliği'nin 1. Bölümü
Dağlarım, ruküya eğildik ve yoğunluğunuzda size kendi
yüreğimizden bakıyoruz. Ahlat Katları'ndan İnsan
Sayfaları'na inen dilleri dinledik önce. Ahlat Katları,
Kutsal Katlar değil amma ummanın toprağı orada yüreklere
ışıdı. Ahlat, tabiatın görev tekniğinin yüksek gücünün
dillendiği bir şer kaydıydı. Sayfa sayfa yazdıklarına
baktık. Kadın, kat kat oldu, Kutsal Kaynak oldu bize dedi
ki, "omuzlarımızdaki yük ağır. Umman, Tuba Kapları'nı
getirsin de bizler "BİR" olalım." Bugün burada olan herkes,
o gün orada kendi yoğunluğumuza dahil her dirilikte ışıktı.
Ve dava, yüreğin daimiyetinin sayfalara intikal davasıydı.
Analar, Kuran der ki "nefsini aş. Ummandaki gıybet, 40
kapıyı kırar." Analar, Kutsal Güç, Allah'ın gücüdür. Bizim
için de her bir düzen, yoğunluğunda ışıyan BSUİ'dir.
Bedenliler, eti olanlar, yüreği omuz yükünü taşıyacak
dürümde olanlar, Sistem Devreleri'nden size deriz ki, "Allah
için yüreğinizi, sayfalarından okuyunuz. O sayfalar, sizin
kodlarınızı yoğunlaştıracak güçtedir.
Utanç duymak istemeyiz yüreklerinizden çünkü,
yüreğimizsiniz. Bizim için her şey temizdir. Simetri
Yücelik, kürzün yüksek ışığını 7 devreden indirdikten
itibaren RA-KA, dünyaya göz oldu. Kul olduğumuz için size
geliyoruz. 40 tabiat gününde biz siziz ve bugün de
sizinleyiz. Yanlış yapmamalıyız. İkna edici olduğunuz için
sizinle çalışabiliyoruz. Eğer yol, tabiatın koyuluklarının
gücünün tahditlenişini gerçekleştirecekse, Levhi Mahfuz'daki
yücelik, cemaatinizin gücünden ayrışır.
Atalar, reşit olanlara deyiniz ki, İslam-i Kotlar'ın
hepsinden daha gür, ve daha hakikiyetli bir görev tertibi
yapılıyor. Kibir herşeyin üstüyse eğer; kibri aşamayan;
körlükte ve sağırlıkta 40 kapıyı yıkar.
Saklı tuttuklarımızın Birleşik Koyulukları'nı dillemek üzere
bu çalışmaları başlattık. Sistem, Düzen ve Nizam
Görevlileri'ni ilk kez devreye almaktayız. Yani, sizin
diriliğinizin gücünün artısı olarak, onların güçleri bu
dönemde devreye alınacak. Bu nedenledir ki onlara saygılı
olmalıyız. İkna olunuz ki onlar, yüreklerini kendi
yoğunluklarıyla dilleyecekler. Cevherdeki, kendi
yüreklerindeki o gücü dilleyecekler ve o güç dünya tabiatına
ekilecek. Emin olunuz ki dünya, yüreğinizden cevap bekler.
İnsana itibar gerekir. İtibar tabiatın gücünde yoktur.
Yüreğinizdeki güçte vardır. İlim, Allah'ın dediğidir. Yol
aklın yoluyken; ışığın yağmurlara inişi muhakkak gerçektir.
Atlantalılar'ın bir kısmı, sizin yüreğinizin gücünün
dürümlerine; yüceliklerden, kendi yoğunluklarını indirdiler
ve Dünya Tertibi'ni yaptık. İmparator olarak Dünya Düşünce
Kotları'na inen onların, hepsi yenilendiler. Etki alanınız
genişledi ve gerçek günlerin gücüyle bu çalışmayı devreye
aldınız. İkna edici olmanız gerekir.
Evrim sayfalarını okuduk ve dilledik. Reşit olanların
yüceliklerindeki güç, "Mirkat Katları"nın kürsülerinin
üstüdür. Nefes sayfa sayfa okunur. Bu nefesin daha güçlü ve
daha hakikiyette olması, Kadir Kaplar'ın gerektirdiği
yücelikle dolması ile mümkündür. En önemlisi de neslimizin
gücünün artışı hepimiz için büyük bir görevdir.
Dava, Allah davasıdır. Kantar hepinizden hepimize değil;
senin yüreğine verildi. Bu kantar, Birlik Katları'ndaki
ışığın gücüdür. Cemaat, dünyanın teyibini çalıştırdı. Bu
teyp, devre devre her bir yüreğe; her bir diriye bilgileri
kayıtlıyor. Eğer bu teyp suskunlaşırsa; yürekler kusurlu
kayıtlarla dillenir.
Ata Kaplar'ın hepsinde birlik var. Yarının tartısı, bugünün
kotlarıyla geri dönüşü olmayacak yoğunlukları dinler.
Analar, nefsi aşmadıkca yolu açamazsınız. Eğer yol, yüreğin
kürsülerinden, yüreğinizi terk ederse, yoğunluklarımızda
şevk kalmaz.. Analar, meşale bizimdir. Ve bu meşaleyi kendi
yüreğimizde yaktık. Simetri Katlar'ın kotlarından daha üstün
olan bu kayıtlar, güçlü ve hakim olan ışığın yoğunluğundan
dolayı "Birleşik Kotlar"la yüceleri dilliyecek düzeye
ulaştı. Etki alanımız çok genişledi. Yürek sayfa sayfa
okunmaktadır. Kutsal Kaplar'ın hepsinde Yüceler Meclisi'nin
gözü vardır ve her göz, Allah'ın gözüdür. İkna olunuz ki
görev budur.
Eğer yol, Allah'ın kotlarıyla kayıtlanamasaydı yüreğimiz
kırılırdı, kınanırdı, kısırlaşırdı. İnsan "OL" dediği zaman
"Turkuaz Göz" Kutsal Gün'ün gücünü yakar ve olur. İşte
Dağlar, Dünyalılar; İlahi Güç budur. İnsan, insan olduğu
zaman; melekler, onların gücünde "Hak Teknolojisi"yle her
bir yoğunluğu gerçekleştirebilirler ve safha safha size,
kendi yüreğinize görev verilir.
Asla yanlış yapmayız, kesindir. İkna olunuz ki, asla yanlış
yapmadık ve yapmayacağız. Dünyalılar, teknoloji, hepimizin
görevidir. Bizler, kendi yüreğimizin teknik toplumuna Işık
Kotları'yla dilleştik. Kantar, Birleşik Güc'ün ışığını
yaktı; yoğunluğumuza güç verdi. Levhi Mahfuz'u yeniledik.
Yeri göğü yaratanın gücüyle, herkesin yüceliğiyle yenilendi
Levhi Mahfuz. Ve bizler, "BİR" olarak bu çalışmayı yeri göğü
yaratanın kürsülerinde yapabiliyoruz.
"LA-HİM" dedikleri hakikiyet; hatasız bir göz olduğu için
Kadim Kaplar'ın gücü oradadır. LA-HİM Kadim bir gözdür.
Dini, dili, hakimiyeti ve yüceliği bütünlüğün kütlesinde
olan her bir dil, tekniktir.
"Uluorta bilgi verilmez" dedikleri zaman; dinleyiniz. Levhi
Mahfuz; uluorta, dirilerin diriliğindeki hakikiyeti dinler.
Umutsuzluk yok. Yoğun olarak bu çalışmayı başlattık, huzurlu
olmanız gerekir. İslami Kotlar'ın birleşik kayıtları, bizim
yüreğimizin gücünü dinlediler. Oturdular, Kutsal Işığımızı,
hakimiyetimizi kendi yüreklerinde tanıdılar. Islak
yoğunluklar, Kutsal Kotlar'ın yoğunluklarından daha güçlü
değildir. Ve Islak Kotlar'ın, ıslak yoğunlukların ışığını
sevgiyle yaktık. Etki alanımız çok geniş ve bütün
kötülükleri aşacak düzeydeyiz. Kin, nefret, hırs kusurdur.
Eğer sizler, BİRİN BİRİNİN BİRİ olarak bütün kontrolu kendi
yüreğinize indirdikten itibaren kınayış yaparsanız, 40
kapıyı kırarsınız. Benim izahım şudur ki, dünya ortamında
her yürek, kendini dillerken, bir sayfada 40 kapıyı
kırabilir. Ve derim ki olmaz diyemeyiz, olur. Şükür ki bunu
biz değerlendirdik ve dedik ki "o, biz; biz odur."
Hadi yarım, yeri göğü yaratana deyin ki, "umutsuzluk yok,
umutsuzluk yok, mutlak umutla ve hepinizle bu çalışma devam
edecek." İnsan, insan olsun da lekesiz kalsın. Değerliler,
lekesiz kalmak; korkunç bir "Göz Gücü"nün diriliğinize
varışını sağlar. Eğer lekeniz olmazsa, yüreğiniz güçsüz
olmaz. Dava Allah'ın dediğini deme davası değildir. Artık
dava, ışığın dediğini deme davasıdır. Ve ışık size,
yüreğinize, bütünün köprülerinden gelmektedir. Emek,
Allah'ın daimiyetteki yoğunluğundan ise; yol, Levhi
Mahfuz'un gücünün örtüsünü açacak yoldur.
Dünya tekniğiyle bu çalışmaları başlatan sizlere deriz ki,
"işaretimizi alın. Bu bir şafak şeklidir. Şafak, yani şevkle
yapılan her bir çalışmanız; yücelere ulaşma yoğunluğundaki
işarettir."
Allah der ki "kim ki dini, dili, hakimiyeti ve yüceliği bize
ilmi dilletirse; o bizimdir." Eğer Allah; ben, hatta benim
yüreğimdekiler, ve onun yoğunluğundakiler, ve daha onlarca
onlar ve her bir yolcu ile bizimleyse; cevher, Allah'ın
cevheri olur. Hadi yarım olun!, hadi yarım! hadi yarım olun.
Muktedir olun; Hak olun, yürek olun, göz olun, cevher olun
ve birlik olun. İnsan olun. Hadi yarım! hadi!... İtibarınız
çok güçlü; çok yüksek. Şimdi ilimin hayrına, Hak
Teknolojisi'yle bilginizi bizimle paylaşın. Dilerim ki her
dere, Allah için yüreğine iner. İner de hak eder. Dilerim!
yarım dilerim!...
- Dağlar, semayı seslendirmek için toplandığımız bugün;
buraya inen sizlere, kendi yüreğimden kendi yüceliğimden
sesleniyorum. Dünya, üzerinde kendinden öte hiç bir
yüceliğin bulunmadığı bir kaynaktır ve bu kaynak, BSUİ'nin
gücüdür. Bilmek,sayfa sayfa bilmek değildir. İnsanı dinlemek
de değildir. Bilgidir. Herkesin kendine ait olan bilgisinin,
her yüreğin kendi yüceliğiyle bilinmesidir. Ben derim ki
ilimdir bilmek. Eğer bana gelir de, "ben bildim, sen şu anda
herkesin yüreğine indin" derseniz; size, Anaların Kotlarıyla
ve tabiatıyla derim ki, "ben bildim ki hikayedir
anlattıkların." Dava, insan soyunun bilgiyi alıp alamayacağı
davası değildir. Dava, bilginin oğullarımızın gücüyle de hak
edilip edilemeyeceği davasıdır. Bugün biz buradayız. Bugün,
her bir yolcu (Görevli) Allah'ın toplumuna ışık vermek üzere
birleşti. Ya yarın!? Yarın için ne olacak. İnsan itibarını
yükselttikçe kaynağına iner, ve doğanın gücünden kendi
yüceliğini dinler. Biz davayı kaybetmeyiz bu kesindir amma
sorun; yarında, kendi yoğunluğunuzdan öte olmasını
dilediklerinizin, bu davada her neslin yüceliğini dilleyip
dilleyemeyeceğidir. İnsan, Levhi mahfuzu bilir; bilir amma
Kutsal Işığı'nı kendi yoğunluğuyla diller. Dava bilmek
değildir. Dava, birlikte bilmektir. Ben bilirim; insan oğlu
bilir; hepimiz biliriz de birlikte bilmezsek yürek kırılır.
İşte yarım, bunun içindir ki bilmek üzere bu çalışmayı
başlattık. Muktedir olmak değildir amaç. Amaç; huzurda,
hakkı; diriliklere dilletmektir. O gün burada bulunan her
yürek, muhakkak kutsal kayıtlarıyla devrede olacak.
Varın herkese, "BİZ varız" deyin. İnsan; "ilim, Allah'ın
dediğidir" dediği zaman; yüreği ışık yakar. Deyin ki, "o gün
biz burada olacağız.." İkna olunuz ki Levhi Mahfuz bizim
için çok önemli kayıtlar taşıyan bir cevheri yaratıdır. İkna
olunuz ki kayıtları, biz ve bizim yüreğimiz yapıyor;
çobanlarımız yapıyor; yüreklerinde ışık yananlarımız
yapıyor. Amma Atlantalılar'ın dağlarında ışık sönerse,
yürekleri kınanır ki onların dahi bu çalışmada kendi
yüreklerini dillemeleri gerekir. İkna olunuz ki, cemaatleri
güçsüz kalır ve bizsiz kalırlarsa, yolları kapanır. Muktedir
olmak, sonsuz sırdır ve muktedir olan bu sırrı, Birleşik
Işığın gücüyle, karvanın yüceliğini, kendi yoğunluklarında
dinler.
Allah için herkesin birleşmesidir maksadımız. Eğer
birleşmezlerse şükredemeyiz. Çünkü yürekleri, yücelikleri
kusurlu olur. Zavallılar bizsiz kalırlar. Bu kesindir. Biz,
Levhi Mahfuz'un kendi yoğunluklarını, Kutsal Işığın gücüyle
dilliyebilenleriz. Elden geleni yapın da her biri orada
bulunsun. İnsan için, cemaatleri için ve yücelikler için.
ikna olunuz ki akla, karayla bütün kötülükleri aşarak orada
bulunmaları gerekir. Allah'ın gücüyledir ki biz kitlede
olacağız. Ve orası bizim için bütünlüğün kürsüsü olacak.
Size sayfa sayfa herşeyi okudum. Evrim sayfalarını açtınız
ve dediniz ki "ben, benden üstün olan bir benden, bu
bilgileri çektim." Dağlarım, bilgiyi yarattıran; bilgiyi
dilletendir. Bizdik O... Eğer biz, bilgiyi dilletmezsek
yüceler bu bilgileri kendi yüreklerinde dinliyemezler. İşte
dağlarım, her diriye "buyrun gelin" derim. "Buyurun olun;
olun ama hakikiyetin kürsülerinde olun. İtibarınız bu
şekilde artar." Ben davayı kaybetmem dava benim kotlarımla
kayıtlıdır. Ben davayı kaybetmem. Yol benim yüreğimdedir.
Ben, ilmin hakkını veririm. Eğer burada bulunanlar, bugün
buradan çıkıp gitmek isterlerse yolları açılır amma
kuralları kayıtsızlaşır; ışıkları sınırlanır. Dualarınız
kabul edilmez yarım. Allah için size şunu söylemeye
çalışıyorum dininiz, diliniz ne olursa olsun ama ışığınız
olmalıdır. Amin... Eğer ışık yoksa; cümle cemaatler
kısırlaşır, kınanır değerleri azalır.
Ayrı gayrı gözetene deriz ki, "dediler, dedik hepsi bu..."
Allah için dedik; yol için dedik; cümle cemaat için dedi;.
İsa için, Muhammet için dedik ve her yüceye kervan için
dedik. İtibar trense eğer; trenin en önünde biz varız. Bunu
bilmeleri gerekir. Eğer itibar birlikse; bu birliğin en
güçlüsü bizleriz. İtibar, yüreğin gücüyse; insan, bir günün
sayfalarında, yeni bir dünyanın kotlarında yine bize gelir
ve bizimledir.
Levhi Mahfuz'u yazmak zordur. Yargıyı kaldırmak; yoğunluğu
kotlamak; ışıkları soldurmamak gerekir. Ve biz bunları
başardık. İnsan, etki alanını güçlendirdiğinde yolunu açar
ve Kutsal Gün'ün gücünden üstün bir günde, kendi yüreğini
dinler. Bizim başarımız budur.
- Anacığım, görevlilerin biri senden ses ister. Ondan kendi
yüreğini dillemesini istedim. Kendinden üstün bir yüceliğin
ona kendini anlattığını söyledim ama bende sesleneceğini
söyler. Onun Levhi Mahfuzu da varmış. Onu dinleyebilir
miyiz?
- Allah dedi ki ocağı sönmez. Geçsin..
- Aceb ben sessiz mi kalmalıydım!? Aceb ben sessiz mi
kalmalıydım!? Köprüler açtınız, "gel" dediniz; çağırdınız.
Geldim. Aceb ben sessiz mi kalmalıydım!? Neden geçirdiler
beni!? Hikaye mi dinleteceksiniz bana. Bırakın ben de
konuşayım. Canlar, benim de sözüm var. Kutsal Kaplarım
birlikte çalışır benim. Halkın çoğu burada. Benim ilahi
güçüm de gelsin. Ben de sözleneyim; ben de sesleneyim. En
önce ben gelmiştim. Kapıyı kapattılar. Durduk bekledik. Var
dedim bir hikmeti. Neden beni istemediler diye bekledim.
Şikayet etmek değil amma kasalarım doldu, yüreğim doldu
umutla bekledim. Anam, korkmam ben senden korkmam, onurluyum
ben. Cemaatim güçlüdür benim. Senin, yüreğin iyi, iyi diye
geldim. En önce ben geldim amma onlar girdiler ben
giremedim. Neden? Amon toprağına mı geldim yoksa? Onlar,
kotlarını kapatırlar, yolları kapatırlar ve cemaatimizi
yıkarlar. Acaba ben yanlış yere mi geldim? Anacığım, açıkla
da bileyim çünkü yoruldum artık. “Umut kutsal bir görevdir”
dediler. Görevden öte bir görevli olarak çalışayım diye
geldim. Nedense kapıyı kapattılar bana.
- Dağ, Tanrı der ki "7 doğumun en güçlüsü yüreğini
dinleyenin koyuluğundaki doğumdur." Seni dinledik. Hepimiz
dinledik burada. Laf değil bunlar. Dinle! insanlık için
dinle. Tüm insanlık alemi, tüm yücelikler bugün buradalar.
Hepimiz buradayız. Din, dil, her ne ise; Öz Görevliler’in
hepsi buradalar. Sayfa sayfa kitaplar değil yürekler
dillenir burada. Bunu bilmeni isterim. Üzerimizdeki yürek,
akıl taşır. Ve o yüksek gücü devreye alırken, burada bulunan
herkesin yoğunluğu tartılır. Eğer, o yoğunluk güçlüyse,
Seyfullah Devreleri, Yüceliklerin Günü'nde buraya
inebilirler. Senin ilmin çok huzur verici, doğru!
Yüceliğinde ışık sönmez ve bizimle olmayı hak ettin. Dava
şudur; burada, bugün bütün kötülüklerin aşılabilmesi için
önemli bir koyuluk devreye alınıyor. Bu koyuluğu bütün
kotlarımızla yağmurların kayıtlarından alıyoruz. Bu aşamadan
itibaren devreye girecekler var. Şu anda seni dinliyoruz.
Sen, bize kendi yüreğini anlattın. Gücün iyiydi. Yücelerin
cümlesinde de yüreğin vardır. Melek Kotlar'dan birisin. Bu
da kesinlikle doğru. Neden geçişini bekletiyoruz!? Zümrenin
zararı olmamalıdır. "Zavallı" dediklerimizin yüceliklerinde
de bu zarar olur. Herkes zavallı değil ama çokları
zavallıdır. Çünkü ruhları huzurlu değil. Bugün burada
bulunmalarının yenilenmek için olduğunu dahi anlamayan onlar
bizim ilmimizi dinlemeye dahi tenezzül etmediklerinden
yoğunluklarını kayıtsızlaştırıp yüceliklerden
ayrışmaktadırlar. Onların Levhi Mahfuz yazma imkanları
yoktur.
Can, Allah'ın canı ise cennet, aklın cenneti olmadıkça, yol
akla gitmez. Bunu dahi anlayamadılar. Levhi Mahfuz
yazılmazsa, yürek yaratılmaz. Kesin olarak bugün burada
bulunanlar, bu Can Tabiat'a girmeliydiler ve yüreklerini
dillemeliydiler. Seni bekletiyoruz; zürriyetin güçlü,
yüreğin güçlü, Kutsal Gün'ün gücünü almışsın ve kayıtlara
dahilsin. Bunun için bekletiyoruz. Çakıl taşlarını değil;
sevgilileri buraya en son alırız yarım. Bunu bil. İş budur.
Ve insan ilmini anladığın için bunu sana anlattık.
Şimdi dinle bizi; İnsanlık Alemi yürekleri ancak bilgiyle
anlar. Eğer yürekler anlaşılmazsa "Görev" başlatılmaz bu
kesindir. Ve bugün burada bulunan her diri, reşitlerin
gücünü almaya değil, Hak etmeye geldiler. Atlanta
Tabiatı'nın yüceleri dahi Kutsal Işıklar'ını söndürdüler.
Laf değil bunlar gerçektir. Kendi yüreklerini anlatamadılar
ve yoğunluklarını kısırlaştırıp yüceliklerden ayrıldılar.
Unutmayınız ki dünya mekteptir. Bu mektep, izah edilemeyecek
kadar güçlü bir yoğunluğu yaratmak üzere çalışır. İnsanlık
boyutu, teknolojik bir boyuttur. Bu boyuta ulaşanlar,
tabiata güç katacak düzeye ulaşırlar. İkna olunuz ki tabiata
güç katmak; zaman kütlesinde, zaman kotlarında yüreklere
ulaşabilmekle mümkündür. İsmaili Katlar'ın hepsi, yollarını
açtılar ve buralara ulaştılar. Bilenler bilirler ki nesil,
Allah'ın gücüdür. Kim neslini 7 doğumdan itibaren göreve
çağırabiliyorsa, "Ocak" olan onlardır. Asla yanlışım yoktur.
Bu kesindir. Doğanın sesini duymak zor değildir. Doğum
anlarınızda o ses, sizinledir. Doğa, size kendini anlatır.
Sonsuz sırdır doğa ve o sır sizin yüreğinize iner ve doğum
sonrasında siz bu sırdan uzaklara gidersiniz. Ayrılmaktır
bu. Ayrılış, yürekten ayrılıştır.
Sevgiyle sizleri yenilemek üzere buralara ulaşan Kutsal
Işıklar, size yine kendinizi anlatırlar. İkna olunuz ki
kendiniz, kervanın kürsüleri olacak düzeye ulaşırsanız
yüreğiniz görevini anlar. Evrim Sayfaları'nda bunlar vardır.
Nefsin aşılmasından sonra yol açılır. Aşk, ışığın gücüyse;
yürek, ışığın koyuluğudur ve o yürekte, insan soyunun sözü
vardır. Alton Tabiat, Atlanta Tohumları'nı Kutsal Gün'ün
gücünden üstün bir güce ulaştırdığında; iyiliğin üstünde
iyilikler oluşur ve yerin sayfalarında yenilikler oluşur.
Etki alanınız çok geniş; işaret, göreviniz ve yoğunluk
artıyor. Canlar, insana ilim gerekir; insana yürek gerekir;
insana etki sonsuzluğu gerekir ve biz gerekiriz bunu bilin.
"Medine, Mekke" dediler, ilahi günün güçleri dediler ki
"Medine, Mekke'nin kotlarını kontrol edebilecek yoldur.
Medine, Birleşik Işık'tır. Mekke Allah'ın kotudur ve her
biri kendi yüreklerini dinlerler. Medine'de dirilik var
Mekke'de Birlik var. Medine'de yürek var; Mekke'de kürz'ün
ışığı var ve her biri yenilenmektedir.
Saklı tuttuklarımıza deriz ki; "Canlar, İlahi Gün başlıyor.
İlahi Gün, yüreğin kürsüsünde görevini aldı; cemaatini aldı;
cevherini aldı; Turkuaz Göz'ünü aldı; cümle yüceliklerini
aldı ve geçiyor." Ona deyin ki "yalanı dolanı bırakın;
bırakın da Allah için çalışın." Ona deyin ki "ilmi
dirilikleri dilleyin yürekleri dinleyin; Hak edin." Canlar,
insana insanlığı anlatın. Anlatın ki hak etsin. Yeri göğü
yaratana deyin ki "beden! beden! beden!... Her bir beden,
Allah'ın gücü. Beden olmazsa, yol olmaz" Bunu söyleyin. Ki
ben, bedenimi alıp geldim. Bu beden, benim teknik tabiatımın
gücüdür. Bunu anlatın; Allah için çalıştığımızı anlatın.
Yolumuzun Allah için olduğunu anlatın. Elden geleni yapın ve
anlatın. Çok mutlu olacağımızı bilin.
Yeri göğü yaratan dedi ki "OL". Olmadı mı!? Oldu... Kürzün
ışıkları sönmeyecek. Bugün burada; yarın yoğunlukların her
bir kaynağında ve ışığın kotlarında BSUİ'nin gözü var; sözü
var yarım. Allah için, insan için ve cevher için insana ilim
gerekir; yürek gerekir; görev gerekir. Buyurun yapın.
Doğanın gücü sizindir. Bu gücü, ilmin gücü diye dilleyin.
Eğer doğa; size, sizin üremenizi sağlıyacak bir yüreği
vermişse; o yürekte bilgi olsun ve kotlarınız ışıksız
kalmasın. Analar, hepsi bu... Şimdi sevgili, sesli
yoğunlukları dinleyeceğiz. Dinleyeceğiz ve onlarla
birleşeceğiz. Şimdi onlara bakalım:
- Dünya evimdir. Dünyaya etki alanımızı yenilemeye geldik.
Kantar senin bunu anladık. Anam, korkma yüreğimden korkma.
Ocak senin, bunu anladık. Örgüt haline gelmek kolay olmaz.
Sen kendini anlayacak düzeyde misin bilmem amma, biz seni
anladık. Buyur bize bizi anlat. İnsanı, yüreklerini ve
yoğunluklarını anlat ki seni, senin yüreğini anlayalım. Acı
geçişimiz olmamalıydı ama oldu. Görevimizi almak için buraya
inmemiz zordu ama biz sana, "sıkma canını" dedik hep. Neden
bizim yüreğimiz sıkılır ki?
- Allah için size her bilgi bildirildi. Ve sizler bilgiyi
aldınız ve yazık ki yüreğinizin sesini, kendi yüceliğinizin
üstü sandınız. Size bilgiler yürekten verildi ki o bilgiler
sizin kendi yüceliğinizin gücüdür. Nedense herkes kendinden
öte bir kendini arar. Oyundur yarım bunlar. Bilmenizi
isteriz ki Birlik için çalışanlar, kendi yoğunluklarını;
kendi yüreklerini dinlerler. O yürek, Öz Güç'tür. Bunu
anlayacak düzey yok muydu? Bahar'ı çağırdınız. Allah için
Bahar, size güç verdi. Yolu aydınlattı, yüreği kotladı ışığı
yaktı. Ben sayfa sayfa size bilgi verdim. siz o bilgiyi hak
etmediniz. Şimdi ise "ben niye Acı geçiş yapıyorum?"
dersiniz. Canlılar, insan soyuna herşey anlatılır amma kibir
Allah'ın kürsüsünü kırar yarım. Eğer kibir olmasaydı yanlış
yapılmazdı bu kesindir. Bu nedenledir ki acılarınız olacak.
Geçişinizi yaptık. Şimdilik bu...
- Acep ben neden küçüldüm? Neden kös olamadım? Namaz
zamanlarını hiç kaçırmam. Namaz kılarım ama benim için
hikayeymiş hepsi de. Başka başka yolcular da vardı. Hepsi
Ruhsal Devreler'ini kapatmıştılar. Ama ben yine de
buradayım. Zavallılar, hikaye dinlediler hep. Nesillerimizi,
yüreğimizde taşırız sanmıştık. Nedense Tanrısal Katlar'da
ışık sönmüş. İsa, Musa hepsi bizimdir sanmıştık. Ne var ki
Kutsal Katlar'da ışık yok oldu. Allah için bana anlat.
Neden!? Neden bunlar oldu anlat bana.
- Evrensel Sayfalar'ı okuduğunuz zaman, o sayfalarda
yoğunlukların gücünü farkedersiniz. O fark ediş, sizin
yüceliğinizin hakikiyetindeki güçle gerçekleşir. En önemlisi
de ilmi bilmeyenlerin, yolu açmaya kalkışmalarıdır. Ekrana
çok sayıda güç verdik. Hikaye saydınız hepsini de. Bilgi
Kapları'nızı kendi yoğunluğunuzdan ayırarak, cümle
yolcuların gücünün örtüsünü örttüğünüzü sandığınız.
Başarısız olan bir teknikle görevi, ocaksız olanlara
verdiniz. Canlar, ocak yoksa görev yoktur ki! Kimi der ki
"ben güçlüyüm." Yavrum, kim size o gücü tanıttı? Kim size o
yoğunluğu kattı? Çakıl taşları saydıklarınızın biri dahi
sizin yüreğinize ulaşabildi mi? Örgüt olmak kolay değil
yarım. Ocak sonsuz sırdır. Bunu anlatmak dahi kolay değil ve
ben bunları size hep anlattım. Ne var ki anlayacak düzeyiniz
yoktu.
- "Nevres görevdir" dediler bize de. Biz de kendi yüreğimizi
alıp geldik. Raporlarına baktık çok mutluydun. Korkunç bir
görevli saydık seni. Neden biz buradayız peki!? Herkes
farklı farklı inançlardan geldi ama, biz seninleydik hep.
- Bizden başka bir biz mi oldun da geldin? Bugün biz de
buradayız? Dağım, sayfalarına bak; onursuzluğun var mı yok
mu gör. Bende olan herkes, ben olamaz bunu bil. İnsanlık
Boyutu, Allah Kotları'yladır. Eğer ben size "insan olup
gelin" dedimse; kervanın gücü olarak dedim. İnsan son sözü
söyleyendir. Eğer siz, son sözü söyleyecek düzeye varamadan
gelmişseniz; şu mecliste bulunmanız dahi yüreğinizi
dilliyebilmenize yetmez. İnsanlık Boyutu, Yürek
Kotları'yladır. Asla yanlış yapmadım bunu bilin. Ve benden
bir beni, benim yüreğimden çekip çıkarıp kendi yüreğinize
katıp Kutsal Gün'ün gücüyle birlikte çalışmak imkansızdır bu
da kesindir. Burası çobanların meclisi değildir; burası
yüreklerin, meclisidir bunu da bilin. Biz ki yüreğiz ki
hakikiyiz, ilmin sayfalarıyız. Canlılar, insanız biz!
insan!... Allah için, yürek için ve kural için çalışan
insan. Nefsimizi aştık da geçtik. Allah için bizden ayrı tut
yüreğini. Çünkü yüreğinde kuruluk var canım. Lütfen!
şimdilik bu...
- Allah için ben de ses almak isterim. Neden kervanın gücü
yüreğine bakar? "Buyur ol" dedik, soyumuzu oldurduk yolumuzu
açtık. Yüreğimizi dinledik amma ama Dağ, bugün burası
ışıksız neden?
- Can, ışık yanacak ama şimdi değil. Sizinle şu anda bu
söyleşileri tamamladıktan sonra Kutsal Gün'ün gücünde ve
huzurunda bu güç devreye alınacak ama şu anda sizler
varsınız ve sizlerin burada oluşunuzun sebebi Kutsal Güc'ün
diriliğini devam ettirmeniz değil; İlahi Gün'ün gücünü
dinlemeniz içindir. Ve o gün bugünse ki öyledir. Yarınları
Kutsal Işık'la dilleyecek düzeye varmayan sizlere bildiririz
ki mezarlarınızı açın ve geçin. Mezarların açılmasından
itibaren yürekleriniz açılır. Unutmayınız ki Dünya buyurur
der ki, "OL." Umut. mutlaka oldurur. Eğer umut olmazsa, yol
olmaz. Çok mutlu olunuz; insan soyu, size kendi yüreğini
açıklıyor. Çok mutlu olunuz. Çünkü yol, Allahın Kotları'yla
dilleniyor. İnsanlık Boyutu 7. Dünya Kotu'nun ışığının
gücünü aldı ve size sizi anlatıyor. Asla yanlışımız yoktur.
Kervan, bedeni Hak olanın yüceliğiyle yürür. Bugün eğer
buradaysanız; çeşit çeşit insan ırkı bugün buradaysa ve eğer
ki sizler üremeye geldinizse; örgüt haline gelip dediniz ki
"yeri göğü yaratan size sonsuz gücünü versin." İnsanlık
Boyutu bugün size bunları anlatıyor. Tanrı, rükuya eğilen
yücelere der ki "asla yanlış yapmayınız. Çünkü yanlış,
yüreğinizin gücünü azaltır."Etki alanınız genişlesin;
yüreğiniz aşkla ışısın ve cemaatiniz görevini taşısın.
Günler, bizim için küçülüş değil yüceliştir yarım. Amma,
eğer dinsiz olan varsa, bilsin ki teknik olarak "BİR"
olmadıkça Bilgi Kapımıza, bilgi kayıtlarımıza ulaşamaz. Bu
nedenledir ki, muhakkak "BİR" olsun; muhakkak yok edici
olmadan hak etsin ve gelsin. Etki alanınızı güçlendirin ve
geçin. Ayrı gayrı kayıtlara girmesin. Canlar, şükredin ki
yol Allah'a gelir. Canlar, şükredin ki yol akla gelir.
Canlar, şükredin ki yol Kutsal Işığa gelir. Bize gelir;
insana gelir. Biz insanlar, Levh-i Mahfuz'un gücü olarak
burada bu çalışmayı başlattık. Şimdi kervanın gücünü alın ve
gidin. Bunlar sonraki çalışma sayfamıza geçiyoruz. Şimdi
devrelerinizi açın ve geçin. İnsan Soyu için bu geçiştir.
Har hakkımızı verir. Hadi geçin..
Kervanın gücü yenilendi. Değerliler şu anda gerçek
kotlarımız, devreye alınıyorlar. Onların kürsüleri bizim
yüreğimizdedir. İslam Devreleri'nin gücünün üstü olan o
güçler, Bilgi Katları'ndan gidecekler. Onların kaydı daha
derin olacak; daha yüce olacak. Çünkü onlar, kürzün bütün
ışığını, kervanın gücü diye kendi yüceliklerinde dilleyecek
düzeydedirler. "Aklı olmayanın yolu olmaz" denir. Verin
onlara bilgiyi. Allah der ki "Akıl tektir. Eğer ses varsa
akıl vardır. Ses yoksa akıl yoktur." Turkuaz Göz'ün gücüdür
bunu diyen. Allah der ki "akıl, dünyanın kürsüsü değil;
akıl, yüreğin kürsüsüdür. Eğer yürek, sessizse orada akıl
yoktur; orada yücelik yoktur; orada gün yoktur; dirilik
yoktur." Ve yine deyin ki "Allah'ın dediği uluorta denir."
Kimse bunun aksine söylememelidir Allah'ın, dediği uluorta
denir. Çokları derler ki "bu bilgiler ulu orta
seslendiriliyor." Dağlarım, tertiptir yaptığımız, her
birinin tertibidir. Biz dilleriz, alan alır. İşte bu... Ve
bundan böyle, Dünya Levhi Mahfuzu'nu okuyan her bir yürek,
bu bilgileri kendi cevherinden alacak düzeye ulaşacaktır.
Asla yanlışımız yoktur.
Dümen, birliğimizin gücüdür. Ve biz bu "Birlik Gücü"nü,
"toplum gücü" olarak dilliyebiliyoruz. Kul olmak budur. Biz
kul olarak bu çalışmayı yapıyoruz. Kibiri, sesten sözden
uzak tutarız. Kiprimiz yoktur, yüreği hak ettik; tabiatın
gücünü hak ettik; duayı hak ettik ve yolu hak ettik. Acı
geçişimiz yoktur. Ümmi tohum, tabiatın kotudur. Onu dahi hak
ettik. 7 doğumun en yücesi olan "yürek doğumu"nu hak ettik;
bileni hak ettik; dilin dilini hak ettik; toplumun,
tabiatındaki o yolu hak ettik. Allah'ım biz yüceliklerin her
bir diriliğini hak ettik.
Etki alanımız güçlüdür. Çobanlar, çabalarında tabiatın
kotlarıyla; yoğunluklarıyla çalışırlar. Bizse Nahar’ın
Kotları'yla çalışırız. "RA-HA", "KA-HA" hepsi Birliğin
Kürsüsü'dür. "Aklı olmayan yolu bulamaz "dediler. "LA-HİM"
Allah der ki "Akıl sestir." "LA-HİM", Allah der ki "yol
aktır; Tuba aktır. Tartısız olandadır her biri. İç, dış bir
değilse; bilinmez hiç bir şey. İç, dış bir olmayanda, yürek
kayıt yapmaz. İç, dış bir olmayan, toprağa varamaz ve zararı
önleyemez."
Atlantalılar'ın çokları, durağan günlerin gücünün kendi
yüceliklerinde dillendiğini anlattılar. Allah için yanlıştı.
Biz, davayı açtık ve kazandık. İnsan Irkı, ilmin tabiatının
gücünü dinledikce, yüreğini dinler. İyi ki Allah bizim
yüreğimizdedir. İyi ki yol Allah'ın gücüdür. İyi ki Ak Tohum
yeşerdi, birleştik. Allah için her şey güçleniş içindir.
Dava, Allah'ın dediğini diyenlerin, yücelerin davasıdır. Ve
biz, onların güçlerini birleştirerek dünya toplumuna yeni
bir dönemi açmak üzere bu çalışmaları başlattık. Bilinsin
isteriz ki Levhi Mahfuz yenilenmeyecek artık. Temiz olarak
yazıldı. Bu kesindir. Artık Levhi Mahfuz yenilenmeyecek ve
bu tabiat olayı önemli bir olaydır.
Dağlar, kadından söz ettiler ve dediler ki "aklı olanın
yüceliğinde birlik olunur ama kadınla birleşilmez." İnsanlık
sanır ki, kadın yüceliğin dışıdır. İnsan sanır ki ilim
hırsı, Allah'ın gücünde ışık söndürür... Oysa dava insan
davasıdır. Davanın erkeğin, dişinin davası olmadığını
anlattık yüreklere. Ve sandılar ki bedensiz olmak gerek
huzurlu olmak için. İnsan itibarını artırmadıkça, yüreğini
kotlayamaz. Acı, görev gereği de hak gereği de gerçekleşir.
Ve acı, acılık öyle bir acılıktır ki Allah için onu anlatmak
dahi istenmez. Analar, kullar, Turan Tertipliler, yürekler,
görevliler itaat edin de ışığın gücünü takdim edin.
Tanrısallaşmak böyle olur; Örgütlenmek böyle olur ve BSUİ
(Barış, Sevgi, Umut, İnsan bilinç bütünlüğü) ile dinleşmek
böyle olur. Bilin ki evim Allah'ın evidir ve evime gelen,
yüreğime gelir. Yüreğime gelen, hakikiyetime gelir.
Hakikiyetime gelebilmek için 7 dünyanın gücünü dinlemek
gerekir. Ve bir kez geldiğinde o BSUİ olur hakikiyetin
kürsüsü haline gelir. Aşırıya kaçmadan size bildirdim.
İnsanlık için ve bizim için ve dil için ve durgun kotların
kontrolu kurabilmeleri için. Umut, Allah'ın kürsüsüdür. Hadi
dağlarım mutlu olun ve umutlu olun. Çobanlık, başarıyla
sayfa sayfa yazıldı. İşi gücü bıraktınız geldiniz. Hak
ettiniz canım! Hak ettiniz!. İş buydu; hak buydu. Hak
Turkuaz'ı buydu. Analar, işte bu... şimdi mutluyum.
- Sabır mutlaka gerekir. İşte bu yarım... Hak ettik bunları.
Doğru mu? Yok yarım yok! İşte, bakın başardık ve hak ettik.
Eski Dünyalılar çok kutsuzdular ve doğum anlarından daha
ötelere ulaşma imkanları kısırdı çok kısırdı. Ulaşamazdılar.
Görüyoruz ki bugün buradasınız ve bize ve bizim yüreğimize
ulaştınız. Dağların tabiatına aykırı değil bu geçişler.
Bugün bizler, size ulaşıyor isek ve sizinle birlikte
çalışıyor isek muhakkak gözünüzün görüyor olmasındandır.
Eğer ki Yaratan'ın tohumları yeşeriyorsa; bu muhakkak
geçişlerle mümkün olmaktadır. Umutsuzluğunuz hiç yok ve
bilmekteyiz ki bu çalışmalara dahil olabilmemiz, korkunç bir
değer taşımakla mümkündür. Dağların ışığını
söndürmeyeceğimizi biliniz.
Deşifre eden: Cafer Pelen