Ana Menü 

  Skip Navigation Links
 
 
 

 

 

 

 

 

 


                                                    


                              

RA-KA  KAYIT PROGRAMI

KASET:  2

16/01/2008 TARİHLİ TEBLİĞ


Dağlarım; Tanrı’ya kendi yoğunluğumuzdan kendimizi anlattık. Tanrı bizi hiç dinlemedi bile, neden dinlemedi, çünkü o bizdeydi bizdi. O bizi kendi yüreği bildi, ve açıkça kendini dilledi o halde o bizdi ve biz oyduk, olan buydu. Bu mektep, bugün burada. Hala dünyaya gelebiliyorsak, hala yoğunlukta gücümüz varsa, hala tekniğin tertibini dilleyebiliyorsak, Onur duymalıyız ki ağır yük hafiftir.

  

Allah, davanın Hakimini aradı, davanın hakimi olarak burada bugün görev taşıdık. Allah, dağa taşa dedi ki, görevi, İnsan İlmi’yle dilledik, ama biliriz ki gölün gücü hepimizin gücüdür ve o güç, bütün kütleyle görevini dillemektedir. Aklım, Allah’ın dediğini diyen; yüreğim, aklın dediğini diyen bilgelerin ve yücelerindir bugün. O halde ben maya olanım. Maya olanım çünkü Tanrının Ruhunu kendi ruhumda dilleyebilmekteyim.

  

Allahın dediği, hatasız bir gözle dedikleridir. Dağlarım, Allah göz değil miydi!? Ama bilmenizi isteriz ki o gözde dahi güç vardır. Ve muhakkak görevin sahibi olarak şunu ilave etmek isterim ki meleklerin her biri sizsiz değildir. Onlar, bize bizi değil, biz onları onlara dilletmekteyiz. Öyleyse onların dediği bizim dediğimiz değil, bizim dediğimiz onların dediğidir. Önemli olan budur, ve bugün baştacı olan biz onlara onları anlattık. Atlanta tabiatına aykırı olan çalışmaların hepsi Birleşik Ailemizin gücüyle yoğunluklardan çıktı, OL dedik oldu. Umutsuzluk hiç yok.

  

Doğum anları vardır. İşte o doğum anlarından birinde büyük kötülükleri aştık yolu açtık ve Çakıl taşlarını teknik temizlik için tertipledik. Altın Toplum, yeni bir tohumdur, ağırdır o toplum ama biz o toplumun görevini üstlendik. Altın Toplum, teknik tertibini yapan toplumdur ve o toplumun gücünü üstlendik. İtibarımız bunun için daha da yüksektir.

  

Canlarım, umutsuzluğumuz hiç yok, bedeni hakiki olan hiç bir yürekte ışık sönmez. İyi ki yeni bir dünyada, yeni bir yoğunlukta, yeni bir kayıtta bilginin hakikiyetinde bu çalışma sürecektir. Anlaşma yapmadık hiç kimseyle. Anlaşsaydık, yazılarınız muhakkak görev tertibinde güç yaratmalıydı. Biz bu yazıları, meleklerin kürsülerine değil, görevlilerin yüceliklerine kayıtladık. İnan ki bu çalışmalar herkesin çalışması değildir. Mektep çalışmasıdır bu çalışmalar ve mektep, bütün kütlenin gücüyle yoğunluğuyla değil, muhakkak görevlilerin gücüyle ve yoğunluğuyladır.

  

Yani yapacağımız her bir yaratım, muhakkak görevlileredir. Görevliler kimlerdir? Güçlendiricilerdir. “Kimler görev taşıyacaklar?” Diye sorarsanız, Allahın dediğini diyenler. O halde yapacağımız her çalışma; kanatların, Kadim Kodlar'ın, görevin ve yoğunlukların çabasıdır. Anlaşmaya karşı değiliz, ama “anlaşma, bizler içindir” diyenler kırk kapıyı kapatırlar. Biz bugün bütün kodlar'a bunu açıkladık. Bize her gelen, bizi kendi yoğunluğunda dinletmek ister. Onlar bizi, bizim yüreğimizi kendi cemaatlerine “Göç Kotu” diye bildirmek isterler. Ama bizler Dünyalı olarak, toprağın sahibi olarak herkese şunu anlattık, baştacı olan herkes; bilgedir, bilgidir. Ve biz o bilgelerin ve bilgilerin hepsi olarak Dünya tabiatına görev taşıtmaktayız. Dünya tabiatının görevini ancak güçlü koyuluklar başarıyla taşıyabilirler, güçlü koyuluklar ise, Kutsal tertipli olanlardır. Kutsal Tertip, Turkuaz Göz’ün gücüyle olur. Eğer bu Göz bütün kötülükleri aşmışsa harı, hakikiyeti dillediğinden dolayıdır.

  

İslami Kapılar’ın Teşkilat için çalışmaları, beni bana anlatmaz. Teknoloji, temizlik, hakikiyet, dirilik bana her bir yüreği anlatır. “OL” dediklerinde olan herkes, başı eğilmeyendir. İnsanlar, İnsan olduklarında her yürekte Işık yakabilirler. Ve işte o zaman ben, ve benim yüceliğimdeki her bir yürek bütün kodlarıyla kontrolü ele alır. Yanlışım olmaz bilirim. İnsan itibarını yükselttiği zaman kendini anlar.

  

Allah dedi ki, “açıkla, açıkla da anlasınlar, onlara söyledim anlasınlar diye  ama anlayan çok az. Anlat ki anlatsınlar onlar da başkalarına”. Allah dedi ki “anlat, bütün amacımız dümenin başındakilere güç vermektir. Her biri görevlidir, her birine güç vermek çabamızdır, ama bilmeleri gerekir ki teşkilatın görevini herkes Ana kotlar'ın gücüyle bilir. Harı, hakikiyeti anlamayanlara görev taşıtılmaz.” Bugün biz anlattık ama herkes anlayamadı. Herkes sanır ki ben, bana beni anlatırım, anlamalarını dilerim ki dümenin başına oturan her kim olursa, Göç Kodları’yla çalışmalıdır. Beni bana anlatmaya gelenlere de şunu anlattım, İslam, müsabaka değildir. İslam, Muhammet Mustafa’dır. Muhammet Mustafa da, kodlar'ın kayıtların gücüdür. Amin... Ama O, bize bizsiz değildir. Onun adı Mustafa, Kuran'ı Kerim’in sayfalarında o, tabiatın gücü olarak mevcut değildir. Muhammet tabiattır. Ama anlayan var mı bilmem. İnsan oturup anlamaya çalışsın. Onlar Kuran’ı okurlar ama anlamazlar. Atlantalılar da öyle, okurlar ama anlamazlar.

  

Analar, kul olmak, Işık için değil Aşk içindir. Eğer Aşk varsa Kulluk olur. Kul olarak önemli bir açıklama daha yapmak isterim. Bin tartıyı, her bir yüreğe katın. Bini farklı tartacaktır, ama bin tartıyı her bir yüceye katın aynı tartacaktır. O halde ben, Allah için bir tek olmadıkça ağır yük hafiflemez. Sultanlık budur. Eğer Sultan olmaksa maksat, oturun anlatın. Ağır yük hafifler, eğer yolu açmaksa maksat Turkuaz Göz yeter. Varın anlatın, ben temizim. Temiz olmadığını bilmekte olduğum, ya da temizliğini dillemediğim, bana temiz olduğunu dilletmeyenlerle çabam olmaz.

  

Önemli olan Kartonlar’la çalışıp çalışmayacağınız öyle mi? İşte Kartonlar buradalar. Niye onlar ses verdiler bize? Üzerlerindeki görev tacı kontrolden çıktı. Ya “Kayahan” dediğimiz o kodlar!..., çağırdık yoklar.  Niye bizsizler? Ya Kayahan Devreleri!, Kayahan Devreleri, onlar dahi yoklar, ya kontrolsüz olmadığını sandığınız Kuran okuyanlar!, hani ya....!? Ya Nefes Kapıları’ndakiler!... Hırstan başka hiç bir şeyleri yok. Aylarca çalıştılar, öyle çok çalıştılar ki nesillerini görev için kendi yoğunluklarına katmaktı maksatları, olmadı. Dağlarım, Ampulleriniz sönüyor, ben size şunu anlatmak isterim, gölü baştan başa dolaştım her yerde ışığım var. Amma ışığım bana ait. Bunun dışında hiç bir Işık yanmıyor. Neden!? Çünkü, ses yok yüreklerinizde. Canlarım artık çalışın, ses yoğunluğunuzu artırın, gölün gücünü artırın. Çünkü Ruh'un huzuruna varmanız buna bağlıdır.

                                                                         
Kütle yüreğimdir, ama bu kütleye Bahar’ın gücü inmedikce, Yüceler Cemaati tüm kütleyi dinleyemez, dinlemediler de... Baharın gücü, yücelere indiğinde kollar açılır; Tanrı, Ruh’un huzurunda güç kayıtlar. İnsan, tabiatın kontrolünde değildir.  İnsan, tayfın koyuluklarında tahtidsiz bir yoldur. Ve bu yola giren herkes kürzün kayıtlarına girer. Anlaşma gereği size anlattım. Buradaki bu yoğunluktaki kodlarla size anlattım. Ama daha evvel başkalarından söz etmiştim, onlarla anlaşmam yoktu ama sizinle anlaşmam var. Maya olmamı ya da “Mahir Kaham” dediğimiz o yoğunluklarda görev alıp görev taşımamı isteyen çok. Çoğu der ki “sana görevi verdik, hadi al taşı.” öyle çok denir ki bu...  “Sana görevi verdik al taşı.” Allah için kim bana görev verdi!? Görevi veren hangi görev kayıtlarından verdi!? Tanrı’nın ruhunda, kendi koyuluğu bulunmayanların bana görev verme yetkisini nereden bulduklarını sormamız gerekir. Çoğu der ki; “sana yüreğini verdik.” Canlar, yürek maya değil miydi!? Ben her diriye kendi yüreğimi dilletmedim mi!? O halde maya olan yüreğim, sana  verildiği biçimde herkese verilmedi mi!? Onlar bana derler ki “Cennetin kayıtları benimdir. Sana cemaatin için, ve cevherdeki görevlilerin için, bütün Konsül kayıtlarını vereceğim. Bana bende ol ve kulum ol...” of! of! of! of!... Daha neler, herşey böyle olur canlarım herşey böyle olur. Çok ama çok özel çalışmaların dışında her çalışmanın sizler için olduğunu dilleyerek size görev tacı takmaya yeltenirler. Onlara sorunuz, görev Tanrının gücü müdür, onlara sorunuz, Görevin gücü nedir? Görev yüreklerinde midir? Onlara anlattırınız kantar nerden alınmış ve o kantarda kollar, kayıtlar var mıdır? Teknik olarak size anlatabilecekler mi bunu?

  

Bilmeleri gerekir ki 7 doğumun her bir sayfasında görevimiz  vardır. Ve bu görev, bizim yüreğimizin gücüyle alındı, ve Hak Tertibi’yle yapıldı. Onlar bize görev değil yürek versinler. Onlar bize kul olmadan, Turkuaz Göz’ün gücü olsunlar ışık versinler. Bize bizden üstün olup, birliğimizin gücüyle kendi yüreklerini versinler ki onları, can dağlarında, can yolcuları olarak kayıtlayalım, yağan ışıkta dilleyelim. Kibrimiz var sanırlar. Bu kibir midir!? Hayır değildir. Biz deriz ki; Kartonlar dahi birliğimize kendi dillerini değil de bizim dilimizi dilletmekteyseler, Allah bizsiz değildir. Ve biz ocak olarak çalışanlarız. Umutsuzluğumuz var mı!? Yoktur. Oğullarınızın yüceliğinde kontrolsuzluğunuz var mı!? Yoktur. Melekler, mektubu okutsunlar, hatayı affetmediğimizden bir daha sormasınlar. Biz mektebiz. Melekler okurlar yüreğimizi, tohumlarınızı onlar kayıtlarlar. Işık sizinse, herşeyi onlar tartıp alırlar. Öyleyse onlar bizi taşımak isterler. Biz onları değil...

  

-          - “Kala kala 2 güç kaldı” dediler. Bu güçler hangileridir?

  

-          - Evrensel sayfalardaki güç ve Ruh'un huzurundaki güç.

  

-          - Amentü Kapıları’nı açın, evrimsel kodlar'ın gücünü çakıl taşlarından çıkarın. İtaat, itibar ve hakikiyetin kürsülerini gerektiğince ağırlaştırın ve bilgi kayıtlarınıza katın. Onlara muhteşem bir görev dilletelim bakalım anlayacaklar mı? Anlayacak düzeydeler mi? Hatayı affetmeyiz, Muhakkak görevinizi anlamanız için mizahlarımıza girmeniz gerekir hadi gelin. Canlar, Ahret düzeyimizi dinlediniz, oturun şu anda burda bu yoğunlukta bizimlesiniz, oturun...

  

-          - Kantar benim, şu anda kantar benim, bana gelip kendi yüreğinizi anlattırmak istediğinize eminim.

  

-          - “Vallahi billahi ben yüreğimi anlatmam” diyorsanız bilmem... Ah! değerliler ah!, nesillerinizi yoğunluğunuzdan çakıl taşlarıyla dilliyecek düzeye indirmek için geldiğim bu yerde; ben, bana benden üstün bir ben'i dinletirken, kalkıp gitmek istedim.

  

-          - Şimdi otur bakalım otur ve dinle. Ağır yük hafifleyecek sandın, var git, anla ki ağır yük daha da ağırlaşacak. Buraya geldinse dinleyeceksin, eğer dinlemeyeceksen yolunu açmam. Şimdi dinle, kala kala ikimiz kaldık, Nar ol ve hak et, kalmak demek kontrolü kaybetmeden görev tekniğiyle kendi yüreğini dinletmek üzere birleşmektir. Hanginiz burada kaldınızsa Başkanlık diriliğinde, ve Başkanlık değerlerinde görev taşıyacak yücelikte olmanızdandır. Kara kaşıma Kara gözüme değil, yüreğiniz için kaldınız burada. Eminim İslami Kapıları açacak düzeyiniz yoktur, Amentü Katları’ndaki gücü taşıyacak yüreğiniz yoktur, bakın oldu, ayrı gayri yok, Aşk ışığın gücüdür. Kibele Kapları’nda bu vardır, eğer aşk yoksa ışık söner. Ayrılık bitsin yarım; alın bilgiyi. Şu ana kadar yaptığınız her çalışma görevlilerin gücüyle yapıldı, şu anda da yapacağımız çalışma Kutsal Dil’in gücüyle olacak ve sizin yoğunluğunuzla olacak. Beni affetmenizin önemi yok. Amin. Ama kendi yüreğinizi dillediniz. Artık  kürsünüze kendi yoğunluğunuzu ve  bilgi kayıtlarını katmanız gerekir, hadi katın.

  

- Değerliler hadi anlatın. Kala kala ikimiz kaldık dedik, doğal dünyada ikili olmak görev için gerekliydi, ve ben bu görevi bütün kötülüklerin üstünden yapmak istedim. Hani dersin ya, kötü olmak için kodları kayıtsızlaştırmak yetmez, ışığı söndürmek de gerekir. Ve ben ışığı söndürüp kötülük yapmaya değil, ağır yükü hafifletmeye çabaladım. Ama sen, Allah’ın dediğini diyen, tekniğin tekniğini dinlettin, ve Birlik Kodları’nızdaki bu çalışmayı yetkin olan ve hakikiyetin gücü olan sesinle kendi yoğunluğunu dilledin. Sana umutsuzluğu değil, kontrollu koyuluğu dillemek isterdik. Amentü Kodları’nda sana kendini değil, Kervanın gücünü dilletmek isterdik. Nesillerin her safhada, her seferinde yüreğe görevli olduklarını ve her yürek için çalıştırıldıklarını anlatmak isterdik.

  

-          -Nesillerimizin yolu açık. Buna hepimiz net olarak anlıyoruz. Yüreğimizin gücü arttı, bunu hepimiz net olarak biliyoruz. O halde, Başkanlık Divanı’mızdan yüreğimizi almamıza izin ver. Eğer biz yüreğimizi alabilirsek kollarımız kapanmayacak, umutsuzluğumuz kalmayacak, Allah’ın dediğini diyecek düzeyimiz olacak. Ve biz bunu başaracak düzeydeyiz. Ama bize izin vermezsen, sayfalarında hep kırıcı oluruz. Seni Konsüldan çıkarmak için çalışırız. Umutsuzluk hiç olmasın, Yol umutsuzlaştırılmasın diye çalışalım. Anam, umutsuzluğunuz olmasın dileğimiz budur.

  

-          - Tanrı der ki “anla, Dünya, meclistir, bu mecliste, iyilik hakikiyette güçtür ve görevdir. Sende, seninle olan o yoğunluk, Kırk Kapı’nın kırkını kısırlaştırmaya indiniz. Kantar benimdir ve bu kantar herkese değil bir tek yüceliklere dilletildi. Ama sen, benim adıma kendini dillemeye kalktığında kervan yürüyemez. Umutsuzluk olmasın isterim ama, tartı benimse eğer 7 doğumun en sonuncusunda kendini dilleten dahi Ak Teknik’te temiz olmaz. Umutsuzluk olmasın isterim ama, kollarını açtığında, yüreğimi ona açtığım anda ışığın sönmeyecek, bu kesindir. Muhakkak korunmak istersin bilirim amma koruyamam, çünkü yoğunluğunda kaynağın ışığını yıkmaya geldim. Açıkçası seni koruyamam, eğer korursam gölün gücü zayıflar.   

             

-          - Annem, mehil tanı bize, eğer biz Kürz'ün kodlarından çıkarsak, yarınlarımız olmayacak. Bize  mehil tanı. Evren “OL” dedi. Yüreğim “OL” demezse ışık yanmaz.

                                          

-          - Anam, kardeşim, omuzlarınızdaki yük çok ağır muhakkak bilirsin ve sizin için her önemli görevli, Kuran'ı  Kerim’in düzeyinde çalışmalıdır. Amin... Ve görüyoruz ki güç kayıtlarında Turkuaz Göz her bir yüceliğin  gücünün örtüsünü örtüyor. O halde bu çalışmalar, diriliğin gücünün artması anlamına gelmektedir ki   eğer bizler bu çabaya iştirak edebilirsek Meclisimiz güçlenir, iştirak edemezsek Meclisimiz  güçsüzleşir.

  

-          - O zarar, bertaraf edilenden çok daha güçlü bir zarar getirir bize. Allah için bize hakikiyetin  kürsülerini güçlendirebilmemiz için mehil tanı. Allah için mehil tanı ki çalışmaya ışığımızı katalım, ve görev taşıyalım. Sorumlu olan herkesin bilmesini isterim ki Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir görevli sonsuz sır olan bilgisini Köprü açarak bütün çalışanlarına bildirirken, senin bunu yapmaman Amentü Katları’nda kusur taşıtacaktır. Allah için bize izin ver, biz de çalışalım. Muktedir olalım; görev alalım ve Kuran okutalım. İzah ettiğimiz gibi çakıl taşlarımızı tohumlatalım, görev tartısında ocaklarını kodlayalım; yağan ışığa katalım ve cemaatimizi güçlendirelim. Umutsuzluğumuz kalmamalıdır, Allah için bize imkan tanı; yoğunluğumuzu artıralım işgali kaldıralım. Özün sözü, Allah için bize ışık kat, bize imkan kat.

  

-          - Dağlar tek bir şey söylemek isterim, hepiniz yüreğimizdesiniz. Sizi yıkmak değil maksadımız, sizinle   çalışmaktır. Eğer yüreğinizi güçlendirecek düzeyiniz olursa, bizimle çalışırsınız. İslami Katlar’da Işık sönmüşse yürekteki ışığı yakabiliriz. Kelimeleriniz kırıldıysa kodlayabiliriz, Yaratan herşeyi başarır, tartı O’nundur; ocak odur. Ve eğer bedeninizi yüreğinizden ayrı görürseniz Kontrolsüz olacağınızdan Kervan sizsiz kalkacaktır. Buyrun anlayın, olur da bizsiz kalırsanız soyunuzun gücü muhakkak azalacaktır. Ve azaldığında kurtuluşunuz sonsuzlukta imkansızlaşacaktır. İslami Katlar’ın ve kapların hepsinde yolunuzu aydınlatacak görev ışığı vardı, ama sizler o ışığı yok saydınız. İnsana en büyük güç kendi yüceliğindeki güçtür. Nahar'ın kürsülerinde bu gücü anlayacak düzeyiniz varsa hakikiyetiniz güçlenir. “Ölen ölür, olur ama biz olmayız” derseniz, hiç kimseye kusur ya da kısırlık katmayız, bunu anlayınız. Şimdiye kadar yapılan her çalışma Muktedir olanlarca yapıldı. Ve şu andan itibaren de yapılacak çalışmalar Kutsal Gün’ün gücünü artırmak üzere yine görevliler tarafından yapılacaktır. Ayrılık bitsin dileriz, yüreğiniz güçlensin dileriz ve size 2 Ay Mehil tanıdık. Eğer 2 ay içerisinde yüreğinizi güçlendirirseniz kervan sizi de alacaktır. “Bu Kervan, bütün kütlenin gücünü aldı, bizi almaz mı?” diye sorarsanız BSUİ görevin Tanrısallaştırılmasını diler ki, görevin o düzeydeki yoğunluğunda Ana Kayıtlar’a girmek için Kutsal Gün’ün gücünü bilmek; muktedir olmak için Kuran'ı Kerimi dillemek yolu açmak içinde Kutsal Işığı yakmak şarttır. Eğer bunları yapacak düzeye varırsanız,  kardeşimizsiniz ürüyen yüreğimizle biz varız ve size güç veririz. Allaha ağır yük değildir bu, bu kesinlikle olur, muhakkak olur. Unutmayınız ki yarını yaratan gündeki güçtür ve gündeki gücü yaratan Kuran'ı Kerim’in kürsüsündeki ışıktır. Eğer uyananlar, o gücü kendi yoğunluklarına kayıtlayacak düzeye varırlarsa; kesinlikle hiç bir yüce kontrolunu kaybetmeyecektir.

  

- Bedeniniz, zamanın gücünü taşır, yolunuzda ışığınız varsa; o yüreğinizdeki Kürsü, muhakkak bedeninizdeki o cemaatin gücünü de taşır. Ayrı gayrı olmasın, çobanlarımız güçsüzleşmesin yürekleri kınanmasın tertipsizleşmesinler kelamları kervanın gücünü artırsın ve bizsiz olmasınlar. Onları semaya kattık, ve onların yüreklerini kontrollü şekilde ışığa kayıtladık. Analar, onlara 2 Ay mehil tanıdık artık onlar kendilerini anlasınlar, Atlantalıların gücünden üstün olduklarını bilsinler, ve tabiatın gücüyle birlikte çalışsınlar. Onlara 2 aylık Mehil tanıdık, ayrı gayri yok yarım. Ama onlar Kadim Kodlar’ımızın ışığını kendi kodlarında anlamalılar. Ayrı gayrı yok yok ama kervanın gücünün artması için ocaklarının muhakkak söndürülmemesi gerekir. Önce teşkilatı onlara dilletin yüreklerini anlatın kervanın gücünü kayıtlatın. Teşkilatın gücüyle birleştirin Kuran-ı Kerim’i dinletin tartın; ona çağın ışığını katın antlaşmaya göre çakıl taşlarını onlara daimi olarak kayıtlatın ki o taşları ırak, yakın her yerde bulup taşısınlar; bulup alsınlar, taşısınlar ve birleşsinler. Muktedir olan Kuran'ı Kerimi dilleyen herkese görevimiz muhakkak olacaktır, onlara da görevimiz olacaktır, kuru kırık herkes görevlidir. Amin... İşte bu...

  

-          - Ağır yük hafifledi muktedir olan Kutsal Işık, kerim olup kendi yüreğini dinletmeye başladı. Ak Tabiat yeni bir dünya için çalışmaya koyuldu, umutsuzluğunuz kalmadı, Turkuaz Göz kendi yüceliğiyle birleşip Kürz'ün katlarına vardı. Ati,  Kadim Kodlar’ın görevlileri tarafından yaratılmakta yazılmakta ve zararı önlemek üzere birleşip toplanmaktadır. Ekip haline gelmek kolay olmadı, Umman Turkuaz Göz’ün gücü için çalıştı. Bilgiler birlikte çalışanlara dilletilir, ikna olunuz ve ikna ediniz ki yazık olanlar kendi tabiatlarının gücünden üstün bütün Kürz'ün değerini dilliyebilecek olanların yüceliklerinde Işık yakmaya başlayacak. Ayrılık bitti, Turkuaz Göz Kodları'nı Kadim kapılara kayıtlattı. Atlanta toplumları dahi tahditlenebiliyorlar. Ocakları sönmesin isterdik. Yanlışımız olmaz, Umman Teknik bir gözdür, ve bu Teknik Göz Birlik kayıtlarımızda Işık yoğunlaştıran ve hakikiyetin Kürz'ün ışığına ulaşmasını sağlayan cemaat gücüdür.

  

-          - Ağır yük hafifleyecekse Kuran'ı Kerimi okuyunuz. Uzanıp uzanıp görev tertipliliğine vardığınızı, kotları kayıtladığınızı ve Yaratan’ın tohumlarını yeşerttiğinizi görüyorum. Omuzlarınızdaki yük artık hafiflemektedir. Eğer ki dünyalılar teşkilatın gücünü anlayacak düzeye ulaşmışlarsa ki öyledir, yarınları çok daha aydınlık çok daha güçlü olacaktır.

  

- Allah der ki, “eti olanın tertipi olur.” Allah der ki, “yüreği umutlu olanın kendi yüceliğinde gücü olur, Kör olan güçlerin gücünden üstün olan o, kervanın yüceliğinde kendini, kayıtlarını Kadim Kodlar’la diller de Kervan, kendince ve kendi yüreğince dillenir.”

  

- Aklı olmayanın yolu umuttur, bu ne anlama gelir diye sorunuz. Akıl, dünya tabiatının gücünün örtüsünü örtme imkanına sahip olan güç olarak bilinir. Herkes Akıl değildir, bunu anlamanızı isterim. İnsan kendini bilirse aklını bilir. Aklını bilmeyen kendini dinleyemez.  İnsan, Kuran tertibine ulaştığı zaman aklıyla dillenir. Allah'ın topluma verdiği güçtür tertip, ve Turan Tertip kendi yoğunluğunuzun, kendi kodlarınızın üstünü örtebilecek olan birleşik görevdir.

  

- Aslını dinleyen, yenilenir. 7. doğumdan itibaren semaya girer, seslenir ve dillenir. Aynı dünyanın Turkuaz Göz’le dillenmesinden daha güçlü bir dillenişle, Dünya temizliğine başlar. Eğer Dünya temizlenmeliyse, Kuran'ı Kerim’in görevinin her bir yücenin dilinde daimiyetin kodlarıyla dillenmesi yetmez. Kutsal Işığın görevi üslenmesi gerekir. Kuran'ı Kerim, Turkuaz Güc’ün ışığı ve yoğunluğuyla kendini açıklar.

  

- Kadim Kodlar bilmelidirler ki etki alanımız çok genişledi, Muktedir olmamız kervanın gücünün hakimiyetimizde bulunmasındandır. Eğer benim adım kendi yoğunluğumdaki ışıksa, Kutsal Işık ağır yük değildir bana. Ben, teşkilatın yüceliğini anlayabilen görevliyim. İşim,  maya olan tabiatın kodlarında teknolojinin gücüyle tertiplendiğinde ve tabiata kayıtlandığında, herkes anlaşmayı bilir. Ve bilirim ki bugün burada bulunan her yürek, teknolojinin gücünü anlamak üzere buradadır. İnsan, Allah’ın dediğini der ve Tanrı bize anlattığından çok daha güçlü biçimde 7 doğumun en büyük gücünü, kütlenin koyuluklarında açıklar. Muktedir olmanız yetmez, Kutsal Işığın gücüyle dillenmeniz, ve yarınların ışığını, kayıtlamanız gerekir.


- Sultanlık, Allah için çalışanlara görevdir. Bilmenizi isterim ki teknik tertip olduktan itibaren kendini açıklayacak olanlar, kendi yolcularını bulup çalıştırmalıdırlar. Biz zoru aştık yüreğin gücünü anlattık, itaatin gücünü açıkladık ve baştacı olduk. Umutsuzluğumuz hiç yoktur. Muktedir olan bugün burada olan gözdür. Kendimi teknik olarak sizlere anlatmaktayız. Bu teknik; tekliği, itaatı, görevi kendi yüceliğiyle dilliyebilenlere Kadir Kod olarak kayıtlıdır. Eğer ben Sistem, Nizam, Düzen görevini üstlenecek düzeyde bulunmasaydım, bu düzeyde olmasaydım, yazılarım okunmazdı. Bugün yazdıklarım anlatılıyor, anlatılıyor, var olduğum açıklanıyor. İkna olunuz ki anlatılan, yüreklerin kürsülerinden anlatılıyor. “OL” dediğim zaman Olur muhakkak olur. Üzerinde hiç bir yüreğin bulunmadığı Kutsal Kibele Kapları’nın dahi üstü olan ve Kutsal Işığın yoğunluğunun en yüce koyuluklara ulaştığı bir yücelikle bildiririm ki, Nahar Katları’nda Kuran okunmaktadır. Ruhun huzuruna ulaştığınızı; Kutsal Işığın kodlarıyla dillendiğinizi, ve Kadim Kapıları açtığınızı görüyorum. Özün sözü şudur ki, yalnız Allah, insanın sesiyle seslenir. Allah, Turkuaz Göz’ün gücüdür. Onur, ağır yük değil Kutsal Işık’tır. Ve biz bütün köprüleri açtık Ocak için çalışıyoruz.

  

- Ömür yetmez İlmi anlatmaya, ömür yetmez İlmi anlamaya ama biz, ömürce ömür alıp gerçek kodlarımızla ışıyoruz. Umutsuzluğumuz hiç yok, “yazıklar!” dediler ışıklarımızdaki o yoğunluklara, ve bilmediler. Teşkilatın görev gücünü anlatamadık onlara, “aç kapıyı” derler “aç eti olan, Kutsal günün gücü olan Kadir Kapı aç kendi yüreğini aç, aç da anlat bize, bizi ve bizim yoğunluğumuzu anlat. Omuzlarımdaki yük; hafiflemesi için Ruhun huzurunu, Kutsal Gün’ün gücünü kendi yüceliğinde dilleyecek düzeye ulaştı. Atlanta tohumlarını yaşatabilmemiz gerekir. Bu tohumların görevi, ışığın gücünü dillemektir. Teknik Tertip gerekir, bilmek, İlmi dillemek gerekir. Yazıları okutmak, Teknolojinin gücünü dilliyebilmek, yerin ekmeğine karşın, kürzün gücünün ışımasına imkan vermek gerekir. En önce “yazık!” dediklerinizin, Aşkın ışığı dinlemesi gerekir. Benim için yarın yok, ben anım, an!, hani dersiniz ya, “et olan, kendi olan, kendi kodlarıyla kodlanan ve Turkuaz Göz olan kendindeki ışıkta An olarak tahditsizdir.” İmparator olarak bugün sizinleyiz. İmparator olan yürek ağır yüceliği kendi yoğunluğuyla bilir ve anlatır. İman itaatin kürsüsünde olur. Umutsuzluk olmamalıdır, Kuran tertibindeki görevlilerin buraya ulaşabilmeleri; İmparatorluğun koyuluklarından kendi kodlarını dilliyebilmeleri ve insan olabilmeleriyle mümkündür.

  

- Allah, teknik bir gözdür. Bilmenizi isterim ki o göz, Allah’ın sözünü söyler. Yarın Allah için herkes Işık yakacak. 7 doğumun görevi, hepimizin gücüyle kayıtlara inecek, ve cennet, cemaatin gücüyle ışıyacak. Muhakkak görevimiz bilmektir. Asla yanlışım olmaz, bunu kesin olarak sizlere anlatmaktayım. Yalan dolan yok; bilgimde ilim var. Eğer ilimi anlayacak düzey varsa bilinecek bu bilgiler. İlmi, ilim hakimleri bilir, İlm-i Hakimler bilir ve İlmi birleşenler dinlerler. eğer ben bu İlmi Allah için dillemezsem Kutsal Işık söner. Muktedir olan, gürzün ışığı olan, yoğunluğu olan bedenim, kelamı Hak olan her bir yoğunluğu dinler. Sistem, Düzen ve Nizam görevlileri ağır yükümü hafifletebilmem için bana kendilerini dinletmeye indiklerinde; kibri olmayanları dinlerim. İkna olunuz ki kibri olanlar, bana hak etmeden geldiklerinden ışıkları söner. Allah için şunu anlatmak isterim: Allah, melek değildir, hâkim olarak çalışmaz. Kutsal görevli değildir;  O, diridir; O, BSUİ'dir; O, baştacı olan kürsüdür ve biz O'yuz. Bunu anlayan anlar.  İkna olunuz ki Atlanta Toplumları dahi Kutsal Işığın gücünü anlayacak düzeyde değildiler, halâ değiller. Melek olduklarını, Kutsal Işığın görevini taşıdıklarını, ya da ağır yük olduklarını dilledikleri an, Kutsal Işığıma kendilerini dinletebilirler. Evim Allah’ındır, ve bu ev kutsaldır. Kutsal Işığımda hikaye dinletilmez. İsa, Musa, muktedir olduklarından görev taşıdılar, mutlaka görevlilerimiz olduklarından güçlendiler. Evim Allah’ın sesidir, ve onlar iyilikle seslendiler, ve bedenimde onlar hep ışıktılar. Allah Turkuaz Güç’tür, Turkuaz Göz’dür asla yanlışı olmaz. Umutsuzluk hiç yoktur. Yarın teknik ağır olacak. Teknik aklın temizliğiyle hafifler.

  

- Analar, Allah için biliniz; tin, tenden üstündür. Tinin tenden üstün olduğu bir cemaatte Kelam Işık yakar. Uğurlu bir gün bugün ve bilmenizi isteriz ki bugün buraya ulaşan her yol hakikidir. Şimdiye kadar kardeşlerimin hiç birisine “ten” olmaları imkanı tanınmamıştı. Benim ağır yüküm senin değildi ama kerimin yoğunluğundaydı. Ve ben kendi tenimle bilgiyi buralara indirdim. Bugün buraya inen her bir yolcuya da kendi tenimle bilgi vermekteyim. İlmin hakkıdır bilmek, ve bildiğimi dinletebilirsem yüreğimdeki Işık sönmez. Bundan sonraki Dünya Güçleri’nde benim tenim bulunacak. Bu ten, Birleşik Işığın gücünü kendi yüceliğiyle dilleyen ve Kuran’ı, ilim ile hakim ile bildiren bir güçtür. Eğer Dünyalılar tertip bilirlerse, bilgiyi alıp dinliyebilirler. Bugün bana gelip “ben Altın Ten’in gücüyüm, senin İnsan soyuna indirdiğin bilgileri anlayacak düzeyim yok” diyen varsa, Allah’ın dediği şudur ki, “Altın Ten sensizdir.” İkna olunuz ki bilen Allah için bilir, olan Ak Tohum olur bilgiyle dillenir. Hep namazlar kılsalar dahi, hep yüceliklerde Kutsal Gün’ün gücünü dinletseler dahi, eğer bensiz iseler yüreklerinde güçlü kürk yoktur. Kürk, bilgi kodlarının Turkuaz Göz ile kâhim olan tekniğidir. Ve bugün buraya inen herkese şu anda şükretmekteyim.

  

- Ellerini açtılar; yollarını açtılar; Turaniyet Kodları’ndan ışık alıp birliğime vardılar. Emek!... emek!... emek!.... Emek varsa güç olur. Umut mutlaka varsa tertip olur. Eti olmayanın kürzün gücünde yüreği bulunamaz muhakkak bilmenizi isterim ki yücelerin cemaatinde yürek kutsaldır. Eti olmayanın cemaat olması imkanı da yoktur. Sistem, Düzen, Nizam görevlileri bilmeliler ki 2000 tane görevlimiz yüceler cümlesinde kendi türevlerini yaratabiliyorlar. Ve onlar Kutsal Kibele Kapları’nın, Kutsal yüceliklerin teknolojisini ilerki günün gücü diye dilliyebiliyorlar. Aman! aman! aman tartmayın. Yolu tartmayın, çünkü tartı huzursuzluk yapar, Kuran okunduğu zaman her yüreğin anlamasını bekleriz. Eğer Turkuaz Göz Kutsal Dil’in gücüyle size bildirmekteyse, kibri bırakın, aşın.  Ak Tabiat’tan güçlenin.  Ak Tabiat’a kayıtlanın. Çünkü Ruh, Allah için size İnsan soyuna iniyor demektir bu. Aman! aman! sakın! Sakın! ışık söndürmeyin. Üzerinizdeki yürek gücünü sakın 40 kapıdan çıkarmayın. Atam, tabiat seni bekler, İnsan yüreği seni bekler, işi başaranlar seni beklerler. Atam,  hadi ak ak da in, çünkü ruhlar, seni senin yüreğini dinlemek isterler. Hadi, hadi Atam insana in. İn de kürkü olanların niyetlerini kendi kodlarından anlat, anlat ki herkes anlasın. 

  

-          - Dağlarım temennim şudur ki, kör göz kalmasın, tartı olmamalı bu kesindir. Eğer tartı olursa Kuran, Kutsal Kaplar’ını kısırlaştırır. Analar, kardeşler, kül kül oldu yüreğimiz. görevinizi güçlü  şekilde dillediniz. İsmim “Dava”dır benim, hani adını zikretmek istemeyen o, gizli adını zikretsin.                                      

  

-          - Anam, kelamın ışıksa yolumuz seninledir. Özün sözü şudur ki ben, beni bende dilledim. her yüce kendini yüreğinde diller. Umutsuzluk hiç yok, şu ana katkılar var. Her biri şu ana katkıda bulunmaktalar. Kelamı hak olana ilerki günün gücü Hak Tertibi’yle dilletilir. Dara düşürmeyiz kimseyi İlahi Gün’ün gücü hepimizindir. İnsan itaat ettiği zaman insandır. Umman Turkuaz Göz’ün gücünün gözü ise, yol Allah’ın gücüdür. Muhakkak bilinmelidir ki, mezarı boşaltanlar Turkuaz Göz’ün gücünde kendi yüreklerini dillediklerinde insan itibarlı olur. Övgü, yergi yok ya, bizde yapmayız, olur da yaparsak teknik olarak yaparız bu da bilinsin. Şikayet etmezler... Allah için çalıştık....

  

RA-KA KAYIT PROGRAMI 2. Kaset

Kayıt Tarihi: 16.01.2008

Kaseti Deşifre Eden: Cafer PELEN