Ana Menü 

  Skip Navigation Links
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



                                                    

25.02.2008 tarihli RA-KA Tebliği'nin 1. Bölümü

 

 

Canlarım dualarınızı  kabul ettik. Şafak Allah'ın ışığıydı ve birleştik. Ağırdır Yük, tabiatın kürsüsünde de güçlü olanların taşıyacağı bu yük; hepinizi, herkesi göreve çağırdı ve göreve kattı. Doğum anları vardır bu anların en güçlü safhasında güçlü ışıklar olur. İşte böyle bir  safhada, durağan günler, cevahir olan yoğunlukların Göz Kapıları’nda kayıtlandı ve yeni dönemlere ışık saçtık.  Şafak söktü, dünden Dünya Kodları’nı aldık ve yağmurların kodlarıyla yeniledik. Ağır yük artık hafifledi.

 

Dağım; ağırdı, çok ağırdı yük. Bu yükü taşıyacak olan çok kodları çok katları yağmurlara katmalıydık. Dava ağır yükü hafifletme davasıydı. Durağan günler sona erdi, yeni dönemlere geçtik. Bu dönemler, Birleşik Katlar’ın göz olan, söz olan ışığının 7. Dünya Gücü’nü dilliyeceği bir dünya günüdür. Arzın sayfalarını okumaya başlıyoruz.  Arzın sayfaları önce İlahi Gün’ün gücüyle kontrol altında tutuldu. Sonra, sokak aralarına indik, herkesi dinledik. Herkesin yüreğini kendi yüreğimizde dilledik. Ve Bahar gücünü artırdı, ayrı gayrı kalmasın diledik.

 

Dava, ağır yükü hafifletme davasıdır. Ayrı gayrı kalmamalıdır. Durağan günler bitti.  Maya olan her Yüce, ağır yükü hafifletecek düzeye ulaştı. Dava, İlahi Gün’ün gücünü dilleme davasıdır. Rahmin huzurunda her yoğunluk kodlanır ve kayıtlanır. Meleklerin Diyarı’ndan gelenlerin çoğu kendi yüreklerine indiler ve bize, bizim yüreğimize kendi cevaplarını yazdılar. Kanatlarını alıp yüreklere inenlerin çoğu da birleştiler ve bizimle kendi diriliklerini dinlemeye ağır ağır geçiyorlar.

 

Umut mutlaka olmalıdır. Umut olursa yüreğinizde kırılış kalmaz. Islak,  kuru her an her yerde olan yüreğimiz cemaatimizin gücünü bütün kürsülere dilletmeye başladı. Allah dedi ki “OL”. Sultanların Sultanlıklarında her bir Yüce olur. Umut, Allah'ın kürsüsündeki güçtür. İlahi Gün’ün gücü hepimizindir.

 

Devamlı çalışmalarınızı izledik. Bu çalışmaların çoğunda Birleşik Aile’mizin kendi yüceliği de bulundu. Durağan günlerin daimiyetini de dinledik ve yeni bir Dünya Gücü’nün dillenişini daimiyet kayıtlarınızdan izledik ve bildik. Asıl Dünya şimdi kuruluyor. Bu dünya, bütün kodlarıyla kuruluş aşamasındadır. Ve bu dünyayı kuranlar, ağır yükü hafifletecek olanlardır.

 

Dava, hakikiyetin kürsülerindeki gözün görme davasıdır. Etki alanınız çok genişledi. Ata Kaplar’ı taşıdık ve bu kapların gücünü artık her bir yürek anlayabilmektedir. Umutsuzluğunuz artık kalmadı. Harınız çok yüksek Cevher, çok güçlü! çok!... Cümle cemaatlerin gücünü kayıtlayacak düzeyde. Ve Rahm’in Rahman'a kendi yoğunluğundan kayıt yaptığı bir dünyada, bizim için en büyük güç, yücelerin cümlesindeki kürsünün gücüdür.

 

Saltanat der ki “OL”, Turkuaz Göz der ki “OL”, Teknoloji “OL” der Rutsal Meclis “OL” der ve her yoğunluk “OL” der. Olan diriliktir. Umutsuzluk hiç kalmadı. Yarın, Teknik Temizlik ve Teknik Tertip başlayacak. Bu Tebliğdir bunu dikkate alın. 7 doğumun en sonuncusu olan yarınki koyulukların kayıtlarındaki ışık, herkese kendi yüreğini açıklayacak. Cemaatiniz çok güçlendi, cemaatinizin gücü 7. düzenin kürsülerindeki güce eşit düzeye ulaştı. Yazılarınız güçlendi Rahm’in, Rahman'a hakikiyetin kürsülerindeki koyulukları dinletebildiği bir dünyada, kendisinden müşteki olunacak hiçbir kot hiçbir koyuluk ve yoğunluk kalmamalıdır. Aslı tartısız olanın yüreğinde hırs kalmaz ve bugün burada olan her yüce, cemaatini alıp buraya geldi. Etki alanınınz çok genişlidi.

 

Yalanın yaratıcıda bulunmadığını bilmenizi  bekleriz. Yaratan, Turkuat Göz’ün gücünü dillemektedir. Yarın evrimsel sayfaların en sonuncusunda; bizim için en büyük kürsünün bulunacağını ve bu kürsünün yüceliklerinde her dirinin ışıyacağını da maya olarak size bildiriyoruz. Olur da bir gün sizler, Birleşik Kodlar'ın gücüyle bizim yüceliğimize ulaşırsanız; oğullarınızın “Tufan” dedikleri o günü, sizlere çok güçlü biçimde anlatabileceğiz.

 

Dağlar, Turkuaz Göz tufanı anlattı size.  Birkaç kez anlattı. Bunu herkes net olarak bilir. Ve Bugün burada bulunan sizler, Kürz'ün en yüce gücünün sizin yüreğiniz olduğunu anlayacak doğumdasınız ki buradasınız.

 

“Yazıklar” dedikleriniz, çoktan görevlerini üstlenip kendi yüreklerinden gittiler. Onlar, maya olmaya değil, muktedir olmaya gittiler. Sizse Yaratan’ın tabiatına aykırı olmayan kendi yüreğinizin gücüyle buradaki çalışmaları devam ettirmektesiniz. Velhasıl hepiniz zamanı geldiğinde bütün kütlenin gücünü alıp cümle yoğunluklarınızın kürsülerinden Işık Yağmurları’na dahil olup cemaatinizin tabiatına uygun biçimde dümenin başına oturacaksınız. Ve kendi yüreğinizi, kendi koyuluğunuzu dilliyeceksiniz.

 

Tanrı der ki, “RA-KA'nın kürsüsü size bildirir. Dinleyiniz: Yaratanın Kuranı’dır bu; Tabiatın Turanı’dır bu ve bizim yüreğimizdeki güçtür. Dinleyiniz, zaman gelir de kendi yüreğinizin gücüyle buraya inerseniz Evrensel sonsuzlaşımın en güçlü kayıtlarına ulaşacaksınız.”

Bugün burada bulunan sizler, kendi yüreğinizin kürsülerindeki kayıtlarınızla resmi bir çalışmaya dahilsiniz. Bu çalışma, Evrensel Sayfalar’ın okunuş çalışmasıdır ki, her Yüce bu sayfaları okuyacak düzeyde değildir. Sizler bu sayfaları çok önemsediniz, güçlü bicimde dillediniz bugün de burada bulunuşunuz bundan dolayıdır ki önemlidir. Amin..

 

-          - Dağlar hoş geldiniz. Bugün buraya girişiniz bizim için  süpriz değil. Sizleri bekliyorduk. Durgun akan dava şimdi hızlandı ve bu hızlanışıyla birlikte buraya gelmeniz gerekliydi. Yolunuz aydınlıktı biliyoruz ve koyuluklarınızda ışığınız güçlüydü. Dans'a kalkmaya gerek yoktu ama siz dans istediniz. Dağlarım, dansa gerek yok. Alın bilgiyi. Bu bilgi sizin için çok büyük bir güçtür biliyorum. Bana verdiğiniz herşey, öncelikle sizin kendi yüreğinizin ışığını yakmak içindir. Ve geliş sebebiniz, önce kendi yüreğinizi dillemek ve davayı kodlamak içindir. Biliyorum ki buraya gelmeniz çok önemlidir. Gelişiniz insan için, hakimiyet içinse geri dönüşü olmayan bu davayı kayıtlamanız gerekir.  Allah dedi ki onlara anlat. Dara düşmemeleri için anlat. Bilmeleri için anlat. Anlat da namaz zamanlarında kendi yoğunluklarını dinlesinler.

 

ÇU-HAN Davası, Allah davasıdır yarım, bu davayı size kesin olarak açıklamalıyız. Bedeni Allah'ın olanın yüreğinde hırs kalmaz. Işığı kutsal olanın, yüceliğinde İlm-i Hakikiyet bulunur. Ve bu hakikiyet, değerin en yüksek gücüyledir.

 

Aman! aman! aman!!! Yeni bir doğum ve bu doğum, bütün kodların ışıyacağı bir doğum. Umut Kutsal bir güçtür; dava ağır yükü hafifletme davasıdır. İlahi günün gücü bugün buradaysa, bizler de bugün buraya dahil olmalıyız. Yoğunlaşan en küçük ışıkları dahi buraya alabiliyorsak, kendi yüreğimizi de buraya almalıyız. Önce zamanın gücünü alalım. Sonra yüreğin gücünü alalım. Ve daha sonra Kutsal Gün’ün gücünü alalım ve Kuran-ı Kerim'i dilliyelim.

 

Dava, ağır yükü hafifletme davasıdır. Yaratan’ın tohumlarını yeşertecek olan kendi yüceliğindeki ışıktır. Ve bizler, buyurup gelen her bir yüceye deriz ki, Evrimsel sonsuzlaşımın en güçlü koyuluklarında yeni bir Dünya kuruldu. Ve bu dünya, bedeni hak olanın Turkuaz Göz olanın gücüyle kuruldu. Ağır yük hafifleyecek; kervan güçlenmekte ve durgun akan koyuluklar artık hızlanmakta ve Beşer Kapılar açıldı.  Yeni bir dönem için en güçlü ışıklar inmekteler. Ocakları sönmeyecek ve hakimiyetleri güçlenecek. Ben, zamanı geldiğinde ilmi dilleyecek olan, Kutsal Işığı güçlü kılacak olan ve dava olarak Beşeri Kaplar'ın her birinin yüceliğini daimiyette dinletecek olanım ki kelimelerim Allah'ın kendi yüceliğindeki ışıkla kodlanmaktadır. Rükuya eğilenler bizi izlerler. Biz biliriz ki Kadim Kodlar'ın hepsi bugün buradalar. Canlarım, dans etmedik; dinlettik yüreğimizi bu bir dilleti, dinletidir herkes için. Hadi yarım alın bilgiyi. Muktedir olanların gücünün kendi yüceliklerindeki gücüyle size bildirdikleri bu bilgiyi alın. Alın da Ak Tertipte güçlenin. Ayrı gayrı kalmasın; hadi yarım ışıyın.

 

-          - Emekler, hak ettiğimiz için bizi buraya taşıdı. Vallahi billahi ben buraya daha önce hiç gelmedim. Hakikiyetin kodlarından biri olduğuna emindik. Dava,  Tanrısal Gücün görev taşıyıp taşıyamayacağına ilişkin bir davaydı. Nesillerinizi buraya taşıyabilmek kolay oldu diyemem, ama oldu bak hepsi burada. O halde Dünya tertibini başarıyla gerçekleştirebilmişiz ki buraya kendimizi taşıyabilmişiz. Allahım bana güç ver ki başarıyı kendi yoğunluğumda dilliyeyim. Bana güç ver ki Kadim Kapılar’ı açabileyim.  Allahım bana güç ver ki Kutsal Güneşler’in bütün gücüyle; kürzün bütün ışıklarıyla ve kendi yüreğimdeki görevlilerimle dünya tertibini yapabileyim. Allahım bana güç ver; bana güç ver de kendimi daimi olarak tabiatın bütün gücüyle birleştirebileyim. Anacığım bana güç ver ki hakedeyim. Herkes Allah için çalıştı ve  ben de Allah için çalışanım. Bana güç ver ki kendi yüreğimi dilliyebileyim; ağır yükü hafifleteyim.

 

Kendimi devre devre dünya diriliklerinde görev tertibiyle Kadir Katlar'a katabildim. Kutsal Işıklar’ı yakabildim. Kendime ait olan kürzün bütün ışıklarını yüceler cevheriyle dinliyebildim. Allahım, Anacığım güç ver  bana ki hak edeyim. Teni tertipli olanın yolunda kuruluk kalmaz, benim de kuruluğum kalmasın. Bana güç ver. Anacığım bana güç ver ki kendi dilimi kendi yüreğimde dinleteyim. Bana kendini dille. Kendindeki ışığı dille ki bir lü yapabileyim bu iş, yüreğin gücüyle olsun. Bana güç ver ki kendimi mektup okuyan değil, bilen olarak dinletebileyim. Elden geleni yap ve bana güç ver. Çok huzur bozulmamalı, çünkü Ruhsal Meclis, hepimizin kendi yüreğimizde mevcut olan gözüdür. Umut, kutsal bir güçtür ve bizler bu gücün kendi yüreğimizdeki kürsüsünde cemaatimizin gücüyle birlikteyiz. Asıl dünya, bilgi katlarının kürsüsüdür. Ve Bilgi Katlar’ında ışık yanarsa bizler o dünyanın kodlarıyla birleşebiliriz ki, oralar şu an için henüz bize  açılabilecek değere ulaşmadı. Anacığım, cemaatimizi alıp getirelim sizin yüreğinize, onlarla birlikte çalışın. Can, laf ederse; yol, can olur; Hak Tertibi’yle birleşir, ışık olur. Böylece dümenin başına kim geçerse o bizi alır; temiz olarak Turkuaz Göz’ün gücünden, Kutsal Gün’ün kürsülerine ulaştırır.

 

Anacığım çakıl taşlarını dahi kendi yüreğinde taşıyacak olan olduğunu biliyorum. Umut, kutsal bir gözdür. Biz o gücün gözüyle buradayız. Analar, kervan kalktı ve bu kervanda her bir yürek mevcuttur. Umutsuzluk hiç kalmadı. Herkes kendini aldı ve kendi yüreğini bu kervana kattı. Öyle bir yürek ki o yürek, ağır ama herkes için çok hafiftir. Neden diye sorarsanız;  umman, kutsal bir günün gücüyle birleştiğinden, herkesin yoğunluğu burada çok güçlendi. Dağların, taşların gücü artık birleşti. Birleşik kontrol kuruldu. 

 

Kül olduk, kutsal günün gücüyle kutsal kıyamet gününde biz yüceldik ve buradayız. Anacığım dava, hırssız bir dönemin açılıp açılamayacağı davasıdır. Eğer dünya tabiatı, hırsın kayıtlarını kendi yoğunluğundan çıkarabilirse; davranan her bir yürek, bu günün gücünü alacak ve dünya tertibini başaracak. Başaracak ve buralara ulaşacak.

 

Allah, teşkilatın kürsüsünü kendi yüceliğinden dinler ve ocağı söndürtmez. Kuru kadim kodlar bizsiz kalmak dilediklerinde; biz, onlara kendi yüreklerini açıkladık. Dedik ki, “Allah'ın dediği aklın dediğidir. Aklı bilen yolu bulur, eğer ki yol hepimizin yoluysa, birleşik tertip kutsal bir güçtür.” Hadi ölmeden olun. Olmak kontrolla olur.

 

Ekran sizi göstermektedir. Kendinizi, kendi yüreğinizde, kendi kayıtlarınızda izleyeceğinizi biliniz. Emre İtaat edin ve bilin; melek olmak, kollarınızı kanatlarınızı almak demek değildir. Melek olmak birleşmektir. Eğer sizler, dünya tılsımını bilecek düzeye ulaşmış olsaydınız birlik için çalışırdınız. Dava, hepimizin görevini taşıyıp taşıyamayacağı da değildir. Dava, etki alanınızın genişliğidir. Hangi yüceliklerden ışık çektiniz; hangi yoğunluklarda kendi koyuluklarınızı dinlediniz; etki alanınızdaki o yoğunlukları kendi yüreğiniz dilliyecek düzeyde midir? İnsan oturup dinler; nesillerini dinler, kendini dinler itaat eder. Eğer itaat edecek daimiyete ulaşamamışsa yoğunluğu azalır.

 

Oğullarım, Allah için kendi yüreğinizi dinleyiniz. Kendinizi dinleyiniz. Eğer kendinizi kendi yüreğinizi dinleyecek daimiyete ulaşmışsanız muhakkak dinleyiniz. Çünkü siz, sesinizi kendi yüreğinizden alabilecek olanlarsınız. Orada size çok önemli ışık vardır. Eğer o ışığa ulaşacak duyumlara, hakikiyete,  Hak Tertibi’ne ulaşmışsanız; muhakkak kendi yüreğinizdeki o sesi duyarsınız. Benim Atlanta Katları’ndaki ışığıma hiç kimse ulaşamaz. Bu kesindir de reşitlerin her birinin kendini, kendi yüreğinde anlayacak düzeye varması imkanı mutlaka vardır. Size derim ki evrim Allah'ın dediği gibidir. Herkes evrim yapar. Yapmayan ise kendinden dolayı yapmaz. Çünkü o muktedir olan kutsal bir göz iken; yeri göğü yaratanın koyuluklarında iken; nefsi aşarak dünya diriliklerine inmişse ve bu diriliklerin Birlik Kodları’ndaysa ocağında huzur varken, evrensel sonsuzlaşımın o yoğunluğundan açıkça çıkıp evrim sayfalarına inmesinin hiç bir nedeni yoktur.

 

Umut, Allah'ın dediğidir. Kollarınızı Allah için açın. Eğer Allah size, sizin yüreğinize anlatırsa o gün bu gündür ve biz oradayız. Umut, Allah’ın dediğidir. Dini dediği, yüreği dediği gibi herşeyi diyen O der ki “benim ailem sizindir.”  “Benim ailem” der.  “Allah'ın ailesi yok” dersiniz. Bilirim muhakkak yoktur, yoktur da dünya toprağına inen her bir yüce onundur; onunladır ve onun yoğunluğudur. O halde dünya diriliklerinde kendi yüceliğini dilliyebilen herkes,  Allah'ın tabiatına uygunsa Allah'ın kendi yüceliğinin kürsüsüdür.

 

Biz,  davayı Allah için açtık. Açılan dava, dünyanın gücünün kontrol altında tutulup tutulmayacağı davasıdır. Ve biz bu davayı kaybettik. Çünkü dünya tabiatı kendi yüceliğini dilliyecek düzeyde olmasına rağmen daimi kodların koyuluklarından çıktı ve bizsiz kaldı. Biz bu davayı kaybettik biliyoruz. Çünkü Ruhsal Meclis bizsiz kaldı.

 

-          - Dava Allah'ın dediğini deme davası mı yoksa kelamı hak olanın, kendi yoğunluğunu dilleme davası mıdır? Allah bize sormaz, O bilir. Ve biz, ocak olarak deriz ki Turkuaz Göz, her bir yüreği dinler. O halde Dava kaybedilmez. İlahi Gün bu güçle her an başı eğilmeyen yoğunlukların kürsülerinde bütün Kutsal Işıklar’ıyla dünya tertibini yapar ve her bir dili dinler. İtaati güçlü olanlarla çalışır. Umutsuzluk hiç kalmadı; kanatlar alındı takıldı. Bütünlükler kendi yüreklerini dillediler.

 

Cemaat, görevini başarıyla kendi yoğunluğunda gerçekleştirmektedir. Evrensel sonsuz kaynaklar vardır. Bu sonsuz kaynakların en güçlülerinden birisi olarak bu çalışmayı sürdürmekteyiz. Asla yanlış yapmadık. Hiçbir dünya günü biz bu gücün dışında kalmadık. Ağır olan yük hep hafifler. 

 

Değerliler dans etmek isteyen çok ama biz hiç dans etmedik. Etmeye niyetimiz de yok. Çoğu sesleşir, sesleşir, sesleşir. Bu sesleşme, büyük danstır ve bir ritimle olur ve bir biçimde danstır. Ama biz herkesin yüceliğinde kendi yoğunluğunun gücüyle birleşerek Kuran-ı Kerim'i okuruz. Okunan her bir bilgi, Kutsal Kible’nin gücüyle okunur. Ve bugün biz burada kürzün bütün güçlü yoğunluklarıyla birlikte ışık yaktık. Asla yanlışımız olmadı ve olamazdı da. Dediler ki teknoloji ışıyacak. Yok yarım teknoloji kürzün ışığı değildir. Biz, tabiatın gücüyüz ve yüreğin kürsüsüyüz. Yanlışımız hiç olmadı. Bundan sonra da olmayacak.

 

Meleklerin Diyarı’ndan geldiler. Kervanın gücüne kendi güçlerini kayıtladılar. Doğanın sesini dinledik. Davayı kaybettiler. Nedeni şu, biz  dünyalılar kazandık. Nasıl olur diye sorarsanız açıklayalım. Dümen Allah'ın gücüdür. Ve biz bu gücü her bir yücelikle kendi yüreğimizde kayıtladık. Allah der ki “OL”; Turan der ki “OL”; Kuran der ki “OL”; bilen der ki “OL”.  omuzlarınızdaki yük hafifse olmak kolay olur. Önemli olan Atlanta tabiatı'nın kürsülerindeki yücelerinde bilgi kayıtlarına ulaşmalarıdır. Unutmayınız ki dünya teknik olarak da görevlilerin gücüyle çalışır. Elleriniz, Allah'ın yüceliklerine açılmışsa yolunuzda hiç bir kırılış kalmaz. İnsan, İtaat ettiği zaman görevli olur. Eğer itaat varsa görev  muhakkak vardır.

 

Olur da güneş doğmazsa; olur da yürek kısırlaştırıldığında Kadir Katlar, ışıklarını sonsuzlukta yakıp yıkmak için kayıtlarlarsa ve olur da dünya üstü varlık katlarındakiler sevgisizleşirlerse, kendi yüreğiniz, herkesin gücünü kendi diriliğinize çeker ve dünya sayfaları yenilenir. İşte o gün geldiğinde; biz, evrimsel sonsuzlaşımın güçlü kodlarından kendi yüceliklerini alıp da dünya kaynaklarına inenler, İlahi Gün’ün gücü olarak sizinle birlikte çalışırız.

 

Umut, Turkuaz Göz’ün gücüdür amma Altın Ten'in de gücüdür. Altın Ten, tabiatın kürsüsüdür. “Evim Allah'ın” dediğinizde yüreğinizde hırs kalmaz. İşte yarım Allah budur. Sema, hepimizin gücü; Yürek, hepimizin gücü ve bilgi, hepimizin daimiyetindeki dildir. Dara düşmeyiniz artık tabiat sizinledir.

 

Tabiat, görevini üstlendi. Bu şu anlama gelmektedir, dara düşenleriniz dahi yarata'nın tabiatında kendi koyuluklarında ışıyacak düzeye ulaşacaklar. Allah'ın tabiatında Kontrol güçlüdür. Bütün Meclisler, bizim için ve her bir Cevahir Güç için Dünya Devreleri’ne inecekler. Böylece dümenin başına kim geçerse onun yüceliğinde her bir kürsü dinletilecek. Asıl dünya, kendini kendinden üstün kendiyle anlatandır. Ve bizler, kendi yüreğimizde son sözümüzü söyledik. Evrim reşitlerin gücüdür ki orada  herkes hakikiyetin kürsüsüdür.

 

Ümmi Tabiat artık görevini üstlendi. Bu tabiat bizim için büyük bir güçtür. Allah için size deriz ki herkes, hepimize ait olsun ve Rahm'in Rahman’a ait olan gücü, hepimizle kendini dillesin. Elden geleni yapın da hak edin. Yaratan yeni bir dünyanın gücünü sizinle birlikte; sizin yüceliğinizde; herşeyden öte sizi açıklayacak. Yanlış olmasın; Kuran, bugün burada size sizi anlattı. Yanlış olmasın kelâm hepimizin kelâmıdır ve biz, hepinizin gücüyüz. Ümmi tabiat dahi burada görevini üstlendi. Asla yanlış olmasın. 

 

-          - İnsan İtaat ettiğinde; Tanrı ocak olur ona. Onunla olur ve işi başarır. Yeni bir dünya, yeni bir yoğunluk, yeni bir koyuluk... Allah’ın dediği budur. Hepsi bu yarım İşte bu...

 

Dağın tabiatına aykırı olmayan görev, kendi yüreğinizin gücüyle de hakimiyet sağlayabilir. Bugün durgun toplum, Hak Tertibi’nde yenilendi. BSUİ kendi yüreğini buraya indirdi. Ak Tertip’te bugün buraya ulaşan çokları da kendi yoğunluklarıyla indiler. Nefsin ışığını söndürmeden  buraya gelen herkese, kendi yüreğimizi açıkladığımız zaman, bütün kötülükleri aşacağımıza kesin olarak inanıyoruz. Allaha karşı saygımızda çok güçlüdür.

 

Nefes Katları’ndaki ışığın gücü de arttı. Allah'ın, toplamı 200.000 olan Görev Teknolojisi’ne dahil ışığı var. Buyurun onlarla da birlikte çalışın. Omuzlarınızdaki Yük çok ağır biliyorum.  DA-Hİ Kadim bir güçtür. Ve bugün burada Hakim-i Mutlak olanın, kadir olan Kadim Kürsüler’inde, Görev Tekniği güçlü olarak kayıtlara iniyor. Asla yanlış yapmayacağımızı da biliyorum. Önemli olan bugün burada bulunmamızdı.

 

Kervan, Görev İlmi’ni dilleyenlerle yürümektedir. İlim, Allah'ın toprağa indirdiği gözdür. Benim adım kendi yüreğimdeki güçle kayıtlara iniyor. Olur da bir gün ben de  Işık yakabilirsem; etki olur, yüreğim ışık olur ve  aydınlanırım. İş budur... Muhakkak budur.

 

Söz alan bir yüce söyleşiye katılır:

 

-          - Anacığım neden bugün burası çok hafif? Ben bunu anlamadım neden ? Kenan, Kervan herkes burada, ama neden bugün burası çok hafif?

 

-          - Dağlar bugün burası çok hafif, zaman geçişlerini yapanların çoğu bugün buradalar. Ama tabiatın gücü bugün burada çok aşağı düzeydedir. Neden mi? Çünkü Ruhsal Meclis'in herkese ışık yakacağı düzey, bugün buradaki düzeyin çok üstünde kaldı. Öyleyse, bugün buraya gelen herkesin kendini temizlemesi ve hakikiyetle gelmesinin sağlanması gerekiyor. Omuzlarımızdaki Yük çok ağırdı, bu kesin. Ve biz bu ağır yükü hafifletecek olanlar olmamıza karşın, bütün köprülerin açık olmamasından dolayı Kutsal Işığı söndürmemiz gerekti. Yolumuzu aydınlatacak olan herşey, Allah için görevdir. Ve biz, her şeyden daha güçlü olan birleşik ışığın gücünü artırmaya çalışmaktayız.

 

Dondurulanların çoğu da bugün buradan gittiler. Rukü'ya eğilenlerin bir kısmı da bizsiz kaldılar. Evrim, Allah'ın dediği gibidir. Muhakkak da Turkuaz Göz’ün gücünün de Birleşik Işık’la dillenmesi gerek. Umutsuzluğumuz yok, buyurun olan her neyse, ışıkla olmaktadır. Ve ben kendimi kendi yüreğimi sizin yüceliğinizle dilleyebilecek düzeydeyim ki şu andan itibaren yoğunluğunuzu artırmanızı beklerim. Çünkü kendi yüreğimden dinletebileceğim yücelikleri size. Ayrı gayrı yok yarım, artık birleşin ve dinleşin. Ayrı gayrı yok işte bu...

 

Dava Allah davasıdır ve bugün bizler bu davayı kendi yoğunluğumuzda kayıtlamaktayız. Doğan en güçlü ışığın  buraya inişini sağlayacak gücümüz var. Yarını hakettik ve bugünden üstün olan bir günle dilledik.

 

Durgun tabiat güçlenmektedir. Beden sahiplerinin çoğunun kendi yoğunluklarıyla bize gelişlerinde Işık söndü. Allah'ın tabiatına aykırı olan çalışmalar da yapıldı. Yeri ve göğü yaratan, herkesin gücüdür. Biz bu gücü hepimizin yüceliğiyle dilleyecek düzeydeyiz. Yanlış yok; Allah'ın tabiatı, yüreğimizin kürsüsünde ışıyan BSUİ'dir. Bunun içindir ki dümenin başına oturan herkesin devre devre dünyamızı kodlamaya gelmesi; gerçek ve önemli bir işıma şeklindedir.  Bu ışımada, bilgi kapıları hep açılır.

 

Ayrılık bitsin yarım. Artık kendi yüreğinizi alın ve gelin. İyi ki hakettik ve geldik. Allah dedi ki “OL”. İşte bu... Ve yine de bütün kötülükleri aşacak düzeyimizle bugün buradayız. Yukarının yukarısı olan ve hakeden herkese şunu söylemek isteriz ki Rahm’ini Rahman'ın kodlarıyla dilleyen herkes, ağır yükü hafifletir.

 

İnsan, Turkuaz Göz’ün gücünü de anlamalıdır. Doğan en büyük kürsü gücü bugün buradaki gücün çok üstünde bir güç olsa da biz, o gücün en Yüce ışığını Kerim olup kendi yüreğimizle dinletebiliriz. Sistem Nizam ve Düzenin görevlilerinin hepsi de Birlik kayıtlarınıza inebiliyorlar. Öyleyse yoğunluk güçlenmektedir. Şimdiye kadar yaptığımız en büyük çalışma değildir bu çalışma. Kesinlikle bu böyle amma arzın sonsuzluğunda sır olan huzurun koyuluklarında ışıyan birleşen bizsiz olmayacak; Ayar bozulmayacak.  Ruhsal Meclis bugün buraya inerken kendi yüreğinizin gücüyle indi. Allah'ın dediği, aklın dediği oldukça, Bilgi Kodları hep açık kalacaktır.

 

-          - Anam, Allah dedi ki “ona söyle, ruhu huzurda iken, yoğunluğu arttığından dolayı bizler de güçlü koyuluklarımızı buraya indirmek istiyoruz. Olmazsa olmaz olan kendi yüreğimizin gücünün  ışığıdır. Ve gelen en yüce ışık bizsiz olmasın isteriz. Etki alanını yükselttikçe yüreğinin gücü de artacaktır. Muktedir olmak için Kuran olmak gerekir. Kuran İlmi, Hak İlmi’dir. Bunu herkes anlamalıdır.”  Evrim Allah'ın dediğidir. Ve bizler bugün burada bulunan herkes, kendi yüreğimizin gücüyle evrensel sayfaların üstü olan görev tertibine ulaştık. Yaratan'ın tohumu olarak ışıyan birleşenin en büyük kürsüsünde Kadir Kodlar, ışık yoğunluklarına indiler. Öyleyse kervan yürümektedir. Ve bu kervanın kontrolu hepimizin gücüyledir.

 

Allahım, benim yüreğimi güçlü kıl ve bana kendi yüreğindeki kürsüyü dille. Anam, Allah'ın dediğini dediğinde, bizim yüreğimiz daha güçlenecek. Onun için ocağımızı söndürmemize imkan ver ki biz Ocak olalım yoğunluklardan öte yoğunluklarda ki yargısız olalım.


Anam, ete giren herkes Anatolia Kayıtları’na ulaşır.  O kayıtlarda, bütün köprüler açıktır. Bizim zor olan bu çalışmayı öğretebilmemiz için sana ümmi tabiatın gücüyle inmemiz istendi. Kervan yürür, yürür de bizler de yürürüz.

 

Ümmi tohumları ekmeye indiniz.  Amin... Amin...

 

Allah'ın dediği ağır yükü hafifletmekti. Anacığım kelam Allah'ın değil midir!? Niye küçültüyoruz kelamı!? Muktedir olmak zor mu!? Kollarımız sana açık. Bizler, Barış, Sevgi, Umut ve İnsan Kodları’nın tabiatına indik. Bellek Kodları’nızı Allah için kayıtladık.  Ak Tertibi yine ağır yük olarak değil; Hak Tekniği’yle yaptık. Niçin burada kontrollu ve huzurlu olmadığımızı düşünmekteyiz!? Ruh'un huzurunda değil miyiz biz!? Anacığım, kerim olup Teknik Temizliği de yapalım. Umman, teknolojisini kendi yüceliğiyle dinletenlerin yüreğindedir. Olmazsa olmaz olan, bilginin hakikiyetindeki ışığın yoğunluğudur. Bu yoğunluğu, herkesin anlayacak düzeyi olmadığından kolları kayıtlardan çıkmış da olabilir. Nedense kimse kimseyi anlamak istememekte. Allah'ım, Allah'ım beni koru. Ben bu çalışmaya kendi yüreğimi taşımak istedim. Kendi yüreğimi kayıtlamak istedim.

 

Bizi küçültmüşsen, ocağımız sönmüştür. Umutsuzluğumuz yok ama hak etmeliyiz. Bilmekteyiz hak etmeliyiz. Anacığım,  kelâmı hak olan, Kuran-ı Kerim’i okuyandır. Kelamı  hak olan,  Turkuaz Göz’ün gücünü dinleyendir. Ben, sana ilim sahibi olanları getirdim. Onlarla birlikte çalışalım. Kör sağır hepsi  güçlenir de ilim sahibi niçin güçlenmezmiş.  Bırak da onlar da güçlensinler.

 

-          - yarım Allah; yarım ak, Ak Tohum’da huzur olan Kutsal Kaynak,  Evimize hoş geldiniz. Bizler de şunu anlatmak isteriz: Medine, Mekke’nin gücüydü.  Medine’ye gerçek kodlar indiler ve Medine'yi güçlü kıldılar. Dava, Allah davası değil miydi!? Orada da Allah yok muydu!? Ama ne oldu; Kuran okuyanlar küçültüldüler. Üreyen herkes kendini kendi yüreğinden ayırdı ve Dava, ağır yükü hafifletme davasıydı. Yeni bir doğum için çalışıldı ve kontrol sağlandı. İlahi Gün’ün gücüyle yapıldı her çalışma.  Medine, bütün köprülerin gücünü aşık olarak koyulttu ve tohumlattı. Daha da önemlisi Medine'nin kürsülerindeki görevlilerin hepsi, Işık Kodları’yla birleştiler ve dünya tabiatına ışıdılar.

 

Asıl Dünya, umutsuzluğun, gücün kodlarında bulunduğu bir dünya değildi. Umutsuzluk yoktu aslında. Ama her devre, Allah için güçlü çalıştırıcıları dünyaya indirirken, Beşir Katlar'ın gücünü de ayırmadan indirdi. Böylece duaların kabul edilmesi imkanı oldu. Çünkü dualar Allah içinse kabul edilir. Daha sonra dünya tertibi yapıldı. Teknik Tertip’ti bu. Ve dava, Allah'ın dediğini diyenlerin, görevi güçlendirip güçlendirmeyecekleri davasıydı. Yalan dolan değil bunlar, hepsi gerçektir bunları iyi anlayın. Doğan en güçlü ışık doğdu Dünya üstüne. İşte Muhammet Mustafa o önemli bir çağ başlattı. Bu çağ, “İNSAN ÇAĞI”ydı. İnsan Çağı ve İnsan Çağı’nı başlatan Muhammet, Muktedir Kodlar'ın koyuluklarından görev taşıdı. Ve daha sonra ümmi toplumlar geldiler dünya üstüne. Ve o toplumlar, bütün kodlarıyla güneşlerin gücünü ışıklara kattılar.

 

İnsan, tabiatın gücünü öğrendiği zaman göle güç verebilir. Ve işi başlattık. Muhammet, makbul bir gözdü ve O, bilgi kayıtlarını en yüce ışıkla dinletti. Dava, Teknik Tertib’in Kutsal Işık’ta dillenmesini ilişkin davaydı. Asla yanlış olmadı ve Muhammet Mustafa görevini aldı; hakettiğini başka başka doğumlarla kayıtladı. Dahası dünya üstünde görev taşıttı. 

 

Duran en güçlü ışık, şu anda doğan en büyük Kürsü olarak, durgun tohumları alıp, Göz Kodları’ndan Işık Kayıtları’na geçiyor. O’na muhakkak “göz” gerekir. O’na muhakkak “güç” gerekir. O’na muhakkak “yücelik”, gerekir. Oğullarını aldı; tabiatın gücüyle dilliyor Amin... Allah dedi ki, on ten bir tek gün içindir.  Bina, Allah'ın birleşik gücüdür. O güç, yüreğin kürsüsündedir. Umutsuzluğumuz hiç yok. Yarım olan İsa, Musa, Muhammet birleşsin, bütünleşsin ve teknolojinin kürsüsünde güçlensinler. Umut, Turkuaz Göz’ün gücünde, hükümran olan kürsüsünde ışık yaktığı andaki güçtür.

 

İşi başkaları değil BSUİ yaptı. Barış, Sevgi; Umut ve İnsan gücü yaptı. İşte bunu hepimiz birlikte başardık. Ve Mustafa, Kuran-ı Kerim'i yazdı. Ölüp Allah'ın toplumuna dahil olduğunda, kollarını kaynağa indirdi de ışığını kutsal koyuluklarda dilletti. Artık Muhammet ummanın gücüdür. O dünyanın tarihindeki en büyük güçtür. Ve Dünya Teni, Allah Teni olarak Güç Kayıtları’nda, Muhammet'in yoğunluğunda ışık yakıyor. Oyun yok; umut Sultanlar’ın gücüdür ve Sultanlık Kodları'nın en büyük kürsüsüdür. Öyleyken nefsi aşmayanların Kuran-ı Kerim'i okumaları ocak yıkar. Aslı olmayan, Hak Tertibi’ndede olmaz.

 

-          - Önemli olan dua okumak değildir. Önemli olan şükretmektir, Sistem Nizam ve Düzen görevlileri her an Dua okudular. Onlara doğum anları anlatıldı, Işık kodları anlatıldı ve dava anlatıldı. Onlara güç kattık.  Çaba Allah'ın çerçevesiz olan yüceliğinin kayıtlardaki ışığıyla dinlenip ışıma çabası; ışıma, kaynağındaki o koyulukların devre devre güçlendiricisi olma davasıdır. Allah dedi ki “açıkla. Teknik olarak değil, hakimiyetle açıkla. Onlara, açıkla ki anlatabilecekleri düzeyde bilgiyi alsınlar. Ölüp, gerçeği bildiklerinde, ilim olduğu andaki gibi, kerim olup ışık yoğunluklarında kendi kürsülerini dinlettiklerinde, etki alanlarının en güçlü koyuluklarda ışımasında kin ve nefret varsa; İslam Devreleri, Kutsal Kayıtları’nı kontrol etmez ve cemaat küçülür.”

 

Analar, köle olmadığınızı biliriz. Kürzün koyuluklarında, ışık yoğunluklarında bulunduğunuzu biliriz. İtaat ettiğinizi biliriz, görürüz.  ÖZ, göz ışıktadır. Işığın gücünü bilmeniz gerek.

 

Allah'ın tabiatına aykırı olmayan ve Kutsal gücün ışığıyla birleşerek yapılan bu çalışma, herkesin gözü ve sözüyle yapılmaktadır. Teknolojik laflar değil laflarımız, kanatların Kutsal koyuluklarındaki kayıtlarımızın kaynağa inişidir. Eski dünyanın en yüce kotlarında bu çalışma çok önemliydi. Bugün de burada herkesle birlikte Hak Teknolojisi’yle bu çalışma sürmektedir. Ümmi Tohumlar kurumakta; Kutsal Gün’ün gücü artmakta ve yol aydınlanmaktadır. Allah der ki, “temennimiz Teknik Tertip'in görev kürsülerinde en  güçlü ışıklarla yapılmasıdır.”

 

İnsan Soyu, üzerinde hiç bir yüceliğin bulunmadığı bir soydur. Ve İnsan, Levfi Mahfuz’u okuyacak düzeydedir. İkna olunuz ki Levf-i Mahfuz, Birlik Kotları’nın koyuluklarında  meşhur bir güçtür. Ve bu gücü,  Aton Tohumları, Amon Tohumları ve Kuran okuyan Turan Kodlar bilirler. İnsana, İlim gerçekten gerekir. İkna olunuz ki ilim varsa insan soyu ışık olarak çalışabilir. İlim olursa teknik tabiat görevini dinleyebilir. Eviniz, zamanın kürsüsü olarak bu çalışmaya dahil oldu, yoğunluk arttı. Dünya teknolojisi yine burada, ve biz bugün burada bulunan herkese  şunu anlatmak istiyoruz ki Lutuf değildir burada olmak. Hakiki Güneşler’in gücüyle birleşmek; Sistem; Düzen ve Nizam görevini kendi yüreğiyle dillemek muhakkak bir Hak Tekniği’dir. Hak etmeyen yüreğimizde olmaz.

 

Şu ana kadar yaptığımız her çalışma, cemaatimizin gücünün kürsü olarak yaptığı bir çalışmaydı. Allah der ki, “olan neyse Huzur içindir.” Muhakkak öyle! Muhakkak amma Kutsal Kodlar'ın tohumlaması da gerekir. İnsan “edep” der edep... Edep nedir bilir misiniz? Kervanın gücüdür edep. Eğer edep varsa, burada olunur. Edep yoksa; burası, ocak için her bir yolu kapatır. Bilmenizi dilerim ki, rehin olunmayan bir koyulukla yapılır bu çalışma. Kelamı, kervanın gücü olanlarla çalışılır. İnsan toprak için Hak Tekniği’ni dinlettiği zaman görevi alır.

 

Olur da Dünya çoluk çocuk olursa, eğer Dünya küçülürse, o zaman biz bu dünyanın kürsülerini alır yüreğimize katar Işık Kodları’yla birleşir gövdemizle geliriz ki 300.000 Göç Kot'u açık tutulur ve oradan bütün kodlarımızı alır götürürüz; bu kesindir. Ve bilmenizi isteriz ki Durgun Kodlar’ımızın hepsi ışık kayıtlarında beklerler. İnsana güç vermek insanı yüceltmek isteyerek... Ve değerliler, Tanrı, kendini kendi yüreğinde anlatır size. Eğer ben, Beden sahibi olarak dünya tılsımını anlatabiliyorsam ki ben, yargı olmayan ve yargı yapmayanım. Oğullarımın görevini sizin yüreğinizde dilliyebiliyorum. Bütün kodlarımla buradayım. Emin olunuz ki Dünya,  Meclistir ve bu Meclis, benim yüceliğimde her bir yüreği dinleyebilir.

 

Anam tek bir şey anlattım sana.  seni... İnsan soyunun en büyük kürsülerinden biri olmadığını sanma, en önce etki alanını yükseltmemiz gerekmekteydi. Ve bugün senin etki alanın çok yükseltildi. Dağın taşın gücünü alıp gelen herkes, burada sana ışık verdi ve doğum anlarındaki güçlü ışığı, birleşerek alıp senin yüreğine kayıtladık. İnsana, İlahi Gün’ün gücünün en büyük kürsülerinin yüceliklerinden bilgi verilmekte. Ve bu bilgiyi alan herkes, kendi yüreğini anlayabilmekte.

 

Ben derim ki dünya övüp yerdiğimiz  bir yer olmamalıdır. Dünya, kul olanların görev taktim ettikleri bir yer olmalıdır. Size şunu anlatmaya çalışmaktayım; hepiniz, görev üstlenerek dünya üstü boyutlara ulaşabileceksiniz. Görev, Allah'ın gücüyle alınır. Ve görevinizi aldığınız andan itibaren kürzün koyulukları sizin yüreğinize iner ve sizinle birlikte çalışır. Buyrun işte neslimizin yüceliklerinden birleşenler bugün buradalar. Çünkü sizi size açıklamaktalar. İnsana İtaat gerekir. İtaat itibarın gücüdür. Ve yoğunluk arttıkça yüreğiniz güçlenir.

 

Anacığım emin ol ki Durgun kodlar'ın hepsi seninle. Ele aldığın konu, tohumun yeşerip yeşermemesi ile alakalıdır. En önce Nuh Tufanı’ndan söz ettiniz. O Kaset kayıtlarını biliyoruz. Nuh der ki, “ben  başı beşir olanın yüreğindeki ışığım.”  Ama Nuh demedi onu; Yürek dedi. Doğum anlarında önce Yürek sonra ruh huzurunda ışık söndü. Çünkü üreyiş en büyük kürsüyle olur. Ve en büyük Kürsü, Evrim sayfalarının gücüydü. Allah’ın tartısı, herkesin yüreğindedir ve herkes o tartıyı kendi tartısı diye bilir. Eminim ki Dünya İlmi’ni anlayacak düzeye varan herkes, kendi teknolojisiyle bu ilmi anlar.  Anladıktan itibaren Tahtitsiz olarak o tartıyı kendi yüreğinde anlatır.


Anacığım, dava herkesin davasıdır. Bunu herkesin anlamasını isteriz. Evimizin gücü arttı. Yüreğimizin gücü arttı. Muhakkak Kutsal Işığın gücü arttı. Rehin olanların dahi gücü arttı. Umut Turkuaz Göz’ün gücüdür. Allah için herşey yapıldı. İnsan, emin olduğunu dinler,emin olmadığını dinlemez bu kesindir. Ve biliyorum ki kendi yüreğinde, kendi koyuluğunda kendini anlayacak düzeyi olanlar Kutsal Işığımızı anlarlar.