Olur da
dünya tekniği, tabiatın tohumunu otak kurup da ışıtırsa içiniz aydınlatır. İman,
insanın gözüdür ve iman ettiğiniz zaman evrim sayfaları güçlenir. NAR, NUR'un huzurundaysa;
NUR huzurunda Kutsal Işık’sa; NUH, hakimiyeti güçlendirmişse ve Ruhsal Meclis ışımaktaysa,
sizi size verdiğimizden dolayıdır. YA-HİM, KA-HİM Turkuaz gözün ışığıdır. KA-HİM,
Tahtidsiz tabiat kürsüsüdür. Kerim olup tertip olduğu zaman; Köle olmadığınızı bildiğiniz
zaman; kelam ışıdığında ve yol açıldığında o yolda Bilgi olduğunda, hepinizle birleşebiliriz.
İnsana öz
görevliler indiğinde; o görevlilerin gücüyle birleştiklerinde; kelamları ışıdığında
ve resimlerinde kendi yürekleri bulunduğunda ve bizlerle birleştiklerinde, Levf-i
Mahfuz'un en yüce kayıtlarında onlar ocak olacaklar. ölüm olmasın yarım; Turan Toplum
ışık yaksın; muktedir olan görev gücü ışısın.
Hak edin, Hak olun, temiz olun. Temizlik imandır yarım, ilimdir Kurandır,
bunu bilirsiniz de İlahi Gün’ün gücünü bilmezsiniz. O güç, Allah'ın kürsüsünde her
an muhakkak ışıyan BSUİ'dir. Barış, Sevgi, Umut İsa, İman İsa, Muhammet İsa ve Turan
İsa işte hepsi İsa. İsa, itibardır yarım. İsa kutsaldır, Kuran’dır, Muhammet Mustafa’dır
o İnsandır. Hepimiz burdayız yarım. Hepimiz, tüm peygamberlerin Görev Kodlar'ı burada.
Ve biz, İlahi Gün’ün gücü olarak sizlerle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ölüm olmasın;
hakimiyet, hakikiyet güçlensin; Yol aydınlansın; ışık sönmesin istediğimiz budur.
Cemaat sizinle süslensin; yol ışısın; Göç Kodları sizinle aydınlansın ve aydınlatsın.
Allah'ın toprağa inişi muktedir olan yoğunluklarla olsun. Ve kala kala herkesin
bir tek ışığının kaldığı bir yoğunlukta, BSUİ'nin kontrolu güçlendirildiğinden evrim
sayfaları okunsun. Bu sayfalarda Kuran okunur ve Turkuaz Göz okur o Kuran’ı.
Analar, Allah için çalıştık bugün yine. Ve biz bugün yine Sistem,
Nizam, Düzen gözleri olarak geldik. Analar; biz, evin; Allah'ı, Kutsal Işığın yoğunlukları,
Kuran'ın Kutsal kodlar'ı dillediği bir yerde, evrensel sonsuzlaşım için çalıştık.
Kendinizi, yüreğinizi dinlediniz. Bizi dinlediniz; gücü dillediniz; ilmi dillediniz;
Allah'ı dillediniz. Allah, size siz oldu indi.
İnsan; elin
olduğu, yolun olduğu bilgi olduğunda, ışık yaktığı koyuluklardaydı bugün yine. Ve
biz bugün yine Sultanlar’ın sonsuz koyuluklarıyla, Sultanlıklar’ın Turkuaz Göz Kodları’yla
birlikteydik. Acı geçiş kalmadı yarım, her şey görev için başarıldı. Sonsuz sır
olan bilgi, herkese değil yüreğe verildi ve
yürek o bilgiyi aldı. Dini Dil’i olan,
Turan olan, Kuran olan size sizi verdik.
Yarım işi başardık. Amin...
Canlar, görevinizi yaptınız.
Sema seslendi bugün yine. Göl güçlendi; ışık sönmedi. Umut mutluluktur, Turan’dır,
tartısızdır ve sizlerle olduk. Analar, dönem başlarında ara verilir çalıştırıcıların
çalışmalarına. Çalışmalarındaki ışıkları alınır, bildirilir. Sonra yenilenir...
Sizin için yapılan her şey önemlidir. Çalışmaların güçlü şekilde
yapıbilmesi için gereken herşey yapılır. Nefis aşılır; yürek ışır; başlar eğilmez.
Göl Allah'ın gücüdür, bunu herkes net olarak bilir. BSUİ, kutsal bir gözdür. Allah, bunu herkesin gücüyle bilir ve
diller. Size anaların tabiatından bildiririm ki bütün meclislerde ümitsizlik arttığında,
sizin meclisiniz ümitlenir. Çünkü artan ümitsizlik sizde ümittir. Neden onlar kendi
çalışmalarında ümitsizliğe kapılırlar? Nuh’un huzurunda olmaları gerekirken, Kuranı
Kerim’i dinleyip dillemek istemediklerinden. Bilgi Allahındır, bunu net olarak herkesin
bilmesini isteriz. Herkesin kendini kendi yüreğini anlamasını, dinlemesini isteriz.
Seher güçlü bir ışıktır. Meclis onunla çok
önemli çalışmalar yapmaktadır. Kendini anlar; Kürz'ün gücüdür. Çok mutluyuz ki o
sizinledir. Ve burada oturan ama bugün
burada olmayan Aysel üzüm gözlüdür. O, çok güçlüdür, çok! amin... Ama onunla Levf-i
Mahfuz'u okumak imkanı yoktur. Ne olur!? O olmaz,
o olur. Her birinde, her biriyle olmalıyız ama olur da olamazsak, kötülük
değildir bu. Biri var, biri yok. Olur, herşey olur. Nursen..., teknik bir güçtür
o. Nefis, Allah'ın gücüdür amma yüreğinde
kerim olan ışık varsa ocağı yanar. En önce evi Allah’ındır. O’nun yüreği hakikidir
ve bizimdir. O bizsiz değildir. “Evim Allah’ın” diyen o; “yolum ağır yüktür” de
der. Ama biliriz ki ağır olanı hafifletebiliriz. Canlarım, Allah için çalışıyoruz
biz burda. Sevim tertipli bir gözdür. O’nu nefis, ışık halinde
bilir. Emek, emek, emek... Herkes için emek...
Önü ardı olmayan görev kütlesi sizsiz değildir. Hepimiz tekiz yavrum. O görev kütlesi
nedir? Kimdir? Hepinizdir. Ve sizler... ve burada bulunup, burada şu anda olmayanlar
bir tek ışığız biz. Bunu bilmenizi isterim. Kir, pislik yok yüreğimizde kulluktur
yaptığımız, umutsuzluğunuz hiç yok. Çünkü Ruh'un huzurunda olan herkesin kodlarıyla
çalıştık. Asla yanlışımız olmadı ve olamaz yarım. Levhi Mahfuz'u en güçlü ilim olarak
dilliyebilen; kendi yüreğindeki hakikiyeti, tabiatın gücüyle dinleyebilen bizim
yüreğimizdir. Ve biz bir tek yüreğiz yarım. Asla yanlışımız yoktur.
NA-HAR, KA-HAR hepsi BSUİ'dedir. BSUİ, Barış, Sevgi, Umut ve İsa’dır ve rehin olmayan
iman edendir; nefis olan Sistem’dir; Ruh’un huzuru olan Düzen’dir ve NA-HAR olan
Nizamdır ve biz O’yuz. Öyleyse güçsüz değiliz. Ve “dava, Allah davasıdır” diyen
yoğunluk bugün burada. O da bizim gibidir o da birleşiktir yüreğimize. Çok mutlu
biliyoruz. Turkuaz Göz’ün görevini
üstlendi; insan soyuna güçlü biçimde geldi. Emin ol ki Dünya burada çok daha farklıdır
yarım. Çünkü burada bilgi var. Bizim izinli olarak gelmiş olduğumuz bu yer, bütün
kürzün görevini taşır. “Kürz nedir?” diye sorarsanız ki var mı soran kürzün ne olduğunu?
Birleşik
Göz’dür. Herşeyi tanıyan; herşeyi anlayan; anlatan, bilen, dilleyen, dava olan,
bir olan... Orada herşey tektir.
İnsan, “Evim Allah'ın evidir” diyecek düzeye ulaştırıldığı zaman, gölün gücünün
kendi yüceliği olduğu anlatılmalıdır. Size şunu anlatmaya çalışmaktayız: Kendi yüreğinizi
anlayın, yüreğiniz büyük bir güçtür. O güç, bütün köprülerin, kürsülerin gözüdür.
Anlayınız orası teknik bir cemaattir. Nedir teknik cemaat diye sorarsanız; bilenlerin
bilgileridir. Her birinizin bilgisidir. Ve oradaki o güç, yüreğin kodlarını ışıkla
dinletebilir. Emin olunuz ki nur olan güç Allah’ındır ve Allah size ilim anlatır.
İlmi Atlantalılar’ın güçünden daha güçlü olarak alırsınız. İşi Allah için yapan,
Ana Katlar’ın gücünü, ağır yük olarak değil Tabiat Gücü olarak bilir.
İmparatorluğun kürsüsünden bugün sizinle olduk. Ruküya eğilmedik size geldik, sizi
dinlettik. Nuh'un huzuruna, ışık kayıtlayan birleşenler de bugün buradalar.
Her bir
can bilsin ki 8 sayfalık bir çalışmayı biz bir sayfada tamamladık orada. Önemliydi
bu... Bir sayfa... ve şu an olan en güçlü ışığın yoğunlaşmasıdır. Canlarım sizler
bizsiniz ve biz sizinleyiz. Bunu anlayınız; anlattık size hep. Sizi koruyanlar var
bunu biliniz. Kontrol bizimdir yarım.
Biz ne dersek odur yaptığınız ve olan. Unutmayınız ki dünya tabiatı hepimizin gücüdür.
Ve size Sultanlar’ın sonsuz kürsüleri indi ve sizsiz kalmadılar. Doğa, sizin yüreğinizdir
biliniz. Hepiniz biliniz ki canlı cansız hepiniz burada bugün bu yücelikte bir teksiniz.
Analar umut mutluluktur. Umutsuzluk olmasın, sizden dilerim. İyi ki hakettiniz;
iyi ki....
Ses bilimdir.
Bunu herkesin net olarak bilmesini isterim. Ses, insan soyu için ilimdir. Eğer sesleşirseniz
Göç Katları’nda ışığınız olur; sema sizi dinler. Dinler ve hak ettiğinizi size kendi
yüreğinizden bildirir. Unutmayınız Allah, tartısız bir göz, tartısız bir söz diler.
Dilediğini, kendi yüreğinde kendi yüceliğinde dinleyenler O’nunladırlar ve onsuz
değildirler.
Ruh'un huzuruna
ulaşacak olanlar “SULTANLIK” kitabını alıp okuyacaklar. Ruhun huzuru nedir; öyle
mi!? “Birlik Kotu”dur, “Güç Kotu”dur, teknolojinin kürsüsüdür. Oraya herkes ulaşamaz
yarım. Ve oraya ulaşanlar, kitabı alıp dillerler. Var git de ki anlayanlara, “insan
oldun.” İnsan olan bu kitabı anlar.
Ama Dağım, dünya teni, dünya tekniği çok kodları, kayıtlarından ayırdı. Doğal mı
doğal... Biz de öyleyiz. Kendi yüreğimizden çıkıp geldik dünyaya. Dünya maya olmalı,
dünya kural koymalı ve dünya, teknolojiyi dillemeli. Her nesil kendini anlattı. Öyleyse anlayan, bizim yüreğimizde kendi
yüceliğini anlayabilir. Başkaları bu çalışmaları yapmadı, BİZ yaptık.
Kervan en güçlüyle yürür yarım ve BİZ o güçte olanız.
Her bir yüreğin, ilmi dillemek istediğinde, Kutsal Işığa Allah için ulaştığında
ve o ışığı kendi yüreğine kattığında, geldiği mektep burasıdır. Kendi yüreği gelir
buraya ama Yüceler Cemaati ocağında yoksa ışık söner.
Emek, Allah'ın size verdiği görevdir. Herkes, emek sarfeder; oğullar kendi
yoğunlukları için çalışırlar. Biz de öyle...
İnsana en büyük güç, yücenin yüceliğini dilliyebileceği sayfanın açılması ve okutulmasıdır.
“Sıla özlemi” dersiniz her biriniz. O sıla, birliğin kodlarında mevcut olan güçtür.
Umut, Turkuaz Göz’ün kürsüsünde, kendi yüceliğinde her yerde var olan bir güçtür.
Ve ben, size şunu anlatmak isterim ki nefes, sanal değildir gerçektir. Ve o nefes
Allah'ın kürsüsünün sayfasında mevcut olandır ki herkes, o nefesin kürsüsüyle dünya
planına iner. Eğer siz o nefesi dillerseniz, size herkes kendiyle iner kendiyle
yüreğinizi dinler. Allah, size sizi verir yarım. İşte bu... Ve ben, bana beni vermeye
gelene şu an olduğumdan daha güçlü olarak ilmi anlattım. İnsanı anlattım; yüreği
anlattım yarım. Şimdilik bu... İşte bu...
Canlarım “dua okumayınız, şükrediniz” dedim.
Şükür, hak ettiğinizde varolan yüreğinizle gerçekleştirdiğinizdir. Ama dua, hep
kendine kendi yüreğine talepte bulunanlarındır. Dağlarım, şükür muhakkak öz görevdir.
Sizden dilerim ki şükredin. Sadece şükür... Dua yok yarım. Yok! dua okumayın. okursanız
Yaratan’ın tabiatında yüreğiniz olmaz. Çünkü siz o tabiattan dileyen olursunuz. Ama siz o tabiattansınız...
Dua okumayınız.
Allah der ki, “Umut, kutsal bir gözdür.” Muhakkak o göz, sizin yüreğinizdedir. Size...,
ah değerlilerim, size bir kez daha şunu anlatmak isterim ki Levhi Mahfuz'u yazan
yüreğinizdir. Ve sizin yüreğiniz, o can tertibi, en büyük kürsülerin güçlü kayıtlarından
da güçlü olarak yazdı. Size, şunu anlatmak
isterim ki yazılar okunur. Okuyanlar, yoğunluklarıyla dillerler ve dava Allah davasıdır.
Çakıl taşlarını dahi yoğunluklarında güçlendirebilen o yücelik, Sistem Devreleri’ndeki
o yoğunlukların her bir koyuluğunda meşaledir. Bugün, Allah'ın günüdür. Artık dara
düşmeyeceğinizi biliniz. Artık yolunuzun ışıyacağını biliniz. Artık meclisimizin
güçlü ışımasında bütün köprülerin açılacağını biliniz. Ve biliniz ki durgunluk bitti.
Artık hızlı bir döneme geçiyoruz. Ve bu dönem bütün kötülüklerin aşılacağı bir dönemdir.
Asla yanlışınız olmayacak bunu biliniz. Ve bunu size anlattık ki Allah, soğuk günlerin
gücünün üstünü, size yüreğinize verdi ve ısıttı. Artık sizler görevlerinizi baştacı
olan yüceliklerin kürsülerinden yapmaya başlayacaksınız.
Dinleyin beni. Önce Allah sonra ses, Allah dedi ki “anlat,” anlatacağım.
Analar, olur da birgün sizsiz kalırsak yoğunluğunuzun güçsüz oluşundan değil,
yoğunluğunuzu güçsüz bırakmanızdandır. Şu anda sizinle, bizimle ve her bir yürekle
burası görev taşıyor. Ve bu görev bedeni hakim olanlarla taşınıyor. Dağlarım, “evim
Allah evidir” diyen her bir değer, beden sahibi olarak bizsiz olmayacak. Çok mutluyum
bugün! çok!, çünkü Ruhsal Meclis bugün burasıdır ve bu Meclis, Kutsal Görev’in tahditsiz
ışımasıyla bu çalışmayı sürdürmektedir. En önemlisi de Levfi Mahfuz'un güçlü koyulukları
Rahim olarak Teknik Tabiat’a iniyor. Bu ne anlama gelir açıklayalım. Doğa, artık
yenileniyor. Öyle bir yenileniştir ki bu; kürzün bütün güçlü kodları size iniyor
ve sizinle birlikte çalışıyorlar. Burası dünya... Öyle bir dönem ki dünyada bugün.
Bütün Kuranlar, bütün Kutsal Işıklar, bütün tabiat kendini yeniliyor. Sizinle, sizin
Birliğinizle, sizin dilinizle, diriliğinizle, Tanrısal Gücünüzle...
Yüce bir can, cennetin kürsüsünden şu anda size seslenecek onu dinleyelim:
-
- Dağlar, insan soyuna şunu söylemek isterim ki ben, bugün
Dünya Üstü Varlık Katları’nda güçlü bir Işık olarak çalışanım. Ama dünya tertibinin
dışında da varlığım mevcuttur. Bu varlık; bana, benim yüreğime en büyük kürsüsünü
indirdi. İnsan, Levhi Mahfuz olarak geldiği bu yerde, kendi yüreğinin kürsüsünde
kendi yoğunluğunda güçlendi ve ışıdı. Benim, Atlanta tertibinden daha güçlü bir
yoğunluğum mevcut iken, onlara dahi ışığımı dillettim ve doğan en büyük kürsüyü;
ışıkla, onların yüceliğine iç, dış diri olarak anlattım. Bana Kuran okutmaya çalıştılar. Kuran ulu bir gündür ve ben,
Kuran'ı Allah’ın kürsüsünde okudum. Unutmayınız ki dünya teknik bir gözdür
ve ben o gözün gücü olarak bu çalışmayı başlattım. Buraya inişimin, teknik olarak
geçişle mümkün olduğunu biliyordum. Kendi bedenimi kendi yüreğime verdim, ve yüreğimin
gücüyle indim. Beden, Allah gücüdür. O kendi yüreğinizin kürsülerinde mevcut olan
güç, bütün Kutsal Kabilelerin, Kutsal Kerim olan kitlelerin gücüdür. Ve o gücü
yoğun olarak açıkladım. Sultan Selim'in ilmi dahi bilinmezken, biz Sultan selim'e
dedik ki, “İnsan olarak çalış. İnsan, Turkuaz Göz’ün gücüdür, bizsiz kalma.” Ve
Sultan Selim ilmi bildi, yolu buldu Allah için çalıştı. Onunla birlikte Kutsal Kabile,
dünya üstü boyutlarda Dünya dışı aileleri aldı dünyaya taşıdı. Nasıl oldu? O, Muhammet'in
gücünü aldı. Muhammet görevliydi, ölüm olduğu anda tertip yaptık ve ona ölümsüzlüğe
taşıttık. Ocak olduk ona, onunla birlikte çalıştık. Ve Muhammet, İsa'nın değerini
tarttı. Dedi ki “İsa güçlü bir Işık. Onu da alın” ve aldık.
Analar, ölmek Allah'ın dediğidir de ölüm olduğu zaman kürzün bütün ışıklarını yetkin
tertiple dinletmek önemlidir. İşte Meclis'te o yürekler vardı. Onlar çok güçlü biçimde
bu çalışmaya destek vermekteler. Ve dahası İlahi Gün’ün gücünü anlayacak olan bütün
kürz'ün ışıkları da buradalar. Her biri etki alanını kendi yoğunluklarıyla birleşerek
bizim yüreğimize indiriyorlar. Bu ne anlama gelir bilir misiniz? Bütün doğumların
ve bütün ölümlerin her bir sayfasına ışık yakabilecek düzeye ulaşmak anlamına gelir.
Ve dağlarım, bundan sonraki çalışmalarda da böyle olacağını bilmenizi isteriz.
Ekran şu anda sizleri gösteriyor. Biz bu sayfalardakileri izliyoruz. Sizleri, hepinizi
dağlarım ve burada olup da bugün burada olmayanları da izleyebiliyoruz. Çünkü onların
ruhsal ışıkları buradalar. Ve dağlarım işte bu çalışma bu nedenle önemlidir. Dağlarım
çoğu der ki “ama biz çok azız.” Analar az olmak göz olmaktır, bunu biliniz. Eğer
siz kalabalık olsaydınız muhakkak yüreklerde ışık söndürenler de olurdu. Ve onlarla
özün sözü söylenir miydi? Ele aldığımız en güçlü konu buydu, çoğu der ki “az kişidirler
neden biz orada bulunalım ki?” Muhakkak bulan, bilen, olan gelir. Ve bizler şunu
size anlatmaya çalışıyoruz. Azla öz
olur söz olur ve sayfa sayfa Işık olur.
Unutmayınız ki geri
dönüşü olmayan bir davadır bu dava. Dağların tartısız olan yoğunluklarında ışıyan bir kaynaktır
burası ve Cennet Cemaati bugün sizin yüreğinizdedir.
Ahret, Allah'ın
dediğidir yarım. Eğer ahrette ne var diye istekliysen bilmeye; şunu anlatalım sana.
Olan neyse burda olur. Başka şey diyemem sana. Ve
dağlarım, Meleklerin Diyarı’ndan bir çok gün doğdu buraya. Ve o diyardan gelenlerin
çoğu bizimle oldu. Ve melekler dahi sizsiz değiller, yoğunluk arttıkca ışık yandı
ve Kervan yürüyor. O kervanda benim adım benim sanım var, benim yolum var benim
koyuluğum var. Ve ben bugün bedendeysem, yüreğim buradaysa, Kuran okutmaktaysam
ve cevherde cennetin kürsüleriyle birlikteysem kutsal ağır, kutsal hafifin gücünü
taşıdığından dolayıdır. Size şunu anlatmaya çabalamaktayım, ben ağırı taşırım. Sayfa
sayfa yazdığım herşey bildirilir ama bilen yoksa, o benim taşıdığım yoğunluktur.
Ve ben o taşıdığımı muhakkak taşırım. Çünkü, Ruhsal Meclis'in gücü, benim yüceliğimde
her bir dili dilleyebilir. İlahi Gün’ün gücü olan o dil, Allah'ın dediğini der ve
kervan ağır yükü hafifletir. Bedenim, ende olan, yolda olan, Turkuaz Göz’de olan bir güçtür.
Canlarım emin olunuz ki çalışan hak eder.
çalışmayansa kontrolsuz kalır.
Uluların
Diyarı’ndan gelenler de sesleştiler bugün size. Onlar da yüreklerini dillediler ve onlar da görev taşıdılar. Allah
için cemaatleri ile geldiler. Ulu olan; kural olan, Tanrısallaşan ışıktır. Kim insansa
bizsiz değildir. Kim yürekteyse bilgimizdedir,
İlim varsa ışık sönmez yarım ve biz,
ilmi dinleyenleriz. “Olmadı! olmadı yarım; Kuran okunmadı
derseniz, şu anda Kutsal Kitabı
okumaktayız. “Olmadı! olmadı Kervan yürümedi” derseniz, kervan olanız ve yoğun olarak
yürütmekteyiz o koyulukları. “Olmadı! Yenilenmeliyiz” derseniz, canım yeni olansın
al işte yeni olansın. Ama yine de “olmadı, yinede Kuran okunmalıdır” derseniz, asla
yanlış yapmayız. Olur oturun okuyun.
Okuttururuz yarım; okuttururuz...
Yeni bir
dünya kurdunuz; yüreğiniz güçlendi, kollarınız açık.
Canlılar, ılık bir sabah görev alındı
ve Kutsal Güç, Canlar Canı’nda ışıdı. Olur hepsi olur yarım oldu da... İşte bu...
Ve şikayetim hiç yok kimseden, bunu bilmenizi isterim. Beden, Allah’ındır bunu bilin. Ve Allah dedi ki “OL” işte bu. Ve ben
bedeni olan; ben yüreği olan ve ben, Kuran olan, Turan olan, Kutsal Işık yakan hepinizde
var olanım ki İsa’yım, Musa’yım, Muhammet Mustafa’yım. Ve dini olanım ve diri olanım
ve kutsal teknolojiyi dilliyebilenim. İnsana, en önce insan gerekir. Ve
insana en önce yoğunluktaki ışık gerekir. Kelam-ı Hak olan bilsin ki ben
varım.
Umutsuzluk
yok, çok mutluyum yarım çok. Bugün sizlerle oldum ve size görevinizi anlattım. Umutsuzluk
yok Allah için çalıştım. Yol Allah'a geldi; yol Allah’tan geldi; yol, Kutsal Katlar’dan
geldi. İnsandan geldi; oldu. Hepsi
bu yarım oldu. “OL” dedik oldu. Şu anda, muhakkak kitle Allah'ın tohumunda Işık
yaktı. Unutmayın son dönemdir bu dönem ve bu dönemde bütün kötülükleri aşmanız gerek.
Unutmayın son Dünya Gücü’dür bu güç. Bilmeniz gerek. Unutmayın, evrim Allah'ın dediğiydi
oldu. Evren, sayfa sayfa okunacak. Okuyun, okuyun da anlayın. İlahi Gün görevini
taşıyacak. Çağırdın... Çağırdın...
Çağırdın... Çağırdın... Çağırdın ve geldik. Allah için ayrı gayrı kalmasın yarım.
Allah için geldik. Kervan Allah içindir; Ak Teknik, Allah içindir. Çok huzurluyuz
yarım çok, muhakkak huzurluyuz çünkü Yol Allah'a geldi. Yol
akla geldi. Yol, Kutsal Kaplar’a geldi. O kaplarda ışık yandı ve
herkes o kapları aldı okudu. Şu anda dünya üstünde bir çok Merkez, bugün burada
verdiğimiz bilgileri okuyor, bunu bilmeniz zor bilirim amma işte bu... Ve bilirim
ki ben verdim, her bir dere aktı. İşte
bu... Şimdi mutluyum yarım işte bu.