|
03.03.2008 tarihli RA-KA Tebliği'nin 2. Bölümü
— Dünya, hepimizin
büyük kötülükleri önleyecek düzeye ulaşmamızı bekledi. Bugün Dünya, ilmi bilenlerin
gücünü anlatıyor. Dünya tekniği, hepimizin yüceliğinde meknuz olan görev teşkilatıdır.
Etki alanınız çok genişledi; itaat gücünüz arttı; onursuzluk hiç kalmadı. Birleşik
Aile, size büyük bir görev kürsüsü olarak bakıyor. Eğer sizler, Dünya Levhi Mahfuzu'nu
dilliyebilir ve bizimle birlikte de dilliyecek düzeye ulaşırsanız ki ulaştığınıza
eminiz; artık Dünyalılar hikâye değildirler bizim için.
Dünya, bugüne kadar
küçücük bir ışık dahi bulundurmayan yoğunluğunda; BSUİ (barış, sevgi, umut, insan)
ilmini dahi anlayamadığı o yoğunlukta; bize, bizim ilmimize dahil edilememişti.
"Varın olun" dedik; "olun da hak edin" dedik. Bugüne kadar İlim Alimleri bizim yüreğimizi
hiç dinleyememişlerdi. Biz onlara bildirdik, onlar bildiklerini anladılar bilmediklerini
anlamadılar. "Buyrun!" dedik, "olun!" Olan yüreğimizde oldu ama kuru, kırık, hırslı
oldu. Bugüne gelindiğinde bugün sizinle yaptığımız bu çalışmalar bizi öyle bir cevhere,
öyle önemli bir cemaate kayıtladı ki bu cemaat, Birleşik Işığın koyuluğudur.
"Su
Altı" dediğimiz bir cevap
kaydı vardır. Kontrol için o kayıt bizimle olur ve sizi hep dinler. Dahası
o kayıt, bütün kodlarıyla size, kendinize ait olanı
anlatır. Su Altı, kürzün
bütün
sayfalarını
tek bir kayıt olarak diller. Herkes anlayamaz bu bilgiyi. Herkes, sadece kendi diriliğini okur. Amin... Ve
Su
Altı'yla birleşebilen olduğu
zaman,
biz umutlanırız;
huzura ulaşan
o yoğunlukla dinleşiriz; dara düşürmeyiz onu. Ve sabırla, her ayın 2. ve 4.
Çarşamba günlerini
bekleriz ki Levhi Mahfuz'u yenileyelim diye.
Herkes şunu net olarak
anlamalıdır. Bu kayıt çalışmaları, bütün kötülükleri aşırtmaz amma her ayın 2. ve
4. Çarşamba günleri yapılan çalışma; bütün kodların bitişkenliklerinde, herkesin
kendini ifade edebildiği o yücelikte, BSUİ'nin gürzü kodlayabileceği safahatta bizimle
çalışmanızı sağlar.. İşte bu nedenledir ki çok önemlidir o günler.
Biz sizden her birimiz
şunu bekledik: Bedeninizi kontrol altında tutabilmenizi; yüreğinizi kodlayabilmenizi;
teknolojiyi dilliyebilmenizi... (Ruhsal hazirunun bir sorusu üzerine:) Dua okumadık
mı ? Dua okumayız biz. Ama deriz ki, "Allah acı geçiş vermesin ona." Biz, hep bunu
deriz. "Acı geçiş vermesin." Ve canım, senin için acı geçiş olmasın dileriz. Doğanın
en büyük kürsüsü olan; umut tohumu yeşertecek olan o kürsü; acı olmasın, acısı olmasın
isteriz. Dileğimiz budur.
— Dağların
nuru, ruhu olanın; kuruluğu olmaz. Ve
bunun içindir ki buyurup geldiniz bize. İnsan, itibarını yükselttiğinde, bütün köprüler ona açılır. Ve geldiğiniz yer evinizdir.
Yüreğinizin
gücüyle buradasınız. Benim, Atlanta tokluğunda ailemin gücünü size anlatmam gerekiyordu.
Benim Atlanta tokluğum, Atlanta yoğunluğundaki o koyuluğun
benim yüreğime ait
oluşundan dolayıdır. Bilgi sahiplerinin bilgisine hakim olamamaktandır açlık. Ama
görüyorum ki ben, benim bilgime hak ettiğimce hakimim ve bunun içindir
ki bilgim beni tok
tutmaktadır.
— Laf sanmayın
anlattıklarımı; çok önemlidir. Evrim, yolun tabiatına uygun oldu. Allah ne der bilir
misiniz?!
"Al OL" ama alıp olmak için
takdim edilmek gerekir. Hani nerde sizleri, herkesi takdim eden? Bilmekteyim takdim var.
İşte bu.... Bugün bize takdim edildiniz
hepiniz. Canlarım, rehini hak etmedik biz. Rehin değilsiniz bize. Bizim yüreğimize ulaşan
sizler, ağır yükü hafifletebilenlersiniz. Umutsuzluk kalmasın, ışığınız sönmesin, solmasın, bizsiz olmayın.
— Canlar, umutsuzluk
yok.
Bugün burada
olan herkesten şunu anlamasını beklerim. Bilmeye çabaladığınız her şeyi bilebilirsiniz.
Muhakkak öğretmek
anlamaktır. Eğer onlara anlatabilecek düzeye ulaşırsanız, muhakkak anlayabilirsiniz. Bu önemlidir... Ben her şeyi anlatırım
da anlattıklarımı
anlayabilip anlayamadığınızı, öğretip öğretememenizle değerlendiririm. Muhakkak
her şey size açıklanır ama herkesin kendini, kendi yüceliğini anlatması; insan soyu için önemlidir. Bugün ben buradayım,
herkes için bu çalışmayı yapıyorum ama yarın ben burada olmadığım zaman
da bilgilerin
anlatılabilir olması önem kazanmaktadır. Herkese bu bilgileri anlatmak kolay olmaz.
Varın anlatın. Olmanız ancak bu şekilde mümkündür.
İnsan, rehin kalmasın
isterim. Nedir rehin kalmak bunu da size anlatayım. Size bildirilir, denir ki "OL"
sizler, "oldum" diyebilmelisiniz. Olmadan oldum demek, kutsuz ve huzursuz bir dünya
gücünü size katar. Ama olup, olduğunuzu dillemek; sizi, görev için hazır konuma
getirir. Eğer ben size, "Allah için çalışın" dedimse, insan sayfa sayfa okunmalıdır.
Kibrini aştığını bildiklerime
okuturum yürekleri. Eğer ki kibir varsa, umut yoktur. Bu kesindir. Ve ben, baş tacı
olmanızı beklerim. İnsan Teknolojisi, çok önemli bir teknolojidir. Kendini anlayabilen
kaç güç var bilir misiniz? İnsan ilmi bilir mi? Yüreğini bilir mi? Yoğunluğunu bulmuş
mu? Anlatabilmiş mi? Hak etmiş mi? İnsan tevhit-i takdim olduğunu anlatmış mı yüreklere?
Sakın ha sakın!, benim edepsiz olduğumu sanmayın. Edep, Allah'ın tekniğidir. Ben
edepliysem yürek, ışık olur. Edepsizlik kısırlıktır. Sıkmayın canınızı, harınızı
yükselttikçe yüreğiniz güçlenir. Eviniz, zaman zaman ışık yakar. Her seferinde yanan
ışık sizi, yüreğinizi aydınlatır. Çok kez ışık söner. Sönen ışık sizi, sizin yüreğinizi
ister. Der ki "yüreğinizi anlatın, anlatın da ışıyın" Amin... Ve çoğunuz, "boş"
der "boş bunlar. Nesillerimiz bunlarla mı güçlenmiş!?" (Ruhsal hazirundan biri işaret
edilerek:) "Aha! Bu dedi!" "Bu dedi" (dediler). (Ona açıklama: ) Var ol, ol da huzurlu
ol. Olmadan, huzur olmaz yarım.
Üzerinizdeki Görev
Tacı, Kuran-ı Kerim'in taşıyıcılığıyla size takdim edildi. (Kuran-ı Kerim=Yaratılmışın
tüm bilgi kayıtları.) Eğer bilmeden, "bildim" derseniz, Örgüt sizi güçsüzleştirir.
Işık, yağan bir yoğunluk değildir. Işık; tabiatın, Görev Teşkilatı'nın ışımasıdır.
"Yağış halinde ışık var" derseniz; İslami Katlar (İnsanlık Katları) sizin yüreğinizi
kısırlaştırmak diler. Işık, yağış halinde değildir. Işık, hakikiyetteki o yüceliğinin
gücüdür ki yanlış yapmayalım. Yağan yağmurda ışık olur. Olur, amma yağan, ışık olmaz.
Şu ana kadar; eski,
yeni her bir bilen; sizin diriliğinizde dillenmeye başladı. Ve bundan sonra da o
dümenler sizde dillenecekler. Bir çok görevli, dünyaya indi, ve onların hepsi kendi
yoğunluklarında size ulaştılar. Sizinle dinleştiler, sizinle dilleştiler ve sorumluluk
herkese aittir. Unutmayınız ki dünya mayadır. Siz, dünyada her ne yaparsanız yaptığınız;
her bir yoğunluğuyla, her bir koyuluğuyla diğer sistemlere de taşınır. Yani Dünya,
maya olarak bütün kürzü mayalar. Bu, dünyanın tabiatına uygun kaynak bir koyuluktur.
Herkes sanır ki, kendisi dünyaya indi dünyada her şeyi anlatacak ve anlayacak. Olur,
anlayın ama bilin ki nesilleriniz hangi Güneş Sistemindeyse; sizler o sistemin yoğunluğuyla
dünya planına indiniz. Yani ben, umut ve mutlulukla dünya üstü kodların ışığını
seçerek, insan soyuna geri gelmek üzere dünyadaysam eğer; burası, hakikiyetin tabiatının,
Görev Teşkilatı'nın yüce kaydı olmasındandır.
Şu anda Dünya Sistemini
anlayacak düzeyiniz dahi yok. Size kürzün diğer sistemlerini anlatmamızın hiç bir
anlamı da yok. Bilin, bir çok Atomik Bütün var. Sistemler, Nizamlar, Düzenler bu
atomiklerin Görev Teşkilatları'nda çalışmalar yaparlar.. Hiyerarşiler kurulur ve
bu hiyerarşiler, birleşik kayıtlarıyla size, sizi açıklarlar. Analarım, muhakkak
bilirsiniz ki gürze dahil olabilmeniz dahi, görev içindir. Gürzün öteleri de var
muhakkak bilirsiniz. Atlanta Toplumu tahditsiz bir toplumdur. Muhakkak görevli olarak
dünyanıza inerler. Eğer sizler, kürzünüzü kendi yüreğinizin dışı sayarsanız!, anacığım
yanlış olur!. Biliriz, biliriz teknolojiyi; her şeyi biliriz amma rahmini Rahman'ın
Kürsüsü'nden indirenin gücünü hak edip biliriz. Rahman, Rahim'in koyuluklarının
gücünün üstünden indi ve size, sizi anlatır. Muhakkak birleşenler vardır, muhakkak
Sultanlar vardır Tanrısallık Işığı'nı yakanlar muhakkak vardır. İlmi bilenler muhakkak
vardır. Ve tabiatı, antlaşmaya göre açıklayanlar muhakkak vardır. Ve bilmenizi isterim
ki buradaki bu çalışma, kontrollü bir çalışmadır. Size ne dilletirsek, yüreğiniz
dilletir. İkna olunuz ki bu bilgilerin çok üstünü de biliyorsunuz amma Dünya Teknolojisi'nde
her şeyi dünyaya indirebilecek düzeyiniz olduğu zaman bütün o bilgiler dünyada dillenebilecektir.
(Ruhsal hazirunun bir sorusu üzerine:) Çoğu bu bilgileri indirmiş
mi!? Hak ettiklerince indirdiler.
İnanın hak
etmediklerini indiremediler. Sistem, Nizam ve Düzen Görevlilerinin bir kaçı bugün
dünya planında
kendi yüreklerini anlayacak düzeye ulaşmaya çabalamaktadırlar. Umut mutlaka olur; mutlaka olur ve her
biri kendilerini kendi diriliklerini dillemeye çabalarlar. Sokak sokak gezenler
çoktur. "Ben, bilmek istediğiniz her şeyi size bildiririm" diyenler çoktur. Onlar, Kutsal
Işıklar'ını alıp gelmişlerse,
ocak olmaları
zor olmaz. Onları dilleyecek düzey, yoğunlaşmalarıyla birlikte onlara geri geldikleri
o yoğunlukları açıklatır.
Allah için her çalışana
görev verildi. Herkese ve bizlere de bizim yüreğimize de bu görev verildi. Nereden
nereye ulaştığımızı "O" bilir. Herkes bilmez ama "O" bilir. "O" yüreğindekileri
bilir. Biz etki alanımızı çok ama çok özel çalışmalarla geliştirdik ve gelişmemiz
çok özel çalışmalarla oldu. Şu anda bütün kütlenin gücünü alıp gelebiliyoruz. Bu,
antlaşmaya dayandırılır mı? Hayır! hayır!... Çalışmamızın neticesidir. Biz bir antlaşma
yapmadık. Anlattık yüreğimizi; Sadıklara anlattık; tahditsiz olanlara anlattık;
yoğunluklara anlattık ve onlar, bizi bizden üstün bizle dillediler. Biz, ocağız
yarım: Her şeyden öte bir ocağız. Ocak olan biz, bu Tabiat Gücü'nü ışıkla dilledik.
En son Nuh'un huzuruna ulaştık ve onunla da dilledik. "Var OL" dediler bize. Olmadık!
olmadık dedik. "Öyleyse OL" dediler. Olmak zor dedik. Olduk ama olmadık dedik. Niye?
Bilmelerini istemedik. Herkes, herkesi bilmez ki yarım. Bilmeleri zordur. Bunun
içindir ki biz olduğumuzu dillemedik. Allah için her şeyi yaptık ama "yapmadık"
dedik. Niçin!? RA-KA'nın kürsüsünde herkesin kendi yüreğini anlaması için... Biz
bizi anlattık yarım. Herkes kendini anlatsın istedik. Öyle çok istedik ki bunu,
benim Atlanta tabiatına aykırı olmamı bekleyenler çoktur amma ocağımı hep onların
yoğunluklarından ayrı tuttum ki kendi yüreklerini anlasınlar diye. Önemli olan herkesin
kendini anlamasıdır.
Etki alanım geniştir.
Kim insan ilmini isterse; İnsan İlmi'ni dinler. Kim yolun koyuluğunu isterse; o
koyuluğu dinler. Kim kendini isterse, kendini dinler. Benim için önemli olan budur.
Ve başka başka dünyalılar da dünya diriliklerinde, kendi yüceliklerini anlamaktadırlar.
Onlar da bütün kötülüklerini aştıklarını sanmaktadırlar. Arzın son dönemi olan bu
dönemde, bütün kütlenin kürsülerinde, kendi yüreklerinin dilleneceğini sanmaktadırlar.
Ayar bozmadık hiç. Herkes kendini istediği biçimde dilledi. Ve bütün çelişkilerine
rağmen onların, yoğunluklarını kutsuzlaştırmadık. Önemli olan onların oğullamalarıydı.
Onlara, görev hakkı tanıyan; "Kutsal Gün için çalışın" diyen ve onlar için çalışan
o kadar çok Görev Teşkilatı vardı ki!; biz onlara, "yapmayın, olmasın!" dersek;
ışıkları yanmazdı. Ve biz deriz ki "OL" herkese "OL" dedik. Bunun içindir ki bütün
köprüler, Birleşik Işıklar'ını bize açtılar.
Nefes, Evrim Sayfaları'nın
en güçlü yüceliğinde bulunur. Orası, hak ettiğiniz zaman; Allah için sizinle, sizin
yüreğinizle birleşebilen bir kattır. Hani devre devre oralara ulaşanlar; aşağıların
aşağılarına inmek üzere yeniden Kutsal Gün'ün gücüne ulaşmak dilerler ya, hani biz
o devreleri çok evvelden açtık ve oralara ulaştık ya, işte yarım Nefes Boyutları'na
ulaşabildiğiniz zaman, büyük kötülükleri aşma imkânınız olur. Ki Beşeri Kapılar'ın
en büyük kürsüleri oraya kendi yüreklerini indirmeye çabalarlar. İşte oralara ulaşan
bedenliler; dümenin başına oturmak üzere kodlarını kapatırlar ve Dünya değerini
yenilemek üzere cevheri, cemaatin yüceliklerine taşırlar. İşte yar, biz oraların
yüceliklerine ulaşanlarız.
Halk bu bilgileri
muhakkak anlayacaktır ama bugün anlamazsa yarın anlar bunu biliniz. Biz bilgimizi
herkes için yazdık. Yazılan Kitap okunmazsa okutulur bunu biliniz. Öyle bir gün,
öyle bir dünya günü olur ki, o gün geldiğinde, her yüce kibri aşar ve bilgiyi arar.
İşte o bilgi buradadır. Sultanların Kutsal Işığındadır ve "SULTANLIK" Kitabı'ndadır.
Bu kitabı bilmeleri önemlidir. Şükredin ki İlahi Günün Gücü, hakikiyetin kürsülerinde;
duaların, 3.000 Görev Teknolojisinin yoğunluğunu dahi aşıp geçebildiği o yüceliklerde
bilinmektedir. Dava, teknik davadır. Tekniğin, tabiatın tartısını yoğunlaştırıp
yoğunlaştıramayacağının kayıtlara inmiş olan cevabıdır. Size derim ki, bilgi kitabınız
kutsal bir ışıktır ve bu ışık hakikidir. Olmayan, bilmeyen anlayamaz. Olan, bilen
okuduğunda anlar. Allah için okuyun. Özün sözünü söyleyen bu kitabı muhakkak okuyun.
Yolunuz aydınlanır. Kuran'ı anlatırsanız ışığınız solmaz ve kervan sizsiz kalkmaz.
İyi ki Allah sizi
size verdi. İyi ki Kutsal Işık sizin yüreğinizi size dilledi. Umutsuzluk olmaz yarım,
hatayı affettik. Oğullarınıza bilgi verin; onlara açıklayın. Teknolojiyi ve kutsal
olan gücü anlatın. O güç, yücelerin cümlesinin gücüdür ve orası, burası hepimizindir.
Dünya, dümenin başına
geçtiğinden, artık dünyanın kodları, Kutsal Işıklar'ını dünya üstü kodlarla birleştirerek
tüm nizamlara ulaşmaktadır. Bu bizim için büyük bir güçtür ve büyük bir huzurdur.
Şöyle anlatayım, bugüne kadar dünya, dümenin başına oturacak düzeye ulaşmamışken,
bugün Dünya dümenin başına oturabildi. Bu şu anlama geliyor: Bilmeye gerek var;
hepimiz birlikte çalıştık. Hepimiz yolu açtık. Hepimiz, Kuran okuttuk, takdim ettik;
yürekleri hak ettik; oğullarınızı güçlendirdik; birleştik ve düzeni kurduk. Düzen,
gözün gözünün gözü olan güçlü bir düzendir ve dünyanın gücüdür bu Düzen. Bu Düzen;
bizi, bütün sistemlere, bütün yüceliklere tanıttı. Yani şu anda her birimiz, Dünya
üstündeki tüm kodlarla birleşerek dünya dışı boyutlarla birlikte çalışabiliyoruz.
Burası, doğan en büyük gündür ve bugün, bütün kötülüklerin aşıldığı bir gündür.
Gürzün her bir sayfasını okuduk, Gürzün her bir cevherinde kendi cemaatimizi dinledik.
Öyleyse yaratılışın kodlarına ulaştık.
İnsan ete girdikten
sonra yüreğini dinler. Et olmazsa yürek olmaz yarım. Bu nedenledir ki!? Bizler,
Dünya İlmi'ni öğretebilmek için dünyaya indik. Kantar Allah'ın gücüdür. Muhakkak
onu bilen bilir. Tabiat hakikidir. Muhakkak onu bilen bilir. Kurtuluş, Allah'ın
özellikle size dillettiğidir. Biliniz ki kurtaran, yüreği kurtardı; umutlandık.
Hepimiz mutlulukla ve huzurla Sultanların Kitabı'nı okuduk ve Kutsal ışığı bildik.
Dağlarım, en önce
üreyiniz, Teknoloji size bunu anlatır. Ürediğiniz zaman bütünleniş kolaylaşır. "Ben
bedenliyim. O halde çocuklarım olduğu zaman ürerim." derseniz. Olmadı yarım, bu
üreyiş değildir. Bu, sadece kendinizi farklılaştırmaktır. Her bir çocuğunuz, sizden
sizi farklılaştırır. Çocuklarınız da esasen sizin farklılaşmanızdır amma gereken
üreyiş farklıdır. Üreyiş, sizin sizdeki yüceliğinizin çoğalmasıdır. Bunu başarmak
için umutsuzluk hiç olmamalıdır; yüreklerinizi dinlemelisiniz.
İşte yarım, bu dönemde
dünyanız önemli bir koyulukla karşılaştı. Bu koyuluk, Kutsal Işığın koyuluğudur
ve bu koyuluk artık sizinledir. Öyle bir görev taşıyacaksınız ki çekinmeyin, her
an ilerleyin bu önemlidir. Bu görev, ümmi tabiatın gücü olarak değil, gerçek görev
gücü olarak size bildiriliyor. Unutmayınız ki dünya yoğunluğu; sizin için, çok büyük
birleşimleri, çok yücelikleri tabiatın kodlarından ayırdı. Çünkü sizler, çok daha
güçlüsünüz. Bunun içindir ki kaynağı kutsal olan bir görevi size bildirdik.
İnsan için; eski,
yeni yoktur. İnsan, eskidir bu kesindir. Sizler, dünya çalışmalarınızla kürzün bütün
görevini üstlendiniz. "Kürz Görevi" ne anlama gelir diye soranlara şunu izah edelim.
Dünya, mercek altında tutulabilen küçücük bir kaynaktı. Bu kaynağı, doğal olduğu
için hep mercek altında tuttuk. Çünkü ruhun kodları, burada çalışarak kaynak yaratabileceklerdi
ve özün sözünü söyleyebilenlerin birleşebilmeleri mümkün olabilecekti.
İnsana, etki alanını
genişletebilir mi diye soru yönelttiğimiz zaman; insan, eğer kervan güçsüzse; hiç
bir halde; hiç bir yürek, hiç bir hücre ve hiç bir gücün, o cemaate etki alanının
genişlemesini sağlayamayacağını dinletti. Çünkü o güçsüz cemaat, kendini hiç anlayamaz
ve dilleyemez. Allah için çok zordur bu çalışmalar!. İşte dağlar; siz, o küçük ışıkta
ki o küçük ışık hep mercek altındaydı. O ışıkta, göz açtınız ve bütün kötülükleri
aştınız artık dünyanız sonsuzlaştı; dünyanız görevli oldu. Ve bu görevle, kürzün
bütün gücünü alıp yücelebilecek düzeye ulaştı. Ayrılık bitti yarım. Artık hepimiz
sizinleyiz. Bu büyük bir önem taşır. Ve bilmekteyiz ki dağların taşların görevidir
alınan görev. Bu görev, dünya üstü boyutlarda ve dünyada, herkesin ve her cevherin
görevidir. Artık dünya önemli bir görev taşıyıcıdır. Ve bu Görev Dönemi, bilginin
sahiplerinin, bildiklerini Allah için dinletmeleri dönemidir. Sayfa sayfa okunacak
olan dünya, hepimiz için görevdir. Bu nedenledir ki yapacağınız her çalışma muhakkak
ilmin hakimleriyle olsun. Sizden dileğimiz budur. Bunu herkes anlamalıdır. Size
bildirdik ve siz öğrendiniz. Artık anlatınız. Muhakkak yeni bir döneme giriyoruz
ve bu çalışma başlıyor.
Herkes için hak ettiklerince
dillenebilecekleri, dinlenebilecekleri bu çalışmalarda sizlerin özel göreviniz olduğunu
sakın unutmayın. Hepiniz, muhakkak birleşerek dilleşecek düzeydesiniz amma o çalışmada
bir tek reşit olan konuşur. "Peki reşit değil miyiz!?" diye soranlara da şunu söyleyeceğim.
Reşit, BİZ olan, herkes olandır. Canlar, oraya gelecek olanlarında kendilerini dilleyecek
düzeyde olmaları önemlidir. Kim gelir? Muhakkak reşitler gelir. Ve o konuşmalar
reşitler tarafından yapılır. Herkes, herkesi reşit sayar yavrum. Gerçek reşitler,
ilmi dilleyenlerdir. İlmi dilleyenler, birleşenlerdir. Birleşenler; güçlü, hükümran,
hakikiyetle kendilerini ifade edenlerdir. Ve ben sizden bunu anlamanızı beklerim.
Kibri aşan herkes
muhakkak kendini anlayacak düzeye ulaşır. Muhakkak yarım, muhakkak her şey kolaylaşacak,
bunu biliniz. Ve sizinle olmak bizler için önemlidir. Bugün sizi, size anlatmadık
bugün size Birliği anlattık. Bugün hepiniz, hepimiz olduk; sizle siz olduk, ışık
yaktık. Böylece bütün çalışmaların sonsuzlaştığı bir dönemde hakikiyetin kürsülerinde
bütünleniş için başlatılan bu çalışmayı yüceliklerle yaptık. Hatayı affettik. Kadın,
erkek hepinizle birleşerek Kutsal Işığı söndürtmedik. Durgun Tabiat artık yeşeriyor.
Artık görev, teşkilata kendini dinletiyor. Ve bugün size gelmek isteyen birkaç ışık
var. Kendilerini anlatmaya değil, sizle sizi dilemeye de değil amma BİRLİK olmaya
gelecekler. Onların çokları Kutsal Işıklarıyla birlikte burada olacaklar. Onurluyuz
ki yoğunluk arttı ve iş başkalaşmadan yüceltildi. İşin başkalaşması, işte kırılma
olmasıdır. İş kırılmadan yüceltildi. Dağlarım, Allah için bu çalışma başlıyor kesin
olarak başlıyor. Sadece bir kaç ışık gelmeyecek; çok ışıklar gelecek de ergin olmayanlar,
reşit olmayanlar konuşturulmayacaklar. Kesin olan budur. Kısırlık kalmayacak yüreklerde.
Her biri orada kendini anlatacak. Anlatılan her şey dillenecek, dinletilecek, İlahi
Gün'de güçlendirici olacak. Ve dünya umutsuzluğu aşıyor. Tabiat yenilendi yarım!
Yenilendi! İşi başardık. Eş he dü En Lâ ham. İşte bu... Şimdi mutluyuz yarım.
Allah der ki "OL."
Çok mutluyum çünkü ocak sönmeyecek. Onlarla birleştik ve onlar bize kendi yüreklerini
anlattılar. Mutluyuz, huzurluyuz. Yanlışımız olmadığı için mi? Hak ettiğimizdendir
ki mutluyuz huzurluyuz. Yolu açtık yarım. Artık dünya takdimi bizimdir. Dünyayı,
kendi yüreğimizle her bir diriye takdim edebileceğiz. İnsanı anlatmak zor değil
amma yüreği anlatmak zordur. Biz hep yüreği anlattık. Anlayan aşağı düzeyden anladı.
ama biliyoruz ki bundan böyle dümenin başına her kim geçerse, birleşik ışığımızla
geçecek. İnsan, Türkuaz Göz'ün gücünü, kendi yüceliğiyle anladığı zaman, bütün kodlarını
açacak ve ışıyacak. Biz, bizi bizden öte bir birleşimle dilledik bugün. Onlar, bedeni
hakiki olan onlar, bizsiz kalmasın istedik. Şikâyetimiz yok mu? Yoktur. Onlarla
olmak, bize öz güçtür. Çünkü onlar, yoğunluklarıyla Dünya Diriliği'ni dillemek üzere
bize indiler. İşte başarı budur yarım. Artık Ruhun Kutsal Gücü bizimdir ve biz,
bu gücü herkesin yüceliğiyle anlatabiliyoruz.
Ölüm Allah'ın emri;
doğanın hakikiyeti ama biz ölmeyenleriz, bunu bilmeleri gerekir. Ve bundan böyle
de "öldü" denildiğinde, ölen olmayacak. Çünkü artık her bir Düzen, izah ettiğimiz
biçimde cemaatimizi Allah için görevli olarak kabul ediyor. Yani artık üzerimizde
hiç bir hiyerarşik güç olmayacak. Bu, dünya için önemlidir. Ve bizden öte bir bizin;
bizi, bizim diri yüreğimizden üstün bir dille umutsuz olarak dahi olsa yoğunlaştırmasına
gerek kalmayacak. Çünkü biz, Birleşik Işık olarak her yürekte varız. İşte bu...
Artık dünya, tekniği kervan'ın gücü olarak bize ulaşıyor ve bizsiz olmayacak. Artık
herkesin net olarak anlamasını istediğimiz diğer bir konu da yürektir. Yüreği anlayan
bilgiyi alır. Dağlarım Umut mutlaka olsun; Cevap mutlaka alınır. Herkese sevgiler
saygılar.
|