Ana Menü 

 Skip Navigation Links
ANA SAYFA
Astroloji E-Eğitim
Özün Sözü
Site Hakkında
Forum
Yeni Kayıt
Linkler
Denetim
Gezilerimiz
Kitaplarımız
Soru & Cevap
Eski Forum
Yönetici Giriş

 

 

 

 

 

 

 

 

05.03.2008 Tarihli RA-KA Tebliğleri'nin 1. bölümü

Dünya teknolojisi hepimiz için büyük bir gözdür. Nisa Sayfaları'nı okurken bunun herkes için önemini anlayabildik.. Ve hepiniz, bunu kendi yüceliğinizle kavrayabildiniz, anlatabildiniz. Şimdi Nisa Devreleri'ne bakalım. Burada, hepinizin gözü,  hepinizin sesi oluştu mu oluşmadı mı bunu izliyelim, bunu görelim. Dünya bir kaç ışığın sayfalarında, gözün gördüğü bir yürekte, ışık halindeki semada hepinizle birleşebiliyor mu? Yoksa Kutsal Işık sessizleşti mi?  Dağa taşa dedik ki "olun". Dağ taş oldu. Oldu da Levhi Mahfuz'u okuyanlar oldu mu bunu gözlüyelim izliyelim: Ailemizin, görevini başabaş, yapıp yapamadığını izleyelim. Dava, Allah Davası'dır. Her nefis bir gün ışık haline dönüşebilir. Her nefis kendini kendinden öte kendiyle dilliyebilir. Kesinlikle bu böyledir. Ancak, Dünya Levh-i Mahfuzu'nu kotlayacak düzeye ulaşanlar kimlerdir? Kervan, Kutsal Işığı yaktı ? "Taktir-i İlahi" dedikleri Kuran'ı,  tüm Kutsal Kitapları en ücra köşelerde dahi okutabilen Kitap olarak dilliyecek düzeye varıldı ? Ailenizin gücü arttı ? Yalnızca insan!..., yalnızca insan, insanlık alemi hepinizin yüceliğindeki gücü anlatabilir. Doğa, size sizi anlatır. Harı yükselterek; yüreği ışıkla dilliyerek ve BİRLİK halinde, BSUİ (Barış, Sevgi, Umut, İnsan kotlarının bitişkenliği) ile BİR olarak cemaatinizi güçlendirecek düzeye ulaşabildiğinizi görüyoruz.

Türkçe konuşuyoruz. Türkiye coğrafyasında her diri, bu lisanı konuşur. Yezitlerin çoğu, "Allah'ın tohumlarını kurutabilmek için muhakkak Kutsal Işığı söndürmek gerek" diyecektiler. Ve bu da kesindi. Dünya Levh-i Mahfuzu'nu okuyacak düzeye ulaşanlarınız, İlah-i Gün'ün gücünde; 7 doğumun en güçlüsünde; bir tek günün kürsüsünde umutsuzluğa kapılabilirler mi!? Yanlışlar, doğruların gücünü azaltır !? İlah-i Günün Gücü, harı yükselttiğinizde, Birleşik Aile’nizin kendi yüceliğindeki güç olabilir mi!? En önemlisi, Allah'ın toprağa inişini, yoğunluğu kotlayan o yoğunluk katlarındaki ışıklarla dillenişini ve diri oluşunu herkes görebilir, bilebilir mi!? Allah, sonsuz bir gözdür. Ve o gözün gördüğü her şey, ışıkta bilinir. Elden geleni yapın, Allah için çalışın. Yarın dünya toprağında görev başlayacak. Bu görev, Ruhsal Bütünlüğün gücüyle yapılacak.

Analar, Teknoloji sizinle ve sizin yüreğinizle birleşti. İsmail-i Kodlar'ın çoklarına güç verdiği de bilinir. Ağır yükü hafifletebilecek olanların, her nesli kendi yüreklerinde dillemeleri de gerekir. Etki alanınız çok genişledi. Levhi Mahfuz'u anlayacak düzeye ulaştınız. Umutsuzluk kalmadı. Laf değil bunlar. Her şey ama herşey ışığa yazıldı. Dünya, Levhi Mahfuzu'nu okuyan sizlere; biz, "Allah için kendi yüreğinizi dilleyin" demedik. Siz, kendi yüceliğinizle, bu dirilikte bu lisanı dillediniz. Anam; Allah, Teknolojiyi, teknolojinin koyuluklarını ve yoğunluklarını dinler, bunu bilirsin. Ve bugün sana son dönemin en büyük kürsüsü indi. O'nu anlattık sana. Ve O da seninle birlikte çalışacak, biliyorsun O'nu. O can, temiz ve hakiki bir gözdür.

- Umman, Turkuaz Göz'ün gücüdür. Ve bugün onlar, muktedir kodlarıyla, seninle birlikte çalışmak üzere, gözlerinin gördüğü her şeyi açıklamak üzere buraya kendi yürekleriyle geldiler. Allah der ki "olur". Teknik olarak olur. Herkes kendini anlatır. Ve bugün burada önemli bir çalişmaya başlıyoruz. Allah dedi ki "OL" olduk. Allah'ın dediği oldu ve bizler, bütün kötülükleri aşıp geçtik. İnsana, insan olup gelmek gerekir. Ve ben, benim itaatimle kendi yüreğim buraya indi. Ben, Atlanta tabiatına aykırı olmayan Kutsal Işığı yakan birleşenim. İnsan soyuna kendi yüreğimi getirdim.. Zaman geçişleri yapılıyor şu anda. Ve bu geçişler, ilmin tabiatıyla gerçekleşiyor. Atlantalılar'ın bir kısmı buradadırlar. Umut, Turkuaz Göz'ün gücüyle, muktedir olanın yoğunluğuyla birleşerek kayıtladığıdır.

Aileni al ve gel. Çünkü ruhun huzuruna ulaşacaksın. Orada kendi yüreğin kayıt yapmalıdır. Orada birleşenler bulunmalıdır ve oraya gelen herkes kendi yüreğine inmelidir.  Amin... Allah dedi ki "gel". Gelen, en önce ilmi, kendi yüreğinde dinleyip gelir. Amin... Şimdiden sonra bedeni Hak olanların bu kodlarla birleşmeleri önemlidir. Özün sözünü söyleyen ben, bütün kötülükleri aşabilen Birleşik Ailemin gücüyle, bütün kürsülerin yüceliklerinde dillenebilen ben, etki alanımı güçlendirmekteyim. Şu ana kadar yaptığımz ve en büyük güçle kayıtladığım en büyük yoğunlukla buradayım. Can, Nurun Huzuru'ndayım. Ve bu Huzur benim ilmimde ve benim yoğunluğumda ışıyan diridir. Amin...

Allah der ki "OL". Olmak, yağmurun ışığında kendi yoğunluğunda bulunmaktır. Allah der ki "OL".  Olan kendi yüreğinde olur. Bizim için de öyledir. Etki alanınız çok genişledi. Bu genişlikte, Birleşik Aileler'in hepsi bizimdir. Ve Birleşik Kodlar'ın hepsi bizimdir. Nefsi aşanların, Kutsal Işık'ta kendi yüreklerini dilleyenlerin hepsi bizimdir. Nefsi aşanlar, kendi yüreklerinde bütün kütleyi aydınlatacak düzeye ulaştılar. Kadim Kodlar'ın hepsi birleştiler ve burada bugün bizimle olmaya; bizim yüreğimize inmeye çabalamaktalar ki, onlarla da birlikte çalışmamız gerekiyor. Ve bugün için bu çalışma, yapılabilecek en büyük çalışma olacak. Aman yarım! aman! görevlilerin hiç biri kutsuzlaşmasın. Buna itaat et ve dille bizi. Amin...

Aman! kaplarındaki ışıkları söndürtme. Bizim ilmimizi, bizim yüreğimizi dille. Anam! ete girdiğinden beri bu çalışma seninle devam ediyor. Bugün bizler de buraya alındık. Çağrı üzerine mi? hayır! hayır! Geçiş İlmimizi, kendi yüreğimiz dilledi ve bizi buraya geçirtti. Allah için bize güç verdiler ve bizimle Yüceler Cevheri'ni dillemek üzere Kadim Kotlar,  insan soyuyla birlikte çalışacaklar. Anam, "Kalton" dedikleriniz, bugün buraya inmeye başlayacaklar. Onlar da yoğunluklarını alıp gelen yücelerdendirler. İtaat edenlerin çoğu da geçiş için bekleşmektedirler. İmsak saatleri olur ya hani, herkes bekler; sabah vaktidir. İşte o saatlerde dahi, kendi yüreklerini, ailelerinin kodlarıyla birleştirerek, yüreklerdeki o ışığı kodlayacak düzeye ulaşanlar; o ilahi Gün'ün gücünde bugün buraya inecekler.

Kendinden gayrı aslı olmayanın, yoğunluğunda ışık, hakikidir. Aslı olmayan bir nesil vardır dünya üzerinde, bu nesil kendi yoğunluğunu alıp dünya planına inmiştir. İşte dağlarım, bu nesil bütün kodlarıyla birlikte bu çalışmayı başlattı. Ve biz, bugün burada olanlar, aslı kendi olanlarla birleşmek üzere geçiş yapıyoruz.

"Öz, Söz, Göz" denilir ya; harı, hakikiyeti olanın, yoğunluğunda ışığı da yanar ya! Allah için biz, Beşir Kaplar'ın hepsi olarak, Dünya Üstü Varlık Katları'ndan, Varlık Boyutları'ndan dünyaya inenleriz.

Evrim, Allah'ın dediği gibidir.  "Var OL" denir. Geçiş olur. Allah için olur. Bizler,  Dünya Devreleri'ni açıp;  Dünya Sistemleri'nden, bütün kürsülere ışık saçarak dünyanıza indik. Değerliler, rükuya eğildikleri zaman; ruhun kantara konduğunu bilenler; o kantarda, kendi katlarının olmadığını görenler, bedeni kadim olanın yüceliğine bakıp, BSUİ'nin gücüyle birleşmeye indiler.

Etki olmazsa, yürekte ışık yanmaz. İşte bu nedenledir ki "evim Allah'ındır" diyenlerin gözü görmeli. Yolu bulmaları için ışık olmalıyız onlara. Aslımız, doğumlarla, değer kayıtladı dünyaya. Biz, aslı kendi olanlarız, yoğunluğu olanlarız ve asıl olarak dünyada bulunanlarız. Övüp yermeyiz kimseyi, onlar BSUİ'nin kayıtlarına ulaştıkları zaman,  cevherdeki o güç ışır yarım.

Allah, kendi yüreğinizdedir. Ellerin, ayakların sesleştiği bir dirilikte; bizsiz olmadıkları, bizim yüreğimiz oldukları dinletilir. Asla yanlışım yoktur. Özün sözünü söyleyecek düzeydeysek eğer, yarını bildiğimizdendir. Ömür boyu çalışıp da yanlış bir dönemin ışığını, kendi ışığı diye dilleyeceklerin, Beden Kaynakları'nda ışık yakma imkanları olmayacaktır. Rehin olanlar da Dünya İlmi'ni anlayacak düzeye ulaşamadıklarından; Kutsal Devreler'in, Kutsal Tertipler'in gücünde yücelemeyeceklerdir.

"Evim Allah'ın" diyebilmek için; etki kodlarıyla kendi yoğunluğunu dilliyebilmek gerekir. En önemlisi de dondurulanların, Kutsal Kaplar'ın ışımasını sağlayacak değerleri taşıyabilmeleri, muktedir olmalarıyla mümkünken; onlar, korunabilmek üzere dondurulmuşlardı. Ve onların, kendi yüreklerini alıp bu çalışmaya dahil edilebilmelerini sağlıyabilmemiz önemliydi. Kollar açıldığında, yürek ışır ve bilgi, Allah için kendi yüreğinizde dillenir. Ortak teknoloji, ortak kürzün ışığıdır. Önemli olan doğrusunu söylemek değil, doğrusunu dillemektir. Sözle dil farklı mıdır? Kendini kendinden ayrı dilleyen, kendinde sesleşenden ayrılır mı? Ayrılır yavrum! Ayrılır! Ayrılır... Eğer ben sesleşirim ama dil benim değilse; benim dilim değilse; o ses bende küçülür. Dava, Kuran'ı Kerim'i dilleme davası değil, Doğum anlarındaki ışığı, bugün burada, Kutsal Günün Gücü'nde bulma davasıdır.

Dağlarım, doğduğunuz öldüğünüz anlar bilinir. Doğan, ölenin gücünü alır, ölümden öte ölümlerden gelir ve yenilenir. Amin... Dağlarım; ölen, yürekteki yücelikteki kayıtlardan gider. Ve görevi, kendi yoğunluğunda BİR için çalışarak, ışımaya kayıtlanmaktır. Artık dünyadayız. Burada, bugün bütün köprülerin açıldığı bir yerdeyiz ki  itaat; bütün kötülüklerin aşıldığı bu yerde, bütünlüğün gücüne itaattir.

Aslı bilenin, yüreği aydınlanır. Dava, Allah'ın dediği gibi, asıl olarak dünyada görev taşıyabilmektir. Ve bizler görüyoruz ki aslı dünyaya inenin, yüreğinde hırs yok ve görev ocağındadır. Otururuz, dünya dağlarında görevi alan kim diye bakarız. Hakettiklerini, haketmediklerini ve yoğunluklardaki ışıklarını dilletiriz yüreklere. Başka başka Dünyalılar'da gelirler ve hepsi kendi yüreklerini ararlar. Dümen kiminmiş!? Zeki olan kimmiş!? Yolu açan kimmiş!? Bütünlenen kimmiş!? Lütfettik mi onları kendi yoğunluklarına!? Kati olarak lütfedilmişler mi!? Kuran'da onların yüceliğinde ışıyan birleşen oluşmuş mu!? ve doğa onları dinleyebiliyor mu? Eğer doğa, Dünya Teknolojisini dinleyebilecek düzeye ulaşanları, dinliyebiliyorsa kürzün ışığı sönmez. Buyurun olan budur. Umut Turkuaz Göz'ün gücüdür.

Yaratan'ın tabiatına aykırı olan çalışmalar da olur dünya üzerinde. Onlar, gözleri görmeyen, yüreklerinde kınanış olan, kısırlık kayıtları bulunanlardırlar ki, taktir-i takdim olan hakimiyetteki o yoğunluklar, onların ışıklarını söndürmek için kaynaktan kendi yüreklerini çıkarmak dilerler.

Özün sözünü söyleyenlerin hepsi, yürekleriyle söylerler. Muktedir olmak için, Kutsal Gün'ün gücüyle dillenmek için ve cemaatlerini kendi yürekleriyle dilliyebilecek yüreklerle birleşmek için, bu çalışmaya dahil edilirler. Allah der ki "OL". "Ocak sönmemeli. OL." Olan budur yavrum. Oldu...  İşte bu...

Şimdi muhakkak görevlilerin biri seni, senin yüreğini dinlemek ister. Onlara kendini anlat ki yürekleri görev almış mı almamış mı bilelim.

- Allah'a karşı saygımız yücedir. Rükuya eğilip; bize kendi yüreklerini dilletmek isteyenlere de saygımız yücedir. Levhi Mahfuz'u, kendi yoğunluklarından üstün görenlere de saygımız yücedir. Yarın Allah için ne yapmışız; bugün ne olmuş bunları size anlatabilirim. Kendi yüreğimin gücüyle; BİRİN BİRİNİN BİRİ olarak bütün kodlarımla buradaysam eğer, kendi asil koyuluğum buradaysa, bu koyuluk, bizim için önemli olmayan bu koyuluk, BİRLİK için önemliyse; sizin yüreğinizde, her bir kürzün ışığını yakacak düzeyimle buradaysam; Allah'ın dediği, "ağır yükü hafiflet ve hak et"tir ki bunun için buradayız.

Kervan, Allah'ındır ve bu kervanı, herkes kendi yüreğiyle, kürzün ışığındaki kendi kayıtlarıyla dinler. Biz, Allah'ın dediğini diyenler kendimizi ve kendi yüreğimizi dinleyenleriz. Etki alanınız geniştir. Muhakkak çok geniştir. Bütün kodlarımızla, dünya üstü boyutları kendi kotlarımızdaki ışıklarınızla dinletebilecek düzeyimiz var. Üreyen her bir yürekte var olduğunuzun bilincindeyiz..

İnsana, Öz Güç gerekmez. Çünkü insan; sözün, sesin ışığıdır. O, kendini dinler ve kendini diller. Ve biliyoruz ki özden öte bir öz olarak dünya üstü boyutların Kutsal Işıklar’ını yaktık.

Asla yanlış söylemem. Söyleyemem zaten. Çünkü ruhumda, hakimiyetimde hikaye dinlemek yoktur. Ve hikaye dinleyemeyen, hikaye anlatamaz bunu bilin. Ben, doğan en büyük günün kürsüsü olarak buradayım. Bu güç, Levhi Mahfuz'un kodlarının gücünün örtüsünü örtecek bir kürsüdür.

Ölmek olmakmış. Öyle derler. Biz deriz ki ölüş, Allah'ın devrelerindeki ışığın, kendi yüreğinizdeki gücünün, kayıtlardan gidişidir. Biz Allah içinsek eğer, bu ölüm anı; bizim için hakikiyetin kürsülerini umutla, kendi koyuluğumuzu kayıtlayış anıdır. Zaman gelir de öldüğümüz; sözle, sesle dillletilirse, bilinsin isteriz ki ölümden öte bir ölümde, biz yine Birleşik Ailemizle kendi yüreğimizi görev için buralara taşırız. Umut Allah'ın dediğidir. Ve biz, mutlak umutluyuz. Körün gözü olmak; sonsuzlukta yoğunlaşıp ışımak; Kadim Katlar'ın kotlarından ışık alıp bütünlenmek ve BİRLİK değerini taşımak; emre itaat etmek ve zeki olmak; sonsuzluğun sırrı olan bu işleri bizim yüreğimizin gücüyle yapabilmek ve BİZ olabilmek; ilmi anlayabilmek...  Işığımızda bu vardır.

Etki, topluma aittir. Biz, etki alanımızı güçlü kıldıkca; toplum, kendi yolunu açabilir, bulabilir. Buyurun doğa size sizi anlatır. Doğayı dinleyin. Doğada, yürek kürzün ışığı olarak mevcuttur. Olan en büyük güç, tabiatın gücüdür ki bu tabiat gücü, bizim yüreğimizin en güçlü en büyük kürsüsüdür.

Devre devre dünyaya takipciler gelirler. Dünyayı takip etmek ve dünya kürzünü açmak isterler. O takipcilerin, beden sahibi olmaları da mümkündür. İşte dağlarım, bedeni alıp gelen her bir yüreğe baktım. İnsan için gelip gelmediklerini ve hak edip etmediklerini izledim. Bildim ki hak etmemişler. Hak etmek için muktedir olmak yeter mi!? Hayır! hayır yetmez. Kuran okumak yeter mi!? Yetmez. Dava, Allah'ın davasıdır. Bu davayı haketmek gerekir. Evimiz, zorluğu olan bir güçtür. Çok göçler oldu evimizden. O göçenlerin çoğu, bizsiz olmak dilediler. Bedenleri kontrolden çıkanlar, bizsiz kalırlar. 7 doğumun en güçlüsünde, yolun umutsuzluk olmadığını anlayanlarla çalıştık. Atlanta Teknolojisi'ni İsa, Musa, Muhammet'ten üstün bir doğumla Kutsal Gün'ün gücüyle dilledik. İslami Kapılar'ın hepsi açık. Doğa Dünya kürsülerinde ışımakta. Dondurulan teknoloji kayıtları da bugün artık dümenin başına oturtulmak üzere çağırılmaktadırlar.

- Allah için herkes kendi yüreğindekini yapmalı. Ben de kendi yüreğimdekini yapmaktayım. Benim diyebileceğim; benim Kutsal Gün'de kendimi teknolojiyle dinletebileceğim sayfalara ulaştığımdır.

- Öyle! öyle yarım. Ama sesimi kesme!

- Anam, sesini kesmemem gerek biliyorum ama kontrolden çıkıyoruz çoğu kez. Neden bilmiyorum; sana geldiğim an sesleşmek gelir yüreğimden. Önemli olmasa olur muydu!? Bilmek zor değerlim! çok zor ama seni dinlemek kolay. Peki devam et. Sonra yine sesleşeceğim sana.

- Dağım, asla yanlış yapmam. Bunu sen de bilirsin. Doğanın sesini kendi yüreğimde bilirim. Buyur gel bakalım anlat. Kendini anlat da dinleyelim. Dolu bir Gün!... Geldin!... Biliyorum, köle olmadığını; yücelikte ışık olduğunu;  Kuran olduğunu anlatmak istersin öyle mi!? Hadi anlat da dinliyelim seni.

- Anneciğim, cevap aradığım çok sorunun cevabı burada. Ben niye buraya geldim diye sorduğum zaman; "dava Allah davası" dediler. Öyleyken buraya gelmeme gerek yoktu. Allah, hediyedir bize. Her yürekte vardır. Oyun değil! oyun değildir Allah amma coğrafyasında ışık yanan bir yerin, öz görevle dillenmeye başlamasında muhakkak teknolojinin de bulunması gerekliydi. Ve ben, kendi teknolojimi; buraya, kendimden üstün bir yücelikle dinletmeye geldim. Bana sıkıntı olmamalı burada kendimi oğullamak, oğullarımda kotlamak... Ve tuhaf olan! çok tuhaf olan çalışmalara katılmak istedim. Öyle tuhaf ki anlamam imkansız gibi.. Burada Bilgi Kodları var; burada gözler var; burada tetikte bekleyenler var. "Elden geleni yapın" diyenler var; cennetin cemaati var; Kadim Katlar var; maya olanlar var ve kantar var. Özün sözünü söyleyecek dümene oturanlar da var. Neden ben de geldim!? Bunu bana anlat. Çünkü Yaratan taktim etti beni. Ve ben hakikiyetin koyuluklarında görev taşıyacak düzeydeyim. Levhi Mahfuz'un; 7 doğumun gücünü, öz görevle dilleyeceği bu daimiyete ne getirelim; Allah için anlat da bilelim.

- Dağlar; bu, yarın Allah için ne olacak diye bize sorar. Görür her şey yenilenmekte. "Tuhaf bir çalışma