RUHSAL BİLGİ SÖZLÜĞÜ:
Ahret = Tartışılmayan kavramlar
vardır. Ahret bu kavramların başında gelenlerdendir. Bilgi Kotları’na kayıtlı olan
kelimelerden birisi olan Ahret, Kadir Kapılar’ın ışığıyla anlatılıyor:
Ahret, ölümden sonra geçiş yapılan bir alandır. Bu alan, doğumla dünyaya gidenlerin
geçiş sayfası, dönüş alanıdır. Her yüce can da dahil olmak üzere, her ölen; bu yerin
üstüne geçiş yaparken bu sayfalara girer ve zaman zaman burada kaybolur. Kaybolması,
ana kayıtlardan çıkması anlamına gelir. Birçok din bu konuyu anlatır.
Sayfalarda kaybolmak, son derece büyük bir sorundur. Bunun için ölenlerin akrabaları
ki onlar daha evvel devreden geçmiş olanlardır. Bu sayfalara giren enerjiyi karşılarlar
ve ona rehberlik yaparlar. Onlar, kendi sahip oldukları konrol gücü ile varlığını
kendilerinde bildikleri ve diri yüreklere dilledikleri enerjiyi, geçişte kendi dirilikleri ile alıp taşırlar. Çokları; bu çağırıya karşın,
“ben, sizden
çok daha güçlüyüm. Siz, benimle olun” diyebilir. Bunu diyen, görev teni ile der
ise çok büyük bir göz olması istenir. Onları tanıması ve onların cevherini kendi
yüceliğinde taşıması istenir.
Baş tacı olanlar da var. Onlar,
geçmek için bekletilirler. “Herkes
geçsin, onlar daha sonra geçsin” denir. Çünkü onların soyları, bütün kotları tabiata
indiren Yüce Canlardır. Onlar, dara düşmezler. Bilirler ve hakim olup gitmek istedikleri yerlere giderler. Çok önemli kapılar
açılır
onlara.
Bir an için geçip, devrelerde bekleyenlerle kontrol kuramadığınızı farzedin. Olan her ne ise kötü olmayabilir.
Çünkü sizler din tartısında tartılıp, görev tertibinde görev taşıyansanız, sizi
kimse güçsüz bırakmaz. Her yol sizi Işık Kotları’na taşır. Bin tartı, sizi tartsa
da hepsinde güçlü ve yücesiniz.
Çok özel durumlar da vardır.
Bir canlı, bir ölüyü geçirebilir. Bu zaman zaman olur. Eğer ölen can, onun kotlarına
tabi bir can ise, ölüş anından itibaren kontrol, canlı olana geçer. Onun, son sözü
söyleyebilen bir yürek olması zarureti vardır ki kendi yolcularını taşıtabilsin.
Körlük olmamalı, varlaşanları görevleriyle güçlendirmeli, onlara talimatlar vermeli,
güçlenen o can, tabiat kürsülerini yaratılış safhalarına indirmeli ve ölmüş olan
o yolcuyu alıp taşımalı. Bunu yapan aşağı yukarı bizim sayılarımıza göre 300 kadar
yaşayan var. İnsan olan bunu yapar ama her yürek insan olmadığından bunu yapabilmek
kolay olmaz.
Ak Tohum = Kutsal güçle kutsal
gözün çalışmalarının neticesi olan Birleşik Güç’tür.
Allah’ın Tohumları = Dünyada
yaşamakta olan her yürek Allah için çarpar. Hepimiz Allah diriliğinde hakimiyet
kurabiliriz. Hak de hakimiyet kurabilmek
için mutlaka görev teni yaratıp güçlenmek gerekir. Bunun içindir ki Allah’ın Tohumları
dediğimizde “BİR”i kastederizi. BİR, Birleşik İnsanlık Realitesi demektir.
Atlanta Tohumları = Tanrı’ya
takdim edilen yürekler, Ak Tohumlarla dillenen birleşenlerdir. Ana Kapıları
açtıklarında artık onlar teknolojinin görevlileri
haline ulaşırlar. Birleşik Aileler, Dünyalılar’a güç vermeye geldiklerinde, Din
Tenler, Işık Tenler haline varır. Bundan sonraki sayfalarda, ağır olan
yük artık hafiflemeye başlar. İşte “BSUİ Vakfı” bunun için kurulacak.
Beşir Katlar = Kutsal Gün
için dünyaya inen ve Kadim Kotlar’ın gücünün üstünden inmelerine rağmen. korunmak
maksadıyle kendi yüreklerindeki Birleşik Işığı sınırlandıran; sonsuz sır olan bilgiyi
kilitliyen; sonra derelerin ışığı ile birleşip yenilenen ve dünyadaki sayfaların
okuyabilen birleşenlerdir.
BSUİ = Barış, Sevgi, Umut,
İnsan; ışık kayıtlarını dinletebilen birleşenin
kotlarının müşterek koyuluğudur.
Çoban = Çabalarıyle din tertibinde
görev dilini dinleten; bilgiyi yoğunlaştırıp yolculara dilleten ışıktır.
Dillerin Dürümleri = Dağlardan
görev alanlar, güçlü yücelerdir. Dilleri dinlenen o yüceler, bütün yüceliklerde
hakimiyet kurup ışık yakarlar. Onların sonsuzlaşması ve yolcuları yüceltmesi büyük
bir iştir. İşte bu işi başaranlar Hak Tertibi ile başarırlar. Artık onlar için ışık
kutsaldır ve zarar edilmez. Bütün maya olması beklenilenler; bu çalışmalarda görünmekle
birlikte, her biri ışık yakamaz. Bellek tertibi zor bir yüceliktir. Hal böyle olunca
dara düşmeyen yürekler, teşkilat kurup dinlerini anlatırlar. “Anlar anı” denilen
zaman sayfalarında bu bilgiler olgunlaştırılır. Her
bilgi, kadim olmasa
da hakimiyet kurulduğunda ışık yakabilir. Her yakılan ışık, Birlik içindir. İnsan
Irkı, Birleşik Işık Kotları’ndan yaratıldı. Bu nedenle her yerde kendi yüceliğini
anlatabilir ve hak edebilir. Dağların, Görev Tanrısallığı’nda Hak Tertibi birleşir
ve sonsuz sır olur. İşte Yapılan çalışmalar bu şekilde yapılır. İnsan Soyu, kap
kap bilir ve kap kap bildirir. Her bilgi bir kabdır. O kabı anlatmak sorumluluğu,
insan ırkınındır. Hak Tenler, bu çalışmalarla bilgi kablarını taktim ettiklerinde;
bu kablar, boş olan yoğunlukları doldurur. Böylece her kap,
farklı yoğunluktaki diller ile dinlenir ve farklı yoğunluklar farklı dürümler
oluşturur. Bütün çabamız, bu dürümlerin, görev tenler olarak Kutsal Gün’ün gücü
haline dönüştürülmelerinin sağlanmasıdır.
Dünya Tevkifleri = Dünya,
tabiatın görevini taşır. Hepimiz bu çalışmalara güçlenip gireriz. Güçlenmemiz Kadim
Kotlar’ladır. Eğer bu kodları, yolculara kayıtlattırabilirsek hamiyetli çalıştırıcılar
dünyaya inerler ve dünyanın güçlü yüceleri ile birleşirler. Dünyadaki her dere kendi
yüreğini alıp akar. Amin... işte tevkif, tabiatın kotlarındaki kayıtların, Alton
Tenlere tabiat tarafında kayıtlanabilir şekilde teslim alınmasıdır.
Göç Kayıtları = Dünyaya geçip
gelenler, dünya diriliklerinde devamlı değildirler. Onlar, görev yapıp yeniden
kendi devrelerine girmek üzere göç ederler. Göç edebilecekleri diriliklerin yoğunluklarını
var etmeleri gerekir ki tartısız biçimde, Düzen Kapıları’nı açıp gidebilsinler.
Her yüce, dünyaya Göç Kotları ile gelir ve geçişi yapar. Buyurup giren yüreklerden
çokları da bu şekilde geldiler. Yine geri gidecekler. Dünya tartısı onları
tarmayacak mı? Hayır tartacak. “Zaman Soyu” denilen kotlar vardır. İşte onlar, geçişi
kolaylaştırmak için dünyaya girip dünyaya güç verirler. Bunun sonucu olarak dünya
da onlara güç verir. Dünya tartısı, onların yoğunluğunda görevini yaratır. Çalışıp
başaranlar dara düşmeden geçiş yaparlar. Ocaklarında, kendi yoğunlukları ile bir
olanlar da bu kervana katılırlar. İtaat edenler ve
ikna olanlar
da canlarını, tek tek bu yoğunluklara kayıtlarlar ve canlarını tabiata katıp ışık
yakıp dünyaya geçişlerindeki kotlarını elde edip, geri dönüş yaparlar. Oğullarını
almaya gelenler de var. Onlar da bu gün görev için ışık yakacakları, düşünce cahiliyesinin
üstü olan hakikiyet
derelerinde bekletilirler. Hepsi mahir olup
geçecekler. Dar zaman, bol olan zamana kapı açar. Çalışanlar dolduklarında, zaman
bollaşır ve yol açılır. Onlar hep çalıştılar.
Göl = Gür ve hakiki olan yücelerin,
Birleşik Işık Kotları ile yarattıkları,
her çalışmada düzene kayıtladıkları bilgilerin tamamıdır.
Gürz = Zamanda, zamanlı bulunan
yoğunluklarda, BSUİ’nin yüceliklerinde bilinir gürz. Gürz birçok güneş sisteminin,
birleşik ışık yoğunluklarının, kutsal gözlerin ve
sözlerin BİR olarak çalıştığı ve eşya yaratıyı da daimiyette kendi yoğunluğunda
saklayan sonsuz yaratıcılıktır.
Işığın seslenmesi = Işık, tabiatın teknik tertibinin; güçlü yüceler tarafından birleşilerek sonsuzlaştırılması
sonucunda, yol olan değerlerin akmaya başlaması ile geri dönüş sayfalarına geçişi
sağlayan bir göz, sözüdür. (Geri dönüş, kaynağa geri dönüştür.)
İlm-i Hak = Hak İlmi’ni kaim,
kadim olarak dilleyebilen.
İslami Kapılar = Tanrı’ya
görevli olanlar, muhakkak Işık Kapıları’nda görev taşırlar. İnsan soyuna görev üstlendirildiğinde,
her dere yeni bir diriliği diller. Hak Tertibi’nde, buna ışık vermek ve bu Can Toplum’a
güç vermek için birleşip görev yapan her yüce, İslam’dır. Yani dini tepkiler
boştur. Her yer Allah’ındır ve her dere ışık için akar. Bu nedenledir ki “İslam
Devreleri” dendiğinde; Muktedir Kotlar aklımıza gelir. Ağır taşıyıcılar dünyaya
Işık İlmi’ni dinletmeye inerler. Çoklarında bütün kotlar kayıtlıdır. Onlar Tabiatın
gözü ve sözü olarak yağmurları yağdırırlar. İnsan sayfalarını okurlar ve can teni
temizlerler. İşte bizler bu çalışmalarda güçlendirici oluruz.
Kabine
= Kutsal Kabine de diyebileceğimiz bu görev teni, Birleşik
Aile’nin kontrolu için çalışan üst düzey yolculardır.
Kadim Kapılar = Atlantalılar’ın
kodları ile yaratılan kapılardır. Buralara inebilmek ve girebilmek imkanı varsa da
bu imkan, sayfalarında Atlanta Bilgi Kayıtları olanların, görev ilmine
ait olan güçledir.
Kerim olmak = Kat kat olan
yolcular, Işık Kapıları’na ulaşabildiklerinde, dinlenirler ve sevgiyle birlik olurlar.
İşte onlar için kerim olanlar denir.
Kod = Bilgi daimiyetlerinde
“kontrol kodları” da dediğimiz kapılar vardır. Bu kapılar, bütün cevherlerin tohumlarını
kayıtlayabilen gözlerce dinlenebilir. Har yükseltilerek kodlara giriş yapılır. Birçok
ilim hakimi bu kodları kendi toplumlarına açıklıyarak, bildiler ve hakim oldular.
Bilmeyi istediğiniz anda her biriniz bir kod ile birlikte cevhere girersiniz. Giriş
kodunuz, sizi size açıklar. Cevher, sizin kendi yüceliğinizin ışığını size dinletir.
Her dere kendine varır ve kendinden akar. Bunun içindir ki kod, Allah’ın gücünü
tartmadan size açan bir klittir.
Köprü
= Dünya yoğunluklarında birleşebilmek için mutlaka bir araya gelmek gerekir.
Köprüler iki yoğunluğu veya daha fazla yoğunluğu bir birlerine bağlayabilen güç
sayfalarıdır.
Kuran = Tanrı’nın kayıtlarının
dirilerce dillenmesi sonucunda kotlanan bilgilerin yaratıma arzedilmesi; gerçek
cevherin yolu bulabilmesi ve Zaman Soyu’nun Can Toplum’a görev teni ile girebilmesi
için yaratılan; bir çok ışığın birleşik olarak yazılar yazdığı kitaptır.
Kutsal Dil = Dinler, bütün
kötülüklerin aşılabileceği yücelikleri yaratır. Bir anayı düşün. O her diriyi
kendi yüreği bilir ve onların görevlilere dinletilmesi için BSUİ’yle dirilir ve
can topluma
dümen verir. O dümeni, her yüce bilmezse de din tabiatına aykırı olmayan
yoğun çalışanlar bilirler. İşte bu çalışmalar nedeni ile
çokları, Kutsal
Can Tabiatı’nı dinleyebilmekteler. Bedenlilerden bir an için ayrılsak, bu çalışmaların
çok sorular getireceğini biliriz ama hakimler geldiklerinde tek tek çalışmaları
dillerler, sonsuzlaştıklarında insan soyunun Kadir Kotlar’a vardığını anlayıp yedi
can ile birleşip yedi tohum ekerler. Bütün maksatları, kemal güçte olan birisini alıp
durağan günler için saklı tutmaktır. Halk çok önemser bu çalışmaları ve sayfa sayfa
yazılan yazıları. Her yolun ışığını dinler ve “bak bakalım” der, “acaba hangisi
daha iyi.” BSUİ çalıştırıcıları, teşkilat kurduklarında, gözleri açık kalır ve hakimiyetle
güçlendiklerinden toplumlarını gözleri ile tanırlar. Şansları çok iyidir. Meseleyi
anlayıp görev yaparlar. İşte Kutsal Dil, bilip çalışılanların görev diriliğidir.
Oraya ulaşan her yürek sayfa sayfa kendisine ulaşır.
Bilmek ile birlikte
bilmek farklıdır. En önemli olan birlikte bilip birlikte güçlenmektir. İşte bunun
için dil gerekir. Dil olmadıkça tek olan her dere kemal
yüceliklere varıp güçlenemez.
Kutsal Göz = Görevlilerden
görev teknolojisini kayıtlatıp onlara güç veren; ocaklarının
göreve hazırlanmasına
ışık yakan ve sır olan bilgiyi açıklatan görevlidir.
Kutsal Gün = Kutsal olan ak
toplumun gücüdür. Gün, teknolojide; ışık yolcularının yarattıkları Birleşik
Gücün diri yüceliğindeki zaman sayfalarıdır. Birleşik Ailenin yoğunluklarında. bu
zaman sayfaları BSUİ’nin gücüyle dinlendiğinde, Güç Kotları baş tacı olan yüceleri
diller. İşte bu dilleniş, zaman sonsuzlaştığında başlar. Her yol aklındır ama hakim
olan yol gücündür. Güç,
devreye girdiği zaman, artık insan ırkı farklı bir
günü deneyimlemeye başlar. Bu gün, ilmin günüdür. Onun içindir
ki kutsaldır.
Kutsal Işık =
Kutsal olan, ak topulumun gücüdür.
Tabiat ise ak tertibin gücüdür. Her biri ak olanın gücüdür. İşte bundandır ki hakimiyet
kurduğunuz zaman ışık yanar. (Ak toplum gücü, kutsallıkla nitelendiriliyor. Ak tertibin
gücü ise Tabiat olarak nitelendiriliyor. Mutlaka tabiat muhteşem bir tertiptir.
Kutsal olan ak titreşir; tabiat olan ak titreşir. Aklar tek tek birbirlerine eşdeğer
nötr değer taşırlar. Toplumun kutsal olan ak gücü, Tabiatın ak olan tertibi ile
ak ortak değerinde birleştiklerinde kutsal olan toplum gücü
tabiatı kontrol ettiğinde
Kutsal Işıma meydana gelir. Bu toplum gücünün
tabiattaki ışımadır.
Allah için yağmurlar yağdıran,
ak tohumları yeşerten ve zaman sonsuzlaştıran her yürek, sayfa sayfa ışık olur.
Onlar, Kuran okuduklarında can cemaati onları diller
ve ışık olur.
Kürz = Zaman sonsuzlaştığında,
güçlü yücelikler kürzün sayfalarına geçebilirler. Bu sayfalarda ışık
son derece
güçlüdür. Her yürek bu sayfaları oğulları güçlendiğinde bilir.
Her yüce de kendi yüceliğinde bu sayfalara girip bu sayfalarda göz açar. Açtığı
göz dünya diriliklerini dilleyebilir. Yücelikleri dilletebilir ve sınır aşıp yoğunluklara
geçebilir. Her yer onun için ışık halinde girebileceği sayfalardır. Daha çok
Allah için çalışanlar bu sayfalara geçme olanağına kavuşurlar. Çünkü onlar Allah
sonsuzluğunda kendi yoğunluklarını dilleyebilirler.
Kütle = Kadim Kapılar’ın ışık
kayıtlarıdır.
Merkez Kayıtlar = Tanrı’nın
lutfuyla ulaşılan; her anı birleşik olan; canın, çoğu
diriliklerdeki yüceliklerini
dilleten, birleşenlerin kantarlarıyla var ettikleri BSUİ’dir. (Barış, Sevgi,
Umut, İnsan)
Nahr-ı Kaham = Sonsuz sınırsız
görev gücünün, kültlerde göç yağmurları yağdırabilecek düzeye varan cevheri gücü,
dava olarak
açıklayacak düzeyi
Öz = Bütünlüğün dili
olan, hükmeden, hakimiyet kuran, can tabiatına ışık olan ve sınırsızlaştıran
bilgidir.
Özün sözü = Dürümlerinde görev
tertibi olan ışık kapılarındaki sessizleştirici veya sesleştirici diriliktir.
Rahmaniyet = Na-Har diye bilinen
bir diriliği aşıp geçtiğiniz zaman; Ra-Ka dediğimiz boyuta ulaşırsınız. Bu boyut,
Rahmini Rahman’dan güçlendiren görev
tertibini taşır. İşte Sistem Devreleri’nden
geçip ulaştığınız bu yer; “Ra Kot”dur. Buraya varan her dere, kendi yüreğine
iner. Rahman’a; hakim olup umutla ulaştığınızda, kendi yüreğinizdesiniz ve burada
zaman sonsuzlaşır. İşte sonsuzlaşan zaman; Rahmaniyet Kayıtları’nı, Sistem Devreleri’nden ışık güç olarak size yarattırır.
Rahmin Kodları = Rahman’ın
yüceliğiyle diri yüreklere akan güç, ak tohumlarla yaşatılır. Hepimizin zaman
sayfalarında, Rahmin Kodları vardır. Bir tanıtıcı, kadın olarak rahmi
tanıtır. Bir diğer kayıtta rahim; kadınların doğum organı olarak tanıtılır.
Bütün tanıtılanlar tabiatın görev tertibi ile bilinen kayıtlardır ve bu kayıtlara
ilişkindir. Emeklerin boşuna gitmemesi için her yüce bu kavramları zikreder ve son
sözün sayfa sayfa yazılması için bekler. “Rahim Kod nedir?” diye soranlara bizler
de şunu söyleriz; hak edenin, teknolojik kodlarla yol olarak yarattığı ve yine kodlarla
güçlendirip, yol açmak için değerlendirdiği din tertipli kayıtlardır. Bu kayıtlara
hiç kimse itibar etmez ama aslın sonsuz sınırsız olan sırrı bu kayıtlarda bildiriler
şeklinde mevcut olduğundan; bu kayıtlar,
tartışılmayan bir cevheri
görev tekniğidir. İşte Rahim’i biz bu şekilde açıklarız.
Ruhsal Meclis =
Ruhun sonsuzlaşmasını ve sayfa sayfa yoğunlaşmasını sağlayan yücelerin oluşturduğu
meclistir.
Semanın seslenmesi = Tabiatın
güçlü yücelikleri, Birleşik Işık’da dillenebilirler. Bu dilleniş her yüreğin dirilip
her diriyi dinlemesi anlamına gelir. Bu güçlü dilleniş ana sayfalardan da gerçekleştiğinde
bunu her yücede dinler. İşte semanın seslenmesi bu şekilde gerçekleşir.
Ses = Dili diri olan her yürek
seslenir. Bütün tabiat Ses Kotları ile yaratıldı. Hak Tertibi’nde ses,
ışığın gücüdür. Düzen Kapıları’nda ses, aklın tertibidir. Işık yoğunluklarında ses,
Birleşik görevdir. Dara düşen için ses, Melekler’in Ses Kotları ile yoğunlaşıp,
dillenip, birleşip ışık katışıdır.
Teşkilat = Birleşik Işık Yoğunlukları’nın
bir araya getirilmeleri neticesinde oluşan yürek kürsüsüdür.
Turkuaz Göz = “Yedi doğum”
dediğimiz; dilin dillenişindeki sayfaların en güçlüsü olan, sekiz kayıtla birleşerek
okunabilen; cevheri çalışmayı kotlayan ve başlatan bir güçtür. Bu güç, aile meclislerinde
(Birleşik Aile Meclisleri) dillenen,
sonsuzluğu Birleşik
Işık’la dinleten ve zarar önleyen bir cemaat kürsüsüdür. Bu
cümledendir ki, her yol ağır yükü hafifletirken, Birleşik Aile’nin kütlesinden görev
taşır. Doğumların sonuncusu olan sekizinci doğumu hazırlayan 7. doğum anından itibaren
her dere, Turkuaz Göz sözünü söyleyebilir. Bu söz,
zararı engelleyen,
yüceleri kotlayan ve zarar etmekte olanların yolcularını kontrol altına alan bir
sözdür. Bilen ile bilmek ve birleşmek, kotlanmak, sayfaları gürlükle okumak, zamana;
son sözün sözü olan cevheri kayıtlamak, sırrın ışığına ulaşmak ve Ana Kapıları açabilecek
düzeyde bir cin ve bir in olan ilim hakimi ile BİR olmak,
böylece canlanmaktır...
Vaz-ı Kerem = Vaaz veren her
diri,
yoğunluğundan bildiğini her yüreğe bildirir. Her yürek de
kendi yüceliğiyle bildiğini 7 dil olarak hak edenlerde dinletir. Bir tek ışık olmayanda
bildiğini dinletmez. O dahi vaaz edileni anlayabilecek düzeye vardığında artık kadim
kapıları açıp bilme safhasına ulaşan yürekler açı genişleterek
bilgiyi kerem olarak anlatabilirler.
Yoğunluk = Birlikte yapılan
çalışmalar, “Birleşik Işık Yoğunlukları” denilen bir çalışma koyuluğu meydana getirir.
Bu koyuluk, bilginin kayıtlarıyla gerçekleşir. Gözünüzün görmediği bu sayfalarda.
gür hakikiyet verdır. Çokları, sanırlar ki çalıştıkları boşunadır. Hayır.
Her yapılan çalışma kendi safhalarında, kendi yoğunluklarında görev tekniğini yaratır.
Böylece cemaat haline geliş imkanı olur. Her ana kendi sayfasını yazar ama her yazılan
sayfa birleşerek kitap haline geldiğinde, “Birleşik Işık Kitabı” olur. Önemli olan bu kitabı okutmaktır. Her ses. o yoğunlukta vardır ama anlatılan her bilginin anlaşılabilirliği
önemlidir. Sınırsız bilgi taşıyan yüceler vardır. Onların bilgileri herkes için
çok önemlidir ama onlar
bildiklerini anlatamazlar. Dahası anlatmaya gerek
duymazlar. Bu çalışmalarda anlatım büyük değer taşır. Hepimiz zaman zaman bilir
ve dinleriz herkesi. Bu bütün çabamızın gerçek cevheridir. Kendimizi dinletmemiz,
bizi Kutsal Işığa bağlar. Amin...